Faşizm en iğrenç yüzünü bir kez daha gösterdi. Devrimci muhalif kurumlardan İkitelli Ekin Sanat Merkezi çalışanı Sevda Aydın, 12 Aralık günü saat 16:30'da, Aksaray Yusufpaşa durağından kaçırılıp, ilaçla uyutulduktan sonra tecavüze uğradı.
Güpegündüz kalabalık bir durak olan Yusufpaşa'da otobüs bekleyen Sevda Aydın'a sivil giyimli bir kişi "Bir bakar mısın?" diyerek aniden şoförle birlikte içinde iki sivilin daha bulunduğu bir otomobile soktu. Sevda otomobile sokulur sokulmaz, hemen kafasına bir çuval geçirildi. Sevda'nın son duydukları ise "Verin şunu, verin şunu" sözleri oldu. Muhtemelen "verilen" iğneyle bayıltılan Sevda, bu sözlerden başka bir de arabanın kalktıktan sonra iki kere sağa döndüğünü anımsıyor. Arabanın iki kere sağa dönmesi, tüm dikkatleri, o bölgede bulunan Vatan Caddesi'ndeki Emniyet Müdürlüğü'ne çeviriyor.
Sevda ayıldığında, kendini kafasındaki çuval hariç, tüm elbiseleri çıkartılmış vaziyette bir siltenin üzerinde buldu. Eline elbiseleri tutuşturulan Sevda'ya tecavüzcüler, "Hadi bakalım bundan sonra da yap devrimci sanat çalışmasını yapabilirsen" diyerek, zaten gayet açık olan kimliklerini de, amaçlarını da fütursuzca ortaya koydular. Tekrar arabaya sokulan Sevda saat 21:15 sularında Yenibosna'daki Çobançeşme durağına atıldı.
Olaydan iki gün önce Sevda Aydın, Kürt halkıyla dayanışmak için Ekin Sanat Merkezi'nin Bayramtepe'de düzenlediği etkinlikte sunuculuk yapmıştı. Bunun öncesinde de Ekin Sanat Merkezleri polis baskınına uğramıştı.
Olayın ertesi günü suç duyurusu için savcılığa giden Sevda Aydın gece 03:00'e kadar uğraşmasına rağmen savcı karşısına çıkartılmadı. Adliye ve adli tıp işlemlerinin geciktirilmesi ertesi gün de sürdü. Türkiye'de sistematik bir gerçeklik olan işkence ve tecavüz gibi, işkenceye uğrayanların hak arama mücadelesinin önüne de bir kez daha sistematik olarak geçildi.

Olayla ilgili olarak 14 Aralık günü İHD'de bir basın açıklaması yapıldı. Olayın şokunu atlatamayan Sevda Aydın açıklamada konuşamadı bile. Basın açıklamasının bitmesinin ardından Sevda'nın yoldaşları İHD'den çıkarak ellerinde sopalarla, "İnsanlık Onuru İşkenceyi Yenecek", "Katil Devlet Hesap Verecek", "Katil Devlet Tecavüzcü Polis", "Faşizmi Döktüğü Kanda Boğacağız", "Sevda Aydın Yalnız Değildir" sloganlarını atarak İstiklal Caddesi'ne yürüdüler. İstiklal Caddesi'ne çıkan devrimciler burada halka yönelik ajitasyon konuşmaları yaptı. Konuşmalar: sivil polislerin 18 yaşında bir devrimciyi kaçırarak tecavüz ettiği, tecavüz olayının sorumlusunun katil devletin işkenceci polisleri olduğu, bu saldırının tüm işçi ve emekçilere yapıldığı, hesabının sorulacağı ve baskıların, işkencelerin kendilerini yıldıramayacağı içeriğinde oldu.
Olay yerinde konuşmaları dinleyen sivil polisler ve 40 kişilik çevik kuvvet ekibi, ek çevik kuvvet polislerinin gelmesini beklediler. İki ekip daha gelince polisler maskelerini takarak devrimcilere doğru hareketlendiler. Hareketlenmeye devrimcilerin cevabı, polislerin üzerine yağan kaldırım taşlarıyla oldu. Polisler ise gaz bombaları atarak saldırdılar. İlk anda 3, daha sonra yaşanan kovalamacada da 3 eylemci olmak üzere toplam 6 kişi göz altına alındı ve dövülerek Taksim Polis Merkezi'ne götürüldü.

Faşizme, işkence ve tecavüz için emniyet binaları, karakollar, kışlalar, polis okuları, sivil faşist inleri ve işkence uyguladıkları başka yerler yetmiyor. İşkence ve tecavüz bir kez daha güpegündüz sokak ortalarına taşındı. Sömürü ve baskı üzerine kurulmuş bu düzende faşizmin hedef tahtasında her zaman devrimciler vardır. Devrimciler sokak ortasında faili "meçhullere"; gözaltında kayıplara; cezaevi-ev baskınlarında, işkencede katliamlara, tecavüzlere uğradılar ama, her saldırıda bilincimize ekilen direniş tohumları filizlendi, daha bir gürleşti.
Gözaltında tecavüz karşı devrimin sistematik bir kirli savaş saldırısıdır. Benzeri alçakça bir saldırıya 1999'da Yapı Sanatevi çalışanı Şeyda Gergin maruz kalmıştı. Devrimci sanatı tecavüzle boğmaya çabalayan sınıf ve bekçi köpekleri, artık milyon dolarlık gösterişli Picasso sergileriyle de örtemediği kendi kokuşmuşluğunu kusmakla kalır. Devrime, devrimci sanata, devrimci kadınlara yapılan bu alçakça saldırı yanıtsız kalmayacaktır.