Bir adanmışlık efsanesi

Sen rahat uyu EY! Şafağı yaşayacak insanlık, şafağı yaşayacak... YEMİN EDİYORUZ Kİ!

GÜNCEL
Pazartesi, 10 Ekim 2005 (20 yıl 9 ay önce)

Huzur içinde yat,
ihtiyar Maria,
huzur içinde yat,
ihtiyar mücadeleci,
şafağı yaşayacaklar torunlarının hepsi,
YEMİN EDİYORUM Kİ

Che Guevera

Efsanelere kurşun işlemez


Ernesto Che Guevera, 38 yıl önce, 9 Ekim 1967'de "Bolivyalı küçük askerler" tarafından bir Amerikan tüfeğiyle katledildi. O yaşamının her anında, yüreğinde emekçi insanlığa karşı büyük bir sevgi besledi. Che'yi kimsenin gitmediği cüzzamlıların yaşadığı adaya da, Sierra Maestro Dağları'na da çıkartan bu derin sevgidir.

Che'nin ki bir adanmışlık efsanesi. Nazım'ın, Benerci için söylediği gibi, "Hazım zamanlarını, boş gecelerini değil, boydan boya ömrünü vermiştir ihtilâle..."

Bugün "gerçeklik" adına kavga kaçkınlığı yapanlara, "gerçeklik" adına imkansızı istemenin haykırışıdır Che Guevera...

Bugünün kariyerist, bireyci insanına, yaşamak denen nesnenin örneklenmesi...

Che Guevera'yı öldürenler öldürmeye hala devam ediyor. Ama şairin sorduğu gibi "Yaşayan kimdir gerçekte ölen kim".

"Kavgadan uzak kalmışsan sevdadan da uzaksın demektir" Che Guevera bir "sevda" adamıydı. Che öldü, nice Che'ler öldü, ama O sevda yaşıyor, yaşayacak... O sevda ki....

Ernesto Che

Che'nin düşüncesi


Che Guevera, Sovyet revizyonizminin “barışçıl geçiş” hayalleri yaydığı bir dönemde, reformizme tepki olarak Fokoculuk teorisini geliştirmiştir. Devrimde işçi sınıfının ve komünist partinin öncülüğünün yerine, foko (ocak) adını verdiği gerilla birliklerinin öncülüğünü savunan fokocu teori aynı zamanda, kıtasal devrim, emperyalizmin toptan çöküşü gibi tezleriyle Troçkizmden de etkilenmiştir. Arjantinli bir doktor olan Che, devrimci yaşamına Guetemala'da başladı. Oradan Meksika'ya geçerek Fidel Castro ve arkadaşlarıyla tanıştı, onlarla Küba'ya geçti. Küba'da Castro ile birlikte devrimin önderleri arasında yer aldı. Başarılı askeri harekatlar yönetti. Devrimden bir süre sonra ise savunduğu fokocu anlayış doğrultusunda mücadelesini sürdürmek amacıyla Bolivya'ya gitti. Orada oluşturduğu küçük bir gerilla birliğinin vereceği öncü silahlı mücadeleyle kitlelerin kendiliğinden harekete geçeceğini umuyordu. Bu aynı zamanda O'nun fokocu anlayışının sınanmasıydı. Kısa bir süre sonra CIA ve Bolivya Başkanı Berriantas'ın birlikte düzenlediği operasyon sonucu yaralı olarak yakalandı. Che olduğu anlaşılır anlaşılmaz kurşuna dizildi. Che, emperyalizme karşı verdiği silahlı mücadeleyle tüm dünya halklarının sempatisini ve saygısını kazanmış bir halk kahramanıydı. Bunu bilen faşist katiller, kişiliği etrafındaki efsaneyi yıkmak için öldükten sonra çekilmiş fotoğraflarını tüm dünya basınında yayınlattılar. Ama Che militan kişiliğiyle '68'den beri antiemperyalist, demokratik kurtuluş mücadelelerinde bir esin kaynağı olmaya devam etti.

Che Guevera

Hayatı


Asıl adı Ernesto Guevera de la Serna. 14 Haziran 1928'de, Rosario de la Fe'de doğdu. Mimar babası İrlanda, annesi İspanyol asıllıydı. Katoliktiler, ama dini vecibelerle araları pek yoktu. Bu sol eğilimli, orta sınıf çiftin beş çocuğunun en büyüğü Ernesto. İki yaşında, annesiyle ırmakta yüzerken, ilk astım krizini geçirdi. Doktorun hava değişimi önermesi üzerine, Altagracia'ya taşındılar.

1935 yılında Eğitim Bakanlığı'nın gönderdiği mektupta oğullarını neden okula göndermedikleri soruluyordu. Astım nedeniyle okula gidemeyen Che'nin eğitimini annesi üstlenmişti, yine de ikinci sınıftan okula devam etti. Güçten düşmemek için futbola, rugbyye, atletizme sarıldı. Resme de ilgi duyuyordu. Okul arkadaşı Tomas'ın ağabeyi Alberto Granados'la dostluk kurdu. Alberto bir gösteri sırasında tutuklanınca, Che de ilk defa 16 yaşında bir karakolun içine girdi. Ertesi yıl Alberto doktor çıktı. Che de tıp fakültesine kaydını yaptırdı. Bir yandan okurken, bir yandan da hasatıcı olarak çalışıyordu.

1951 yılında, Alberto'yla birlikte ilk Latin Amerika gezilerine çıktılar, evvela Şili'ye geçtiler. Che'nin hastalığı sık sık nüksediyordu, motosikletleri de 2600 kilometreden sonra dayanamaz olmuştu, bozulup duruyordu. Kah kamyonlarla, kah sallarla, kah motosikletlerinin geçici onarımıyla şehir şehir, kasaba kasaba dolaştılar. Peru'dan Kolombiya'ya geçtiler. Paraları yoktu; geçici işler buluyorlardı. Kolombiya'da yolculuğa devam edebilmek için gereken parayı, bir futbol turnuvası için takım kurarak ve turnuvada şampiyon olarak kazandılar. Temmuz 1952'de Alberto'dan ayrıldı ve uzun uğraşlar sonucu Arjantin'e dönebildi. Sınavlarını verdikten sonra, alerjiler üzerine bir çalışmasıyla 1953'te diplomasını aldı.

O yaz ikinci Latin Amerika yolculuğuna çıktı. Bu sefer yanında Carlos Ferrer vardı. Siyasi bilinci artık daha kuvvetliydi; kendini, doktorluğun yanısıra, gazeteci gibi de görüyordu. Halk kitlelerinin olağanüstü yoksulluğuna tanık olması, sosyalist çözümler aramaya yöneltmişti. Latin Amerika'nın ayrı uluslardan oluşan bir coğrafya değil, kültürel ve ekonomik bir bütün olduğunu ve kurtuluşunun kıta çapında bir strateji gerektirdiğini düşünmeye başladı. Kostarika, Nikaragua derken, Guatemala'ya geçti. Sürgünde yaşayan Perulu Hilda Gadea ile burada tanışıp evlendi, Kübalı göçmen gruplarla burada karşılaştı. Guatemala Komünist Partisi'nde sendika doktoru olarak çalışıyordu. Hilda'yla beraber Maya kültürünü inceliyor harabeleri dollaşıyordu. Che lakabını da Guatemala'da edindi. 1954'te Salvador'a gidip döndü. Bu arada Guatemala'da darbe oldu ve Jacobo Arbenz'in ilerici yönetimi CIA eliyle sona erdi; arkadaşlarıyla beraber Arjantin elçiliğine sğındılar. Bu olay üzerine, ABD'nin Latin Amerika'da ilerici hükümetlere aman vermeyeceğine kani oldu. tek seçeneğin silahlı mücadele olduğu ve devrimin bütün Latin Amerika'ya yayılması gerektiği yönündeki fikri güçlendi. Eylül sonunda Hilda'yla birlikte Mexico City'ye geçti. Meksika'da burs beklerken, sokak fotoğrafçılığı yapıyordu, gönüllü doktorluğun yanında bazı makaleleri için malzeme topluyordu.

1955 yazında Fidel Castro'yla tanıştı; sabaha kadar süren bir sohbetin ardından, beraber çalışma kararı aldılar. Mart 1956'da ilk çocuğu Hildita dünyaya geldi. Haziran ayında yeraltı faaaliyetlerinden ötürü Castro ve arkadaşlarıyla beraber tutuklandı, ancak iki açlık grevi neticesinde salıverildiler.

Che

24 Kasım 1956 gecesi, aralarında Che'nin de olduğu 82 kişi, silahlarla birlikte, Granma gemisine binerek Meksika'dan Küba'ya doğru denize açıldı. 2 Aralık'ta Granma, Balic'te karaya oturdu. Kafile kıyıya ulaşmaya çalıştı, ama Küba diktatörü Batista'nın askerleri sahilde konuşlanmış onları bekliyordu. Çarpışmada ağır kayıplar verdiler. 21 Aralık'ta Sierra Maestra dağlarında bir araya gelerek çekirdek devrimci kadroyu oluşturdular.

17 Ocak 1957'de La Plata kışlasına saldırarak ilk zaferlerini kazandılar. CBS televizyonundan, Time dergisinden muhabirlerle röportajlar yaptılar, sayıları da giderek arttı. Batista güçlerinin baskınları, pusular, dağlarda kamplar derken, iki senenin sonunda, 1959 başında başkent Havana'yı zaptettiler ve yeni devleti kurmak için kolları sıvadılar.

Haziran 1959'da, dağlarda beraber savaştığı Aleide Marts'la evlendi, dört çocukları oldu. Küba elçisi olarak Mısır'a, Japonya'ya, Seylan'a, Fas'a, Yugoslavya'ya gitti. Önce Tarımda Reform Enstitüsü'nün, sonra da Ulusal Banka'nın başkanlığına atandı.

1961 Şubat'ında Endüstri Bakanı oldu. Sovyetler Birliği'nden Cezayir'e, Çin'den ABD'ye, Kongo'dan Mali'ye, konuşmalar, antlaşmalar yapmak için dolaştı. 1965 Mart'ında son kez Küba'da görüldü. Nisan'da gizlice Kongo'ya gitti, ülkedeki içsavaşta Kübalı gerillalar ile birlikte, Patrice Lumumba'nın örgütlenmesine yardımcı oldu. 10 Ekim 1965'te Fidel Castro, Che'nin veda mektubunu kamuoyuna okudu.

3 Kasım 1966'da, Adolfo Mena Gonzales adıyla Bolivya'ya girdi, rejimi devirmek için faaliyete geçti. Gerillalar arasındaki adı Ramon'du. Mart 1967'de Bolivya birlikleriyle çatışmalar başladı. 8 Ekim'de 1500 hükümet askeri tarafından El Yuro vadisinde kuşatıldı. Ayaklarından yaralanıp esir düştü, Higeruas'ta bir okul binasına götürüldü. Ertesi gün, çavuş Mario Teran tarafından makinalı tüfek salvosuyla öldürüldü. Cesedi sergilendi, gözleri açık gömüldü.

Ernesto

Hayatından ayrıntılar


Che gitmeden önce üç mektup bırakmıştı: Biri Fidel'e, biri anne ve babasına, biri de çocuklarına. Aledia içinse Pabla Neruda, Sezar Vajego, Nicolas Gigien ve diğer şairlerden sevdiği şiirleri okuduğu 60 dakikalık bir kaset bıraktı.

Joel İglesias, 1957'de henüz 14 yaşında olduğu için Fidel tarafından gerille kuvvetlerine alınmadı. Sonra Che'nin grubuna katıldı. Bir kaç ay sonra teğmenliğe yükseldi ama rütbe takamadı çünkü, Che okuma yazma öğrenmeden rütbe takamayacağını söyledi. Daha sonra bir İspanyolca kitap ve bir de cebir kitabı bulan Che dinlenmelerde Joel'e bizzat öğretmenlik yaptı.

Sierra'dan 146 adamıyla yola çıkan Che 47 gün sonra Escebra'ya varır. Escabra komutanı Binbaşı Victor Bordon birliğini onun emrine vermeyi teklif eder. Che'de herkesin önünde Victor'un rütbesini yüzbaşılığa indirir. Bir kaç gün sonra bir çatışmadan sonra Che, Victor'un rütbesini "Bravo Binbaşı" diyerek iade eder.

Bir gün bir yoldaşı Che'ye hediye olarak altın kayışlı bir saat verir. Bir kaç gün sonra saati veren "Küba Demokrasisi Halk Fonu'na 20 gram altın bağışladınız" yazılı bir not alır.

Che Guevera

Yoldaşları Che'yi anlatıyor


Che bize Kongo'da bir sabır dersi verdi. Yerlilerin kültürünün bizimkinden farklı olduğunu ve onları anlamamız için çaba göstermemiz gerektiğini söyledi. -Kongolular "deva" isminde bir tür iksirin onları kurşunlardan koruyacağına inanıyorlardı. Kimse bu iksirden biraz yutmadan savaşmıyordu.- Che onların bu adetlerini gözlemledikten sonra, bizden onlara anlayış göstermemizi söyledi. Kongolulara şöyle dememizi tavsiye etti: Bizim devaya ihtiyacımız yok, Fidel, bize hayatımızın sonuna kadar idare edecek dozda iksir verdi.
Harry VILIELIAS Batı Ordusu Siyasi Şubesi'nde general

Che hep Arjantin'de devrimin gerçekleşmesi hayalini kurardı. Hem Kongo hem de Bolivya'da yapılanlar hep bu yönde atılan adımlar olmuştur. -Che'yle Endüstri Bakanlığı'ndaki birçok buluşmalarından birinde onu tek başına, ip üstünde yürüyormuş gibi dengesini koruyarak yürürken bulmuştu:- Ayaklarına bakarak çok ağır bir şekilde hayali bir çizgiye kadar yürüdü, sonra durdu, "Arjantin'in sınırlarında yürüyorum ve yaşlanmadan bu sınırları aşmalıyım" dedi.
Manuelle Pigneiro LOSADA Komünist Partisi Merkez Komite üyesi

Sabah 3'ten önce paydos etmezdik, pazar günleri de gönüllü mesai yapardık... Che herkesin karavanadan yemesini ister, tabağında ayrı bir yemek görse kıyameti koparıldı. Kendisini disiplin altında tutardı. İşinde daha verimli olmak için, uykusundan çalarak matematik ve lojistik çalışıldı.
Jose Manuel MANRESA Ticaret Bakanlığı'ndan emekli

Bir keresinde bir yoldaş Che'ye fazladan bir şişe süt vermek istedi. Hepimizin karnı açtı, ama o hepimizden beter durumdaydı, çünkü astımı vardı ve her an kriz geçirme tehlikesi altındaydı. Ne var ki, bizi sütü paylaşmaya zorladı, herkese birer kaşık düştü.
Jose Ramon SILVA Albaylıktan emekli

Che'de müthiş bir mizah gücü vardı. 1961'de Sovyetler Birliği başkan yardımcısı Anastas Micojan'ı bakanlığında öğle yemeğine davet etmişti, bütün Kübalı bakanlar üniformalıydı, bir tek Teknoloji Geliştirme Bakan Yardımcısı Tirso Sanch takım elbise ile gelmişti. Che onları Ruslarla tanıştırırken sıra Tirso'ya gelince, "bu da ulusal burjuvazinin temsilcisi" demişti. Micojan da bunu ciddiye alarak yemek boyunca Tirso'ya ters ters baktı.
Orlando BORREGO Ulaştırma Bakanlığı'nda danışman

Bir keresinde kızı Aloisia hastayken iğne yapmamı istedi, ben de ona "Che, sen de doktorsun, neden ona iğneyi sen yapmıyorsun" diye sordum. "Zaten eve nerdeyse hiç gelmiyorum, bir de beni elimde şırıngayla hatırlamasınlar" demişti.
Oscar Fernandes MEL İngiltere ve Finlandiya'da büyükelçilik yaptı

Che gerila kuvvetlerinde hem komutanlık, hem de doktorluk yaptı. Savaşı bırakıp Arjantine dönebilirdi, ama dönmedi. Tam tersine, hiçbir çıkar gözetmeden, devrimi inşa etmek için gece gündüz bir hayvan gibi çalıştı, günde 4-5 saatlik bir uyku ile yetindi.
Rojeglo ASEVEDO Tuğgeneral rütbesi ile ordu komutanlığı yaptı, Devrimci Silahlı Şubeler siyasi şube başkanlığı ve Gençlik Ordusu Komutanlığı'nda bulundu

Ailenizi seçemezsiniz, ama arkadaşlarınızı seçersiniz. Che'yi ben kardeşim gibi görüyorum; bu kardeşlik benim için kan bağından daha önemli, kan bağı şansa bağlı bir şey. Yeni bir gerilla hareketi başladığı zaman birlikte savaşmak üzere, Maestro'da yemin etmiştik. Fakat Che, 1965'te İçişleri Bakanlığı görevinden ayrılmama izin vermedi. Ölüm haberini aldığımda göz yaşlarımı tutamadım.
Ramiro VALDES

Her hafta Popocatepelt Yanardağı'na çıkmaya uğraşır, bir türlü basaramazdı. Astımı vardı, yanardağa tırmanmak için müthiş çaba harcardı. Hiç zirveye varamasa da, tekrar tekrar denerdi. Bu, kişiliği hakkında yeterli bir fikri veriyor. Çok cesurdu, hep ölüme kur yapar gibiydi. Ne zaman önemli bir iş güvenilir birine ihtiyaç duysak, çıkıp gelirdi. Hangi işi yapsa, iyi yapardı, çok çalışkandı. "Tek istediğim devrim başarıya ulaşınca mücedeleyi Arjantin'de sürdürmek. Devlet meseleleriyle beni oyalamayın" demişti, ben de ona söz verdim. Sonrası malum: Kongo, Bolivya... Bu görevi biz vermedik, fikir, plan onundu. Biz sadece destekledik, fikirlerin doğruluğuna inanıyorduk. Onu bir daha göremeyeceğime kendimi alıştırmam zor oldu. Çok özel bir insandı.
Fidel CASTRO

Che

T-shörtlerde değil kalplerde taşınmalı

Che'den bahsedipte bugün onun bir pop ikonu gibi pazarlanmasına değinmemek olmaz. Bugün 38 yıl önce onu öldüren kanlı eller onun fotoğraf, kabartma, t-shörtlerini pazarlıyor ve bundan para kazanıyor! Ne iğrenç değil mi? Bu yeni Che modası kanlı ellerin para kaynağı olmuş! Sorun para değil, içi boşaltılmış, kim olduğu bilinmeyen, sadece "güzel", "estetik" olduğu için taşınan bir "figür" haline gelen bir devrim önderi!

Che'nin mücadelesi boyutlanarak sürüyor. Kendini bir pazarürünü olarak satan, barlarda içki markası, sigara paketlerinde logo olarak kullanan iğrenç mantığa, yaşamı ve yaşamını adadığı değerlerle savaşmaya devam ediyor.

Che, devrimci mücadelenin büyük önderlerinden biridir. Onu t-shirtlerde değil, kalplerde taşımak gerekir!...

Che Guevera
Bizim de dağlarımız vardır Che Guevera
Bakma şimdi durgunsa, bir şahan gibi duruyorsa
Yorgundur, savaşlar görmüştür, çeteciler barındırmıştır
Yani satılmış değillerdir hiç tüfek patlamıyorsa
Alaçamın, mor meşenin ardından silah çatıp yatmağa
Bizim de dağlarımız vardır Che Guevera

Bizim de halkımız vardır Che Guevera
Unutulmuş uzak tarlalar yalazında
Sazıyla, türküleriyle kardeşliği vurgun
Bütün ulusların halkları gibi
Ve yalnız büyük fırtınalarla kımıldanan
Bizim de halkımız vardır Che Guevera

Bizim de ozanlarımız vardır Che Guevera
Sağ çıkmış güneşsiz taş odalardan
Yüreğiyle barışa, sevgiye yönelmiş
Çelik öfke bir yanı, bir yanı uysal mavi
Eğilmeden dimdik geçmiş demir kapılardan
Bizim de devrimci insanlarımız vardır Che Guevera

Bizim de delikanlılarımız vardır Che Guevera
Yokluklardan biyol kopup gelmiş
Üç zeytin, az ekmek üniversitelerde
Düzen çarpar önce, alkol vurur
Öfkeli dolanırlar caddelerde
Ve başkaldırırlar akılları suya erende

Çünkü Vietnam hepimizin Vietnam'ı
Kongo hepimizin Kongo'su
Bir kere özsu yürümüştür dallara
Patlayacaktır ağır sancılarla karanlıklar
Varmak için o güzel yarınlara
Bizim de dağlarımız vardır Che Guevera

Metin Demirtaş - 1968