Kültürel imhaya karşı: İnat Hikayeleri

"İnat Hikayeleri" adlı film Almanya'da yaşayan yönetmen Reis Çelik tarafından Kars'ın bir il

GÜNCEL
Cuma, 9 Aralık 2005 (20 yıl 7 ay önce)

"İnat Hikayeleri" adlı film Almanya'da yaşayan yönetmen Reis Çelik tarafından Kars'ın bir ilçesinde Tuncer Kurtiz'le birlikte hiçbir profesyonel oyuncu kullanmadan doğaçlama tekniği ile çekildi. Film Almanya'da Kasım ayında gösterime girdi. Yönetmen Reis Çelik’in filmin çekim süreci ile ilgili yaptığı şöyleşiden notlarımızı yayınlıyoruz; önce yönetmenin anlatımları:

Dedem her akşam bir hikaye anlatırdı. Öyle uzun sürerdi ki, günlerce. Bizde bir gelenek vardır. Dedemden öğrendiğimi, onun bir haftada anlattığını, ben 2 saatte çocuklara anlatırdım. Tuncel Kurtiz, Yılmaz Güney’in yakın arkadaşıdır. “Şehirden bakarak, Anadolu’yu anlatamayız” dedim, Tuncel’e. “Gidelim, oradaki insanlarla birlikte yapalım. İnat Hikayeleri'nin senaryosunu okuttuğumda önce senaryonun uzunluğuna şaştı ama çantaları hazırlayıp yola çıkmada ikna etmem çok zor olmadı.

Zaten yıllardır hazırlanıyordum. Ev ampulleri; köyde ışık olarak kullanmak için... Çocuklar icin çukolata, sakız aldım. Aniden bindik arabaya, 2 bin kilometre karlar üzerinde Çıldır’a vardik. Yol gözükmüyor. Burası yol olabilir diye gidiyoruz. Kurtiz diyor ki, “Vay be film konvoyuna bak. Ne kadar kalabalık?”. Sonra, “Bu köylüler bunu oynayabilecek mi?”... Ben de, “Sen asıl kendinden kork” diyorum. Otel yok. Belediye Başkanı’nın makam odasını yatak odası yaptık.

Filmin sonundaki isimlerin hepsi köylülerdir. Böyle bir doğaçlama yaptık. Anadolu kültüründen aldığımız cesaretle yaptık. Bundan sonra da, benzer doğaçlamalar yapma şansımız olacak.

Seyirciden gelen sorular:

1. Erkekler rakı içerken, bayanlar da orda bulunuyor mu? Bizim orası öyle değil.
R. Çelik: Aşık anlatırken, kadınlar, erkekler hep birlikte dinlerler. Dedem diyordu, “Güzel kadınlar var mı, bakacaksın. Uzatacaksın."

2. Neden inat Hikayeleri?
R. Çelik: Bunca yok edilmeye karşı, kültür emperyalizminin imhasına karşı, koca Anadolu’nun kültürünü, ayakta duruşunu, bir şekilde anlatmak gerekiyordu.

3. (Bir Alman arkadaştan geldi soru, diğerleri bizim ülkenin insanları) Neden Kürdistan demiyorsunuz?
R. Çelik: ...Kars’ın yapısı biraz farklı, Kürtlerin yanı sıra Azeriler, Terekemeler var... Film, sistemin bütününden kaynaklı ezilmiş tüm insanları anlatıyor.

4. Son dönem Türk sinemasını nasıl görüyorsunuz?
R. Çelik: Türkiye üzerinden faşizm hiç eksik olmadı. En çok sanatı vurdu. Yanlış kafalar sanatı yok etti. Şimdi yeniden canlanmaya başladı. Yakın tarihte Türkiye’deki kültürel zenginliklerin dünyada önemli yer alacağını düşünüyorum.

5.. Bu soru Yaşanacak Dünya muhabirlerinden: Holywood ve 11 Eylül süreci üzerine bir araştırma yaparken, gazetelerde kısa bir habere rastladık. Türk sinemalarında, Amerikan filmlerinin kısıtlanması girişimlerine karşı Pentagon’un devreye girdiği yazılıydı. Habere göre, Pentagon, Türk MGK’sını uyarmıştı, “Sinema bizim için stratejik bir konudur. Herhangi bir kısıtlama kabul etmiyoruz” diye. Buna ekleyecekleriniz var mı ve nasıl yorumluyorsunuz?
R. Çelik: Doğrudur. Özal-Bush döneminde olmuştur. Amerikan sineması, Türkiye’de yüzde 10 vergi verir. Turk sinemasi ise, hep yüzde 65 vergi vermiştir. Emperyalizmin karakteri, yerel kültürleri yok etmektir. Bakın, Fransa bunu nasıl engelliyor. Beğenmediğimiz İran’da her filme subvansiyon veriliyor. Bizimkilere bunu bir türlü anlatamıyoruz. Ama anlatacağız, inatçıyız.

Renklerimizi, öykülerimizi korursak, güzel bir dünya olur. Bütün dünya kültürlerine sahip çıkmalı, geceleri birbirimize hikaye anlatmanın yolunu bulmalıyız. Yoksa, yok olur gideriz.