İZELMAN ve İZBETON'da TİS imzalandı

GÜNCEL
Cuma, 15 Temmuz 2005 (21 yıl 2 hafta önce)

İzmir Büyükşehir Belediyesi'nin yankuruluşları olan İZELMAN ve İZBETON'da TİS'ler imzalandı. TİS görüşmelerinde anlaşma sağlanamayınca her iki kuruluşta örgütlü olan sendikalar grev kararı almıştı.

İZELMAN işçilerinin örgütlü olduğu DİSK Genel-İş greve sadece saatler kala sözleşmeyi imzaladı. Sendika İZELMAN işçilerinin uzun süredir hak gasplarına maruz kaldığını yine İzmir Büyükşehir Belediyesi'nin yan kuruluşu olan İZULAŞ'taki çalışanların kendilerinden oldukça yüksek ücret aldığını onların düzeyinde ücret almak için greve çıkacaklarını söylemişti. Onun için yüzde 70-80'lere varan oranda zam almaları gerekiyordu. Ancak greve saatler kala, ortalama yüzde 17'ye imza atıldı

İşçiler yapılan sözleşmeye tepki gösterdiler örgütlü oldukları Genel-İş 3 No'lu Şube'ye giderek Şube Sekreteri Can Bahadır'la tartıştılar. Can Bahadır işçilere "Benim yapabilceğim birşey yok 27 Haziran'da Genel Merkez yöneticileri gelerek sözleşmeyi imzaladılar" dedi. Bunun üzerine işçilerden Kemal, Can Bahadır'a “Bize şöyle diyebilirdin 'arkadaşlar genel merkez imzayı attı benide imza atmam için zorluyorlar ama ben atmak istemiyorum greve çıkalım' deseydin biz senin arkandan sonuna kadar gelirdik” dedi.

Belediye- İş'te örgütlü olan İZBETON işçileri ise 8 Temmuz'da greve çıktı, 9 Temmuz'da sözleşme imzalandı. Sendika greve çıkmaya gerekçe olarak Büyükşehir Belediyesi Fen İşleri'nde çalışanların yüksek ücret aldığını, belediyenin yan kuruluşu oldukları için İZBETON işçisinin aynı işi yapmalarına rağmen düşük ücret aldığını bu yüzden ücretlerini onların seviyesine çıkarmak için mücadele edeceklerini söylemişti. Ancak daha grevin ikinci günü dolmadan yüzde 20'ye imza atıldı. İZBETON'da asıl vahim olan ise İZBETON işçilerinin çalışma koşullarının sözleşmeye konu bile olmamasıdır. İZBETON işçisi havanın 45; asfaltın 200 derece olduğu iğrenç kokulu, tozlu buharlı ortamlarda çalışıyor. Taş, mıcır kırma biriminde (kongrösör) çalışan işçilerin yüzde 90'ının ciğerleri dumanlı. Öyleki sağlık taramasında doktorlar sigara içmeyen işçiye bile sigarayı bırak diyebiliyor. İZBETON işçisinin çoğunun ayakları mantarlı. Asfaltta çalışırken mekap ayakkabı giyiyorlar. İşyeri doktoru fizik tedavici. Zehirlenen işçiye müdahale edecek dahiliye uzmanı yok. Ambulans hiç yok. Tüm bunlar yetmiyormuş gibi İZBETON işçisinin yoğurt hakkı da gasp edildi.

Çalışma satleri içerisinde yoğurt ve ayran dağıtılması gerekirken, işçinin evine verilen yoğurt hakkıda kaldırıldı. Ancak bunların hiç birisi sözleşmede dile getirilmedi.

Gerek İZELMAN gerekse İZBETON'da TİS'lerde sadece ücret meselesi konu edilmişti. Ancak bunda bile kayda değer bir başarı elde edilememiştir. Her iki kuruluşta örgütlü olan sendikalar Büyükşehir patronlarının işçiyi bölme parçalama oyunlarına alet olmuştur. İZELMAN işçilerine İZULAŞ, İZBETON işçilerine, Fen İşleri'nde çalışan işçiler hedef göstermiştir. Sendikalar kendi bağımsız taleplerini ortaya koymak işçilerin insanca çalışma koşulları, insanca yaşanacak ücret isteklerini dile getirmek yerine belediyenin bilinçli olarak yarattığı statü farklılıklarına oynamıştır. Çünkü bu, işin kolay tarafıdır ve eşit işe eşit ücret gibi liberallerin de kabul edebileceği bir sloganın cezbediciliğiyle işçiler kandırılabilmektedir. Yine her iki sendika yöneticilerinin mangalda kül bırakmadıkları konuşmalarında sadece Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreteri Hasan Fehmi Mani'ye yüklenirken Ahmet Priştina ve Aziz Kocaoğluna övgüler yağdırıldı. Söylediklerine göre; Ahmet Priştina ile Aziz Kocaoğlu işçiden yanaymış ancak Hasan Fehmi Mani mani oluyormuş. Halbuki İZBETON ve İZELMAN işçilerinin hak gaspları Ahmet piriştina zamanında da eksik olmuyordu.