AKSA: Depremden beri öldürmeye devam ediyor

GÜNCEL
Cumartesi, 5 Kasım 2005 (20 yıl 8 ay önce)

"AKSA mı kara mı belli olacak (*)

17 Ağustos 1999 gecesi Marmara'yı vuran depremin neden olduğu acılar hala dinmedi. Depremde belki de en talihsiz acıları yaşayanlar Yalovalılar'dı. Neden mi?

Çünkü;

1998 yılı Haziran ayı boyunca, 'Yalova'nın Kentleşme Planı ve Yalova'yı Bekleyen Depreme Hazırlık' konusunda tam 1 ay boyunca seminerler verildi. 28 Haziran 1998 günü de tüm gün kentte 'Yalova'yı Bekleyen Deprem İçin Neler Yapılmalı' diye tartışıldı. Toplantıya katılması beklenen ildeki en büyük sanayi entegre tesisi AKSA A.Ş'den bir tek yetkili bile gelmemişti. Gerekçeleri de aynen şöyleydi:

"Biz zaten dünyanın en büyük 4. entegre tesisiyiz, her tür teknolojimiz var, bizden kimseye zarar gelmez."

Ama bir gerçek vardı ki, bu AKSA A.Ş'nin gerekçesini yerle bir ediyordu. AKSA A.Ş'nin, İşletme Ruhsatı alabilmesi için, asal ve yürürlükteki çevre ve sağlık yasalarına dayandırılan bir 'SAĞLIK KORUMA BANDI' yoktu. 1988 yılında, 10 ton kadar ACN (Vinil Siyanür) kapasitesi ile çalışırken, Sağlık Bakanlığı tarafından en az 1.200 metre yarı çaplı ve tam daire şeklinde bir alanı tümüyle pazarlık usulüyle satın alıp, kendi mülkiyetine alması, bu alanı kendisine "SAĞLIK KORUMA BANDI" (SKB) yapıp, etrafını çevirmesi gerekiyordu. Ancak bu işlemi yaptıktan sonra, YASAL BİR İŞLETME RUHSATI'na kavuşabilecekti. Henüz bu işlemi bile yapmamış bir kimyasal tesis kendisinin her tür donanıma sahip olduğunu iddia ediyordu.

İktidarların, ilgili müdürlüklerin ve yerel yöneticilerin konuya olan
duyarsızlığı sonucu, AKSA. AŞ, yasal olmayan yollardan bir İşletme Ruhsatı uydurmuş, 1988 yılından beri de yine yasal olmayan bir şekilde çalışmalarını sürdürmüş ve ticaretini (ithalat-ihracat) devam etmişti.

Kullanım kapasitesi 9.000 ton ACN olan tesise 1.200 metrelik Sağlık Koruma Bandı gerekirken dahi bu kural çiğnenmişken, 1999 yılı içinde ise kapasite kat be kat aşılarak 400.000 ton ACN'yi bulmuşken 17 Ağustos gecesi depreme yakalanmıştı. Nasıl bir izin ve yetkiyle göze alınarak kurulmuş bu tesisin tam Kuzey Anadolu Fay hattı üzerinde inşa edildiği de depremden sonra ortaya çıkmış, yörede eski adıyla "Kelebekler Vadisi" olarak bilinen bataklıkların kurutulması ile bu hat üzerinden yeraltına gömülen 'zehir tankları' da haliyle patlamış, doğa ve inşan yaşamına korkunç tahribatlar vermişti. Bu feci olay aylarca kamuoyundan saklanmıştı. Deprem haberleri geçen TV ve gazeteler, detay gibi görünen bu korkunç olaya ilgilerini göstermedikleri gibi, kendilerine yöre aydınları ve duyarlı kesimi tarafından yapılan çağrılara da kulak kabartmamışlardı.

Depremden sonra kuruşuna kadar AK Sigorta'dan zararlarını tahsil eden şirketin kaçak tesisinde, felaket anında 3 ACN tankı alttan ve üstten yarılmış, içindeki buharlaşıcı kimyasal zehirler, tümüyle havaya, suya, yeraltı kaynaklarına, denize karışmıştı. Yaklaşık 1.500 metrelik iskele kırılınca, kimyasal nakil boru hatları tümüyle tahrip olmuş, diğer tanklardaki kimyasallar da kırılan noktalardan 1 ay boyunca denize akmıştı.

Olay sırasında yapılan acemi müdahaleler ile başta siviller olmak üzere, askerler, itfaiye çalışanları ileride ACN'ye bağlı olarak ortaya çıkacak kanser vakalarının içine itilmişti. Bu tehlikeyi çok geç fark eden bölge yetkilileri ve jandarma birliklerinin belki de yaptıkları en olumlu şey halkı olay yerinden en az 60 km. uzağa gitmeleri konusunda uyarısıydı.

Olayda ilginç olan bir başka durum ise, Green Peace'in tutumuydu. Olay anında haberdar edilen Green Peace Akdeniz Bölge Sorumlusu Tolga Temuge'nin o dönem AKSA. A.Ş yöneticileri ile ekonomik ilişkilere girdiği de iddia edildi. Zira Green Peace, Tüpraş'ın protestosunda boy göstermiş, fakat eylem planlandığı halde iş AKSA'ya gelince nedense akan sular durmuştu.

Depremden sonra tesislerden sızan ACN'den kanser virüsü kapanlar daha sonra Avukat Ayşe Aydemir'in öncülüğü ile bir araya gelerek AKSA. AŞ. aleyhine maddi ve manevi tazminat davasında bulundular. Davada 44 ayrı dosya bulunuyor. Davaya bakan Av. Ayşe Aydemir'in de aralarında bulunduğu 189 kişinin tamamı kanser hastası. Bu kişiler toplam 44 aileden oluşuyor ve dosya başına talep edilen tazminatın maddi ve manevi bedeli100 milyar.

Dava kapsamında ceza duruşmaları Yalova Asliye Ceza mahkemelerinde görüldü. Tazminat davaları ise Yalova 1., 2., ve 3. Asliye Hukuk Mahkemelerinde görüldü. O dönem, AKSA Genel Müdürü olan Selçuk Ergin bütün suçu üstüne almıştı. Fakat, bir süre sonra Selçuk Ergin de ACN'ye bağlı olarak kanserden ölünce davaların tümü düşmüş oldu. Ancak davacılar olayın peşini bırakmamakta kararlıydı. Yeniden görülen duruşmalarda, tazminat davalarının 1. aşamasında yerel mahkeme hakimi külliyen bütün davaları reddetti. Yargıtay 4. ceza dairesi davacıların haklı olduğuna karar vererek davanın yerel mahkeme kararını bozdu.

Yerel mahkemeye gelen 2. davalarda ise dosya başına 452 TL maddi, toplam 1 milyar tazminata karar verdi. Dava yine temyize gitti. "Bu tazminat rakamı fabrikanın doğru tedbirler alması için caydırıcı olmayacak, bu nedenle kararın bozulmasına ve tazminatın tümüne hükmedilmesi"ni isteyen davacılar, kararı tekrar temyiz etti.

17 Temmuz 2003 günü yerel mahkemede görülen duruşmada, davacılar haksız görülmekle kalmayıp bütün dava masraflarının da ödemeye mahkum edilmesi istendi. Yargıtay 4. hukuk dairesi bu kararı esastan bozdu. Bu kararın ardından yerel mahkemede dava yeniden görüldü ve davaya bakan yeni hakim, dosya başına 1453 YTL tazminat ödenmesine karar verdi.

Şimdi dava yeniden 8 Kasım 2005 günü saat 10'da tekrar Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nde görülecek. Davacıların öncü sesi Av. Ayşe Aydemir'in tek bir isteği var: 'Dava oldu bittiye getirilmesin ve basın olaya duyarlı davransın.' "

Daha ayrıntılı bilgi için
Av. Ayşe Aydemir: 0542 216 77 24

(*) Haber: Faruk Arhan