Asgari ücret yapılan yüzde 8.6'lık zamla 380 milyon oldu. Burjuvazinin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Murat Başesgioğlu konuyla ilgili açıklamayı yaparken, sınıfsal konumuyla uyumlu bir şekilde işçi ve emekçilerle alay edercesine, yapılan 8.6 zammın, "enflasyon hedefi üstünde kalan yüzde 3.65’lik kısmının refah payı olduğunu" yumurtladı. Başesgioğlu ile aynı cepheden seslenen patron örgütü TİSK'in Yönetim Kurulu Üyesi Ali Nafiz Konuk da, hedef enflasyonun üzerinde gerçekleşen asgari ücreti, "sosyal barışın tesisi ve asgari ücretle çalışanların beklentilerinin karşılanması amacıyla başından beri savundukları ölçü ve ilkelerin üzerine çıkmış olmasına rağmen kabul ettiklerini" söyledi. Aylık ulaşım masrafının minimum 80, kira bedelinin de 300 YTL olduğu koşullarda 380 milyonluk sefalet ücretinin kendisi sınıflar arasındaki savaşın tescilidir.
Asgari ücret tespit komisyonu içinde bulunan Türk-İş ise, patron sendikacılığını bir üst boyuta sıçratarak işçi ve emekçileri satmanın ve kaderlerine terk etmenin üstüne çıktı: Türk-İş Genel Eğitim Sekreteri Mustafa Türkel, "Asgari ücretle çalışanların Allah yardımcısı olsun” dedi.
Asgari ücret komedisi giderek daha trajikomik bir hal alıyor. 380 milyonun refah ücreti olarak sunulması bir yana, konuyla ilgili yapılan mitinge sadece 20 bin emekçinin taşınması öte yana, sınıfın azımsanmayacak bir bölümü için bu asgari ücret bile hayaldir. Bırakalım Kürdistan'ı İstanbul'un göbeğinde bile işçiler 150 - 200 milyona, hatta ücret dahi alamadan çalıştırılmaktadır.
Asgari ücret salt kavram olarak dahi yanıltıcı bir işleve sahiptir. Asgari ücret örgütsüz işçiye devlet eliyle çekilen azami ücret barikatıdır. Devlet, asgari ücretle, bütün işçi ücretlerinin en alt düzeyini değil, örgütsüz işçinin alabileceğinin en fazlasını belirler.