Tatil ne yana düşer usta

Kimilerinin bir aylık kazancı, kimilerinin bir günlük tatil masrafı... Bütün yıl çalışanlar tatile gidemezken, bütün yıl yatanlar gidiyor tatile bu sistemde... Birileri sefa üstüne sefa sürsün diye, cefa üstüne cefa düşüyor birilerine... Oysa bambaşka bir şey söylüyor sosyalizm: "Çalışmadan dinlenme, dinlenmeden çalışma olmaz."

GÜNCEL
Cuma, 29 Temmuz 2005 (20 yıl 11 ay önce)

Ve güneşin kızgın ışınları kentlerin üzerinde dolaşır...

Ve gazete sayfaları, kocaman kocaman, sayfalar dolusu tatil ilanları...

Ve televizyon ekranları Antalya, Bodrum, Kuşadası; tatil manzaraları…

Kısacası memleketin “cennet köşeleri”nden mutlu Türkiye fotoğrafları.

Şaha kalkan turuzimden bahsediyor gazetelerin birinci sayfaları. Mutlu yerli ve yabancı turist yüzleri yansıyor manşetlere. Su kaydıraklarından kayan neşeli çocuk yüzleri, sahil güzelleri, kumsal mankenleri…

Fiyatlarda çok uygun hani. Beş yıldızlı otellerde, tatil köylerinde herşey dahil günlük adam başı 350 milyon, yani işçinin 1 aylık asgari ücreti. Üstelik kredi kartına 4 taksit gibi kolaylıklarda mevcut. Maksat millet tatilden mahrum kalmasın. 7 günlük güzel bir tatil için yol parasıydı, falandı-filandı 5 milyar lira kadar paraya yetiyor. Deniz, kum, güneş ve eğlence…

Tatil yol kenarına düşer mi usta?

Ve güneşin kızgın ışınlarının kavurduğu İstanbul...

Ve İstanbul’dan Antalya’ya, Kuşadası’na, Marmaris’e doğru yola çıkan firma otobüsleri, son model otomobiller hızla geçip giderler yol kenarlarındaki bir tutam otların üzerinde hafta sonu “tatil”lerini geçirmek için toplanmış işçi ve emekçilerin yanlarından.

[foto]tatil5.jpg[/foto]

İstanbul’un neredeyse tüm otoyol kenarlarında “yeşil alan” diye nitelendirilen ve girilmesi yasak olan daracık yerlerdir İstanbullu işçi ve emekçilerin “tatil” alanları. Tıpkı Antalya’da, Marmaris’te, Kuşadası’ndaki plajların, tatil köylerinin işçi ve emekçilere yasak oluşu gibi. Ama kimin umurunda yasaklar, yol kenarlarında kulakları rahatsız eden kamyon ve otomobil gürültüleri; kimin umurunda top oynayan çocukların, “tatil kenarlarında“ araba altlarında kalma tehlikesi; kimin umurunda tatil kenarlarında dinlenmek isteyenleri dikizleyen meraklı bakışlar, kimin umurunda?… Bu dinlenmeye uygun tatil kenarlarında 4-5 saatlik tatil yapmak için öyle 5 milyarcık yani bir işçinin 1,5 yılda kazanabildiği paraya filan da gerek yok hani, 3-5 kuruş otobüs parası ve bir karpuz tamamdır, iste sana güneş, gürültü ve eğlence…

Evet, haftanın 6 günü çalışan işçi ve emekçiler ayda bir de olsa kafasını dinlemek, çocuklarıyla, eşi ve dostlarıyla bir yerlere gitmek ister.

İstanbul gibi bir yerde ve hele bir de asgari ücretle çalışıyorsan gidebileceğin tek bir yer vardır “tatil“ yapmak ve kafa dinlemek için, yol kenarlarındaki bir tutam “yesil alan”. Bu “tatil kenarları”na da öyle istediği zaman gidemez işçi ve emekçiler. Çünkü 4-5 kişilik bir işçi ailesinin bu yol kenarlarına gitmeleri ve oracıklarda tatil yapmaya çalışmaları da pahalı gelir çoğu zaman. Evdeki hesap çarşıya uymadığı zamanlarda çıkılmaz bu tatil kenarlarına, “Bu hafta da evde kalalım” denir ve sinelere taş basılır…

Tatil senin de hakkın usta ama…

Evet usta, tatil senin de hakkındır. Ama usta, suçun büyüğü de sendedir, sinene taş basıp evdeki hesap çarşıya uymadı deme boşuna, çünkü sen de bilirsin o tatil köylerinde, dağ evlerinde bırakalım yaz aylarını, kış aylarında bile tatile çıkanların kimin sırtından çaldıkları paralarla tatil yaptıklarını. Çünkü sen bilirsin bir ay boyunca makina başında çalıştıktan sonra ay sonunda eline tutuşturulan üç-beş kuruş parayla birlikte küfürlerin havalarda uçuştuğunu. Evet usta, TV ekranlarında seyredip de kızma o iğrenç tatil kampanyalarında sana küfür edercesine gülen yüzlere, çünkü sen ses cıkarmadığın için çıkıyor onlar tatil sefalarına, sen gönderiyorsun onları tatil cennetlerine usta, sen…