Pazartesi, 31 Ekim 2005 (20 yıl 8 ay önce)
Clichy-sous-bois, Paris’i kuşatan banliyölerden sadece birisi. Göçmenlerin çoğunlukta olduğu, sosyal konutlar arasına sıkışan işsiz ve geleceksiz gençlerin toplandığı mekanlarda, gün geçmiyor ki bir olay olmasın. 27 Ekim akşamı başlayan dramatik olay Fransa’nın polis devletine doğru rotayı kırdığının işaretlerinden birisi. Özellikle 93 bölgesi gibi göçmen semtlerinin, devlet tarafından potansiyel suç bölgesi olarak benimsenmesi her gün farklı bir olayın yaşanmasını getiriyor.
Şiddetin kaynağı polis baskısı
Yapılan çelişkili açıklamaya göre
“rutin kontrollere gençler tepki vermiş”. Polisin saldırgan tutumu sonucu başlayan kovalamacada,
polisin tacizi sonucu gençlerin arabayla elektrik trafosuna çarpması sonucu çıkan yangında
iki genç oracıkta kül topuna döndü. Polisin vahşice katline sebep olduğu gençlerin arkadaşları mahalle halkını ayağa kaldırdı.
Ortalık ateş ve barut
Clichy-sous-bois semti sabahın ilk ışıklarına kadar ateş altındaydı. Olaya tepki gösteren halk onlarca arabayı tahrip edip,
polis araçlarını ateşe verdi. Polisin müdahalesine öfkelenen semt sakinleri belediye ve bir tiyatro binasını tahrip edince polis, yüzlerce çevik kuvveti bölgeye sevk etti. Ara sokaklarda çatışma sürerken bir grup öfkesini alamayarak kamu hastanesinin camlarını kırdı. Ortalığın savaş alanına dönmesine sebep olan polis bir taraftan da gaz bombası kullandı. Gözlemcilere göre ölen arkadaşlarının hıncıyla dolan gençler gece boyunca polisle kedi fare oyunu oynadı.
Olay üstüne olay
Eylemcilerin havası dağılmaya başlamışken, çevre mahalleden gelen bir grubun Clichy’li gençlere destek vermesiyle, ara sokaklardan tekrar dumanlar yükselmeye başladı. Telefon kulübeleri, kamyonetlerden oluşturulan
barikat, polisin jandarmadan aldığı destekle bir gün sonra öğlene doğru ancak kaldırılabildi. Hastanede tedavi altına alınan üçüncü gencin öldüğü haberi ortalığı tekrar hareketlendirdi. Bölge valisinin yaptığı açıklamaya göre üçüncü genç ölmemişti. Şimdilik öfke biraz dizginlense de mahalledeki gerginlik ve olaylar yer yer devam ediyor.
Sarkosy isminde simgeleşen polis yetkilerinin sınırsız hale getirilmesiyle, özellikle göçmen semtlerinde polisin keyfi arama, kontrol ve baskıları sonucu benzer olaylar yaşanıyor. Polis artırılan yetkileriyle birlikte, baskıcı tutumu bütün topluma kanıksatılmaya çalışılıyor. Polis, Marsilya’da olduğu gibi, direnişçi işçilere nasıl vahşice saldırıyorsa, semtlerde de şiddettin dozajını artırıyor. Ama birileri yanılıyor. Şiddet karşı şiddetini de doğurur. Tıpkı Clichy-sous-bois’da olduğu gibi.