Sincan F-Tipi cazaevinde, TİKB davası tutsaklarından Ercan Akpınar gazetemize yazdığı bir mektupla devletin uyguladığı baskı ve yozlaştırma uygulamalarını anlattı. Mektubu aynen yayınlıyoruz:
(...)
Biliyorsunuz Ceza İnfaz Kanunu 1 Haziran’da yürürlüğe girdikten sonra cezaevlerinde uygulanan 3 kitap sınırının kaldırılması gerekiyordu. Yasa hükmü olduğu için genelge vs. ile ortadan kaldırma durumu olmuyordu. Durum bu kadar açıkken tüm F tipi idareleri sözleşmişçesine 3 kitap sınırını 5-10 kitap ile sınırlandırmaya devam ettiler. Tekirdağ ve Bolu F tiplerinde Savcılıklar aracılığıyla yapılan itirazlar sonucu bu sınırlar kaldırılmıştı. Biz de burada uygulanan 5 kitap sınırının kaldırılması için Savcılığa başvurmuştuk. Savcılık dilekçemizi İnfaz Hakimliği’ne göndermiş. İnfaz Hakimliği de yine kendisinden beklenildiği gibi (kuruluş amacı da bu olsa gerek) idarenin noterliğini yapmaya devam ediyor. Bu arada şunu da belirteyim, bizler İnfaz Hakimliklerini muhatap almıyoruz. Kuruluş amacı ve işlevi açısından F tiplerini, tecrit ve izolasyonu meşrulaştırmak amacı taşıdığından muhatap almıyoruz. Savcılıklara ya da idareye kitap konusu vb.lerinde olduğu gibi gönderdiğimiz dilekçeler İnfaz Hakimliklerine gönderiliyor, yanıt oradan geliyor. Size ekte gönderdiğim dilekçe ve İ.Hakimliği’nin kararı da böyledir. İnfaz Hakimliği kararına da Ağır Ceza aracılığıyla itiraz edeceğiz. Bu itiraz dilekçesini de ekte gönderiyorum.
Kitap konusu dışında burada ilginç şeyler de oluyor. 2 haftadır Cuma-Cumartesi ve Pazar günleri idare, tv’den hemen hemen pornografik bir yabancı kanalı yayınlıyor. Ramazan ayında yapılması da bir o kadar garip. Bu aylarda biraz daha muhafazakar olmaları gerekiyordu oysa! Bıraktık insani değerlere saygıyı, kendi inançlarına dahi saygı göstermiyorlar. Yapılan iş tam rezalet. F tiplerinde mizah dergilerini müstehcen diye almayanlar pornografik yayın yapıyorlar! İlk hafta yayınlandığını fark ettikten sonra arkadaşlar bu yayının kaldırılması için müdürle görüşmüşlerdi. Görüşmede müdür bu kanalın neden ve nasıl konulduğunu bilmediğini ama kaldırıldığını söylemiş. Sanırım P.tesi ya da Salı günü olmuştu görüşme. Bunun ardından Cuma günü (28 Ekim’05) aynı kanal yeniden konuldu. Ve halen yayında. Anlaşılan bu kanalı C.tesi ve Pazar günleri yayınlayacaklar. Ben de personelle bu konuda konuşurken, birkaç adlinin isteğiyle konulduğunu, adamların bu kanallar için “ortalığı yıktığını” söylediler. Ne kadar inandırıcı ve akla yatkın, tartışılır. Ortalığı yıkmakla bu işler olsaydı, idare istediğimizi yapsaydı, şimdiye kadar birçok hakkımızı alırdık herhalde. Ama böyle değil. Cezaevinde dejenere ve yoz bir ortam oluşturarak tecrit ve treatment’ı daha da güçlendirmek istiyorlar. Bu şekilde çözülmelerin örgütlü mücadeleden, düşüncelerimizden vazgeçmemizi bekliyor olsalar gerek. Ait oldukları sistemin tüm pisliklerini her yere taşıyorlar. Muhafazakar Demokrat AKP’nin iktidarında bu işler nasıl oluyor? Orası da ayrı (mı?).
Ahvalimiz böyle. Bu tür rezaletlerle uğraşmak dışında okuyorum bolca. Kitap sınırlamasını da ortadan kaldırabilirsek daha sistemli bir şekilde okuma programları yapabileceğim.