Çarşamba, 4 Ocak 2006 (20 yıl 4 ay önce)
TRT'de örgütlü olan KESK Haber-Sen yaptığı yazılı açıklama ile, TRT'nin George Soros'a peşkeş çekilmesi adımlarına dikkat çekti. Açıklamada bir süredir Soros'un adamları ile TRT arasında gizli toplantılar yapıldığı ve TRT'nin özelleştirilmesi süreciyle Soros'un TRT'yi almak istediği belirtildi. 20 Aralık'ta İstanbul'da yapılan gizli toplantılardan birini öğrenerek, bina önünde eylem yapan Haber-Sen yazılı açıklamasında şunları ifade etti:
Önce Star TV, Doğan Grubu’na satıldı. Sonra, Maliye Bakanı 'TRT özelleştirilmeli' dedi. Ardından, işbirlikçileri, TRT’nin bütçesinin özel TV’lere aktarılmasını önerdi. Arka arkaya... Bir rastlantı mıydı, tüm bu olup bitenler? Yoksa uluslararası sermaye, yerli işbirlikçileri ve yardakçılarının halka karşı açtığı top yekûn savaşın yeni bir aşaması mı?
Malezya Devlet Başkanı 1994 ekonomik krizinin ardından George Soros’u
"düşman" ilan etti. Tayvanlılar ona
“Drakula” derler. Çinliler,
"timsah"… Türkiye’deyse o, burjuva medya ve bilumum çevreler tarafından neredeyse bir
"demokrasi kahramanı" ilan edildi! TÜSİAD’cılar verdiği öğütleri ağızları açık dinlerken, o, Türkiye ve dünya üzerine tahliller yapıp, stratejiler belirledi. TV’lerde çeşitli
“Sorosseverler” onun yaşamı ve yükselişine dair mitler yarattı. Son ziyaretinde (2002)
"Türkiye’nin en iyi ihraç maddesi askeridir!" dediğinde bile çıtları çıkmadı. Peki kimdir bu hiçbir ülkede göremediği saygınlığı Türkiye’de görüp medya aracılığıyla emekçilere de pazarlanan Soros?
Azılı sosyalizm düşmanı!
Soros sadece
asalak bir spekülatör değildir. Azılı bir komünizm düşmanı ve liberalizm savunucusu olarak ömrünü ve servetini tüm dünya ekonomisinin ve toplumsal ilişkilerinin, liberalizmin yasalarıyla uyumlulaştırılmasına adamıştır. Bu onun açısından bir ideal olmanın ötesinde, çıkarlarıyla uyumlu bir dünya yaratma hırsının zorunlu ifadesidir: Sermayenin hareketi hiçbir kural, hiçbir engelle sınırlanmamalıdır.
Soros’un düşüncelerinin şekillenmesinde asıl olarak hocası Karl Popper etkili olur. Popper’in 1951’de yayınlanan
“Açık Toplum ve Düşmanları” kitabından etkilenerek karşıdevrimci faaliyet yürüten vakıflarını kurmaya başlar. Popper Marksizm düşmanıdır. Marksizmle faşizmi aynılaştırarak her ikisini de "hakikati kendi düşüncelerine uydurmaya çalışan", "bilimdışı" ideolojiler olarak mahkum eder. Popper’a göre "açık toplum" Batı toplumlarının idealidir. Bu idealin önündeki en büyük engel sosyalizmdir, sosyalizm ortadan kaldırılmalıdır! Soros kendisini bu fikirlere adamıştır. Biraz palazlanır palazlanmaz yaptığı ilk işlerden biri
revizyonist SB ve Doğu Bloku ülkelerine akıttığı sermayeyle karşıdevrimci faaliyetin örgütlenmesine girişmektir. Dünyanın yarısına yakın bölümünün kapitalist sermaye dolaşımına kapalı olması Sorosgillerin kabul edebileceği bir durum değildir. 1979’da ilk fonu olan
Açık Toplum Fonu’nu (
OSI) New York’ta, Doğu Avrupa’daki ilk vakfını da Macaristan’da kurar (1984). OSI özellikle eski Sovyet ve Doğu Avrupa ülkelerinde "Project Democracy" operasyonunun para kaynağı olarak örgütlenir. Aslında OSİ kurulmadan önceye dayanır Soros’un revizyonist SSCB’deki faaliyetleri. İlk faaliyetlerine 1974'te SB’nin Helsinki Sözleşmesi’ni imzalamasıyla başlar. Oluşturulan Helsinki Grubu’nu destekler. Moskova’da Helsinki Grubu’nun kurulması, aynı anda hem SSCB’nin farklı bölgelerinde ve hem de Doğu Bloku ülkelerinde benzer örgütlenmelerin oluşmasını tetikler. Soros, tam böyle bir dönemde yardımlarını meşrulaştırıp, güçlendirmek için OSI’ı kurar.
Liberal vahşet için sınırsız özgürlük operasyonları!
Bugün yaklaşık
60 ülkede (Orta ve Doğu Avrupa, eski SSCB ülkeleri, Orta Avrasya, Guatemala, Haiti, Moğolistan, G. Afrika, Türkiye, ABD…) faaliyet gösteren bu vakıflar ağının başkanlığını Soros yapmaktadır. Gerçek hedefleri, Rusya’da, Gürcistan, Ukrayna gibi eski SB ülkelerinde, Yugoslavya’da, Venezuella gibi emperyalist sermayeyle belirli çelişkiler yaşayan ülkelerde, vd. pazarları neoliberal sömürüye sınırsızca açmaktır.
Oralarda küçücük de olsa mızırdanma gösteren hükümetleri ve bir bütün olarak devlet işleyişini uluslararası sermayenin çıkarları doğrultusunda yeniden inşa etmektir. Bunun için kitlelerin belirli özlemlerini, eğitimli kadroların yürüttüğü kitle faaliyetiyle satın alıp suni bir kitle hareketi yaratma yöntemini kullanırlar. En son Ukrayna’da yaşananlar hafızalardadır. Ve Ukrayna’da "darbe" olur olmaz gelişenler de… Seçimlerin üzerinden daha bir hafta bile geçmeden tanıdık
IMF reçetelerinden biri apar topar imzalatıldı! Açık toplum budur işte!
Tabii bu vakıflar amaçlarını,
“Açık Toplumların gelişimini ve devamlılığını sağlamak için; eğitim, sosyal değişim, hukuk reformu alanlarında bir dizi programı desteklemekte, çözüm gerektiren birçok konuya alternatif yaklaşımlar sunmak vb." şeklinde açıklıyorlar. Ve bu amaç uğruna milyarlarca doları gözlerini kırpmadan harcıyorlar. Bulundukları ülkelerde üniversite kurmaktan tutun da basın yayın organları, çeşitli kesimlere (özellikle kadınlara ve gençliğe) yönelik proje oluşturup, dev ekiplerle ve çeşitli kurumlar aracılığıyla faaliyet örgütlemek gibi sayısız araç ve yöntem kullanıyorlar. Bu araçların Sırbistan, Gürcistan, Ukrayna, Malezya, Venezuella’da… nasıl kullanıldıkları hatırlardadır!
"Soros için fırsatlar yumağı!"
Bu sözler, "Soros’un Türkiye’ye ilgisinin nedenleri"ni soran bir gazeteciye, Soros’un Türkiye’deki
Açık Toplum Enstitüsü’nün Başkanı Hakan Altınay’ın verdiği yanıt… Türkiye, küçümsenmeyecek sanayi ve altyapı gelişkinliği, jeo-stratejik önemi, uygun işgücü potansiyeli (ucuzluğu ve birikimiyle), neoliberalizm yönünde attığı cesur yapılanma adımları ve oluşturduğu altyapısıyla ve hele bir de AB’ye girerse stratejik bir noktadır. Ah bir de Kürt sorununu stabilize edip, o pazarı da güvenilir hale getirse!!!
Özellikle 1990’dan sonra
ARI ve
TESEV vakıflarıyla ilişkilerini geliştiren Soros, Türkiye para piyasalarında
Quantum’un yanısıra
Turkish Growth Fund adlı bir şirketle de iş yapar. Şirketin merkezi, Lüksemburg’dadır. Yönetim Kurulu’nda Ahmet Çullu ve Cem Duna var. Diğer isimler farklı uluslardandır. Şimdiye kadar,
İhlas Holding, Net Holding, Efes Pilsen, Tuborg gibi tekellerle belirli ortaklıklara gidilmiş.
Türkiye’deki "STK"larla, Soros vakıflar ağının üyeleri arasındaki ilişkiyi kolaylaştırmayı üstlenen Açık Toplum Enstitüsü, sadece irtibat bürosu olarak vardır. Soros Vakfı, Türkiye’deki irtibat bürosu olan ATE’yi geçen yıl
1 milyon 73 bin dolar fonlamış! Kendi verilerine göre ATE, siyasal reform ve AB, medya, cinsiyet, bölgesel eşitsizlikler ve sivil toplum gibi beş alanda belirlenmiş amaçlar için çalışıyor. Siyasal reform alanında TESEV’in kurumsal kalkınmasını desteklemiş, TESEV'de Türkiye’nin AB’ye katılımını içeren konulara yoğunlaşmış. Medya alanındaysa, "Kamuya Açık Radyo ve on-line medya gözlemci kuruluşları gibi alternatif medya projeleri güçlendirmek için‘’ çalışma başlatmış ve en son TRT'yi hedef olarak şeçmişlerdir. Ayrıca, ‘’ihmal edilen kadın gruplarının güçlendirilmesi ve kadına yönelik şiddeti azaltmak için de pratik önlemler geliştirmiş".
ATE’nün direktörlüğünü Hakan Altınay yapıyor. Yönetiminde
Can Paker (Türk Henkel Genel Müdürü ve TÜSİAD Haysiyet Divanı Üyesi),
Nebahat Akkoç ( Diyarbakır’da kurulu Kadın Araştırma Merkezi Vakfı yöneticisi),
Şahin Alpay,
Murat Belge (gazeteci, Bilgi Üniversitesi öğretim üyesi),
Üstün Ergüder (Boğaziçi Üniversitesi eski rektörü),
Osman Kavala (Kavala grubunun sahibi),
Ömer Madra (Açık Radyo’nun kurucusu, Bilgi Üniversitesi öğretim üyesi),
Nadire Mater (gazeteci),
Oğuz Özerden (Bilgi Üniversitesi kurucusu) yer alıyor.
Soros eğitim ve kadın (özellikle Kürt kadını) konularına özel ilgi gösterir.
Sabancı Üniversitesi’yle işbirliği var. 1989’da Yugoslavya’da oluşturulan Inter University Center örgütünün öncülüğünde kurulan Orta Avrupa Üniversitesi ile Sabancı Üniversitesi arasındaki ortak girişimin mütevelli heyeti başkanıdır. Orta Avrupa Üniversitesi Soros’un "açık toplum misyonuna" uygun elemanları bizzat o ülkelerin gençlerinden yaratmak amacıyla kurulur. Öğrenciler, ultra-liberalizmin felsefi, ekonomik, kültürel kalıplarıyla şekillendirilir ve mezunları önemli işlerde görevlendirilir. İlk şubesi, 1991’de Prag’da 100 öğrenciyle açılan üniversite, şimdi 40 ülkeden bine yakın öğrenciyle, Budapeşte ve Varşova şubeleriyle devam ediyor. Soros’un eğitim alanına ilgisi Sabancı Üniversitesi’yle sınırlı değildir.
Bilkent başta olmak üzere, başka üniversitelerle ve ortaöğretim eğitim programlarıyla da ilgili ve ilişkilidir kendisi!
Kadın, özellikle Kürt kadını konusunda, bölgede yürütülen pekçok faaliyetin dolaylı veya doğrudan Soros bağlantısı sözkonusudur. İshak Alaton’un eşinin
Kadın Emeğini Değerlendirme Vakfı‘nın çalışmalarına destek istemek için Soros’un peşinden nasıl koşturduğu akıllardadır. Aynı şekilde AKP Diyarbakır Milletvekili Prof. Dr. Aziz Akgül’ün girişimiyle Temmuz 2003’te kadınlara yönelik olarak başlatılan
Mikro Kredi Projesi’ne de ilk destek Soros’dan gelir. Özellikle Diyarbakır, Soros destekli birçok kadın faaliyetinin pilot üssüdür. Kadın ve gençliğin kapitalizmin işgücü ihtiyaçlarına göre biçimlendirilmeye çalışılması, stratejik düşünüşün en önemli ifadesidir.
"Bugün en büyük tehlike açık toplumun kendisinden!"
Bugün toplumda hakim inanç, piyasanın büyüsüne olan inançtır. Liberal kapitalizm doktrini, toplumun ortak çıkarını bireylerin alabildiğine serbestçe kendi çıkarlarını gütmesinde görür. Ama bugün bütün eksiklerine rağmen açık toplum diyebileceğimiz sistemimiz, eğer birey çıkarlarının üzerinde bir ortak çıkar perspektifiyle yumuşatılmazsa, çökme tehlikesiyle karşı karşıyadır.
Soros’un bu sözleri, emperyalist kapitalizmin bağrında filizlenen korkunun ifadesidir. Onun neden küreselleşme karşıtı hareketi desteklediğini, neden Bush karşıtı sayfalarca ilanlar verdiğini, neden ‘sosyal adalet’ diyerek, sistem açısından nefes boruları olacak yardımlar dağıttığını anlamak açısından anlamlı sözlerdir bunlar. Soros bile, asalaklığın belirli sınırlara çekilmesinden dem vurur hale gelmişse, işçi ve emekçiler olarak bizim yapacağımız da, durumdan vazife çıkarmaktır! Soros gibilerinin faaliyetlerinin bir ur gibi emekçileri sarmasına izin vermemek, bizim emekçilerle köklü ve derin ilişkiler kurmamızdan geçer.