Pazar, 6 Kasım 2005 (20 yıl 8 ay önce)
Önümüzdeki Aralık ayının 6'sı büyük sanatçı Mozart'ın 114. ölüm yıldönümü, Ocak ayı ise ünlü bestekarın 150. doğum yıldönümü: Mozart'ın yaşamı ve sanatına ışık tutmanın tam zamanı. Mozart'ın yaşamını Avrupa'da yayınlanan Yaşanacak Dünya gazetesinin 1 Şubat 2005 tarihli 13. sayısında yayınlanan "Harika Çocuk": Mozart yazısından aktaracağız. Bu yaşamda yeteneği ve ilgi alanı daha 4 yaşındayken keşfedilen bir çocuğun nasıl çağının ötesine taşındığını bulacaksınız ve 4 yaşındaki çocukların sadece bir değil, birden fazla yetenek ve ilgi alanının kar güdüsü ile hiçbir alakası bulunmayan politeknik eğitim ile gerici aile yapısının parçalandığı, sınıfsız ve sömürüsüz, odağında tüm ihtiyaç ve gereksinimleriyle insanın olduğu özgürlükler dünyasında bilimi, sanatı, felsefeyi, toplumsal yaşamı vs. nerelere taşıyacağını hayal edebileceksiniz. Mozart'ın yaşamının ikinci önemli yanı ise yaptığın işe tüm benliğin ile kitlendiğinde -o iş, yaratıcılığın en had safada olduğu sanatsal üretim dahi olsa- nasıl üretkenleşildiğidir. Öylesine bağlıdır ki Mozart yaptığı ise berber koltuğunda bile işini düşünür ve berber koltuğundan kalktıktan sonra kafasında bitirdiği işi sadece kağıda dökmek kalır; Lenin'e uykusunda bile devrimi gördürten böylesi bir kilitlenmedir.
[foto]mozart2.jpg[/foto]
İnsanlık tarihinde ender görülen yeteneklerden biridir Mozart. Albert Schweiter onun için şöyle der: "Gerçek dehalar, göklere uzananlardır. Mozart ise gökten inmiştir!"
Beş yaşındaki bestekar!
Babası
Leopart Mozart, Saizburg Başpiskoposu'nun orkestrasında kemancıdır ve
1757'de
Saray Besteciliği'ne atanır.
Wolfgang'ın yetişmesinde ve özenle eğitilmesinde büyük payı vardır, kendini ona adamıştır.
Wolfgang henüz
3 yaşındayken, ablası
Marie Anna'nın klavsen derslerine büyük ilgi gösterir.
4 yaşındayken klavsende beste denemeleri yaptığı söylenir.
5 yaşındayken bir menuet besteler. Babasından müzik dersleri almaya başlayan Mozart,
15 ay gibi kısa bir sürede iyi bir klavsenyen çalgıcısı olur. Onun yeteneğini ve "harika çocuk" olarak başarısını tanıtmak isteyen babası, iki çocuğuyla birlikte birçok ülkeye konser gezilerine çıkar.
Wolfgang
12 yaşındayken, Viyana'da
"Bastien ve Bastienne" operasını yazar ve ilk sahnelenişi sırasında orkestrayı yönetir.
Viyana İmparatoru'nun şiparişi üzerine bestelediği
"Saraydan Kız Kaçırma" operası, müzik yönetmeni Antonio Salieri'nin engellemelerine karşın başarıyla sahnelenir.
Mozart, yapıtlarını önce kafasında yazar, sonra kağıda döker. Berber koltuğunda otururken ya da bilardo oynarken hazırladığı beste tasarımlarını kağıda dökmek, onun için sıradan mekanik bir iştir.
Sevgiye doyumsuz bir deha
1782'de
Constanze Weber ile evlenir. Constanze'nin yetersizlikleri yüzünden Mozart, yaşam boyu çile çeker.
Mozart, duygusal ilişkilerinde sevgiye doyumsuzca ihtiyaç duyan bir insandır. Çocukluğundan itibaren kimsenin kendisini sevmediği duygusuyla acı çekmiş olması, hayatının gizemli yanlarından biridir. Sürekli ilgi görme çabasının izlerine, müziğinde de fazlasıyla rastlamak mümkün. İnsanların sevgisini kazanmak için böylesine çaba göstermiş birinin, hayatının sonunda olduğu gibi, gençken de kimsenin onu sevmediğini ve hatta kendisinin bile kendisini sevmediğini hissetmiş olması, Mozart'ın varoluşunun tarajik yanıdır. Şüphesiz bu, insanı ölüme sürükleyebilecek türden bir anlam yitimidir.
Mozart, yaşamının sonunda, yalnızlık ve mutsuzluk içindeyken, aslında kısa bir süre sonra öleceğini biliyordu. Bu yüzden
Requem'i, kısmen de kendi ölüm müziği olarak bestelediği söylenebilir.
Mozart, kısacık yaşamına
50 senfoni, 22 opera sığdırır. Bunlardan en önemlileri;
Saraydan Kız Kaçırma, Figaro'nun Düğünü, Don Juan ve
Sihirli Flüt'tür. Ayrıca
29 piyano konçertosu, 7 keman konçertosu, üflemeli çalgılar için
10 konçerto, 42 keman sonatı, 27 arya ve 34 lied yazar.
Yağmurun azizliği!
Tifüs hastalığından öldüğü sanılan Mozart,
6 Aralık 1791'de henüz
36 yaşındayken, bu kısa ama dopdolu yaşama gözlerini yumar. Cenazeye katılan yakınları, şiddetli yağmur yüzünden Mozart toprağa verilmeden geri dönerler.
Karısı ertesi gün mezarını aramaya çalışsa da bulamaz. Yoksullar mezarlığının neresine gömüldüğü hiçbir zaman anlaşılmadığı için, 1859'da mezarlığın rastgele bir yerine anıtı dikilir.