Umutsuzluk başına yakın mesafeden bir kez ateş ederek intihar etti. Olay yerinde hayatını kaybetti
Bu sene sınav öncesi, dersahanelerde başlayan ÖSS intiharları devam ediyor. “Diyarbakır’da önceki gün bir genç, ÖSS’de yeterli başarıyı gösteremediği düşüncesi ile girdiği bunalım sonucu intihar etti.” Tüm alıştırılmışlığı, tüm olağanlaştırılmışlığıyla böyle başlıyor burjuva medyada haber.
Diyarbakır’da bir genç: Adı, Ergin Bayhan.
Diyarbakır’da bir genç: Yaşı, 25.
Diyarbakır’da bir genç: -Onlar belirtmez, biz söyleyelim- Kürt.
Diyarbakır’da bir genç: ÖSS sınavından çıktıktan sonra doğruca geldiği evinde, sevgilisinin elini kavrar gibi kavradı bir silahı.
Diyarbakır’da bir genç: ÖSS sınavından çıktıktan sonra doğruca geldiği evinde, sevgilisinin elini kavrar gibi kavradığı silahı, ölümden başka herşeyi kurması gereken gencecik başına dayadı.
Diyarbakır’da bir genç: ÖSS sınavından çıktıktan sonra doğruca geldiği evinde, kalem tutmayı düşleyen parmakların çektiği tetikle, UMUTSUZLUĞU ÖLDÜRDÜ. GELECEKSİZLİĞİ...
Olay yerinde hayatını kaybeden umutsuzluğun cansız bedeni yakınları tarafından Diyarbakır Devlet Hastanesi’ne kaldırıldı.
Umutsuzluğun cansız bedenine sarılan anne, hastanede sinir krizleri geçirdi.
Olay yerinde inceleme yapan polis, umutsuzluğun başına yakın mesafeden bir kez ateş ederek intihar ettiğini belirledi. Tutanak tutuldu. Dosya kapandı.
Oysaki aynı umutsuzluk ÖSS'den bir Pazar önce yapılan Ortaöğretim Kurumları Sınavı'ndan sonra aynı gerekçeyle yine Diyarbakır'ın Bismil ilçesinde 14 yaşında intihar etmişti.
Oysaki umutsuzluğun ölüm haberleri Batman'dan kadın intiharları ile hep geliyor.
Oysaki aynı umutsuzluk iş bulamadığı için Antalya'dan çıkıp geldiği Afyonkarahisar'da 29 yaşında intihara teşebbüs etmişti.
Oysaki aynı umutsuzluk dün Konya'da daha 11 yaşında intihara teşebbüs etmişti.
Dün demiştik size “Ahmet'in durumu ağır, hastanede yaşamla hesaplaşıyor” diye, “Yaşayıp yaşamaması onun için değil bizim için önemli.”
Onlar seçimini yaptı, bize olan umutsuzlukları onları bu tercihe zorladı. Bütün çocuklarımızın geleceğine umutla bakmalarını sağlamak bizim elimizde.
Kalbinde kendinden daha büyük bir çocuk taşıyan çocuklarımız için önce “Meçhul Öğrenci Anıtı” sonra 40 bin çocuğun tarlada çalışmak zorunda kaldığı için karne alamadığı Urfa'dan bir fotoğraf ve son olarak Amed Röportajları -II'de yer alan bir pasaj:
MEÇHUL ÖĞRENCİ ANITI
Buraya bakın, burada, bu kara mermerin altında,
Bir teneffüs daha yaşasaydı,
Tabiattan tahtaya kalkacak bir çocuk gömülüdür,
Devlet dersinde öldürülmüştür.
Devletin ve tabiatın ortak ve yanlış sorusu şuydu:
-Maveraünnehir nereye dökülür?
En arka sırada bir parmağın tek ve doğru karşılığı:
-Solgun bir halk çocukları ayaklanmasının kalbinedir.
Bu ölümü de bastırmak için boynuna mekik oyalı mor
Bir yazma bağlayan eski eskici babası yazmıştır:
Yani ki onu oyuncakları olduğuna inandırmıştım.
O günden böyle asker kaputu giyip gizli bir geyik
Yavrusunu emziren gece çamaşırcısı anası yazdırmıştır:
Ah ki oğlumun emeğini eline verdiler.
Arkadaşları zakkumlarla örmüşlerdir şu şiiri:
Aldırma 128! İntiharın parasız yatılı küçük zabit okullarında,
Her çocuğun kalbinde kendinden daha büyük bir çocuk vardır.
Bütün sınıf sana çocuk bayramlarında zarfsız kuşlar gönderecek...
Ece Ayhan
(1931 - 2002)
[foto]urfa.jpg[/foto]
“Burda çocuklar 6 yaşından sonra genç olurlar, büyük olurlar. Çocuk dediğin; okula gider, parkta oynar, oyuncakları olur, çikolata, şeker yer, renkli renkli giyerler. Burdaki çocuklar 6 yaşında başlıyor çalışmaya, okula gidemiyorlar, park yerine işe çıkıyorlar, ellerine oyuncak yerine boya sandıkları, mendil, simit sandıkları taşıyorlar, fırça taşıyorlar. Çikolata, şekeri sadece satıp para kazanmak için alıyorlar. Yemek için değil. Ayaklarında yırtık, en az 2-3 numara büyük ayakkabı vardır. Renkli değil, siyah giyerler. Silah sesleri arasında, savaşın içinde büyürler. 7 yaşındaki çocuk günde 10 milyon için, 100 tane tavuk keser hayvan pazarında. O küçük eline bıçağı alıp, peş peşe tavuk keser… Ev geçindirir. Sen söyle bunlar çocuk mu?”