‘Karakolda kalsaydı ölürdü’

Xêrabe Bava’da gözaltından serbest bırakılanlar gördükleri işkenceyi anlattılar

AGÎRE JÎYAN
Cumartesi, 25 Şubat 2017 (9 yıl 1 ay önce)

Mardin’in Nusaybin ilçesi’ne bağlı Koruköy’de gözaltına alınan ve işkence edilmiş fotoğrafı basına yansıyan Abdi Aykut’un Mardin Devlet Hastanesi Plastik Cerrahi Polikliniği’nde tedavisi sürüyor. Aykut ile görüşen kızı ve avukatı hayati tehlikesinin sürdüğünü belirtti.



 



Abdi Aykut’la görüşen avukatı Rıdvan Alp, Aykut’un konuşmakta zorlandığını söyledi. Gözaltındayken yalnızca pansuman amacıyla hastaneye götürüldüğü bilgisini veren Alp, “İlk kez Jandarma karakolunda gördüm. Durumu çok kötüydü. Orada kalsaydı kesinlikle ölürdü” dedi. Alp, yaralı halde gözaltında tutulan Aykut’un girişimleri sonucunda Mardin Devlet Hastanesi’nde tedavi altına alındığına dikkat çekti. İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun işkence fotoğrafını “O teröristlere ev sahipliği yapıyor” şeklindeki sözlerine de dikkat çeken Alp, “Dosyada gizlilik kararı var. Bilgi alamıyoruz. Gözaltı süresi 14 gün. Bu süre bittikten sonra bilgi alacağız” diye konuştu.



 



‘ÇOĞU ŞEYİ HATIRLAMIYOR’



Savcılık izniyle babasıyla görüşebilen Şehriban Aykut, kapısında askerlerin beklediğini ve üzerindeki eşyaların alındığını ifade ederek, şunları aktardı: “Babam zar zor konuşuyordu. Hatırlamıyor çoğu şeyi. Taburcu olacak durumda değil. Sancısı var, yarası çok kötü. Elmacık kemiği kırılmış gibiydi, yanağı açılmıştı.” Aykut, babasının zor konuştuğunu, bir ara öldüğünü düşündüğünü gözyaşı dökerek anlattı.



 



TABİPLER ODASI’NIN GÖRÜŞMESİNE DE İZİN YOK



Ailenin başvurusu üzerine hastaneden bilgi almaya giden Mardin Tabip Odası Başkanı Zeki Uzun da bütün girişimlerine rağmen Abdi Aykut ile görüşemediğini söyledi. Uzun, “Acile gittim orada yoktu, acilden sonra göğüs cerrahına gittim, orada da bulamadım. ortopedi dediler oraya gittim yine yok dediler. En son plastik cerrahide dediler. Gittim, etrafımı sardılar. Kimliğimi aldılar. ‘Kim gönderdi seni?’ diye sordular. Bende Abdi Aykut’un kızının kendilerine başvuruda bulunduğunu, hastanın durumunu öğrenmek istediğimi söyledim. İzin vermeyeceklerini söylediler” diye konuştu.



Kapıda bekleyen askerle arasında yaşanan diyaloga da dikkat çeken Uzun, şunları söyledi: “’Biz, size bilgi vermiyoruz’ dedi. Hakaret edercesine davrandı ve 20 dakika bekletti. Kimliğimi, doktor kimliğimi, tabip odası kimliğimi aldı. Fotoğraflarını çekti. Edinebildiğim bilgilere göre, göğüs kafesi boşluğunda kan birikmiş. Travmaya bağlı Hemotorax (Tüp ile bölgedeki kanı alma) tedavisine başlanmış” diye konuştu.



 





 



GÖZALTINI ANLATILAR



Gözaltına alınan 39 kişiden 23’ü 14 gün sonra serbest bırakıldı. Dihaber’e konuşan evi ilk basılarak gözaltına alınan 60 yaşındaki Ebubekir Koçhan, çatışmanın yaşanmadığına dikkat çekerek, “Yapılan baskın öncesi herhangi bir çatışma yoktu. Birden gelip baskın yaptılar. Birden 3-4 helikopter geldi, askerler oradan indi. Yapılan baskınlarda çok fazla insanımıza işkence ettiler. Özellikle hala gözaltında bulunan insanlara çok fazla işkence edilmişti. Muhtarı da gözaltına aldılar. Yaşanmış bir patlamadan onu sorumlu tutuyorlardı” dedi. İlk gece yalnızca kendisinin gözaltına alınarak zırhlı araçla İlçe Jandarma Komutanlığı’na getirildiğini aktaran Koçhan, “Sürekli olarak bana baskı uyguluyorlardı. ‘Ne gördünüz, kim geldi?’ diye biz zaten bir şey görmemiştik. 14 gün de bu yüzden bizi gözaltında tutup ondan sonra bıraktılar” dedi. Koçhan, üst rütbeli bir komutanın gözaltında sürekli “Size çay kahve getiriyorlar değil mi?” diye alaylı konuşmalar yaptığını söyledi.



 



AĞLAYARAK ANLATTI’



Yaşadıklarını ağlayarak anlatan 70 yaşındaki Abdullah Doğan, “Hakaretleri, küfürleri işkenceden daha beterdi. Sürekli olarak bize ‘Siz onlara yardım ediyorsunuz?’ , ‘Söyleyin neredeler?’ diyorlardı” diye baskı gördüklerini ifade etti. Doğan, baskın gününü şöyle dile getirdi: “Bizim evden 6 kişiyi bahçeye çıkarttılar. Gündüz saat 15.00 gibiydi. Karla karışık yağmur yağıyordu ve hava soğuktu. Bizi saat 00.30’a kadar evin bahçesinde beklettiler. Saatlerce biz o soğuğun, karın, yağmurun altında kaldık. Sonrasında zırhlı araç getirip bizi bindirdiler.” Doğan, “1990’lardan daha beter şeyler yaptılar. O zamanlar bir suçu varsa gelip bir kişiyi alıp götürüyorlardı ama şimdi bütün köyü ablukaya aldılar” dedi.



 



OĞLUMUN SESİNİ DUYUNCA YERE YIĞILDIM’



71 yaşındaki Aziz Gürgün, yüzü kapalı askerlerin evdeki bütün eşyaları darmadağın ettiğini ve oğluyla birlikte gözaltında yaşadıklarını şöyle ifade etti: “Oğlumu döverlerken görmeme izin vermediler. Bahçedeydim onu dövdüklerinde bana sesi geldi, ben yere yığıldım. Daha sonra bizi gözaltına aldılar. Beni bıraktılar ama oğlum hala gözaltında.”Çoğu zaman aç-susuz ve yerde yatırıldıklarını dile getiren Aziz Gürgün, “Ben 71 yaşında bir insanım. Yerde yatamıyordum. 12 gün boyunca soğuk betonda uyuduk. Bize ‘Ajanlık yaparsanız sizi serbest bırakırız’, ‘Ne biliyorsanız anlatın’ diyorlardı. Biz bir şey bilmediğimizi söylüyorduk” diye konuştu.



 



‘İNEĞİMİN YAKILMASINA ÜZÜLDÜM’



Hasta komşusuna gittiği ziyaret esnasında gözaltına alındığını anlatan bir diğer köylü Ali Gürgün de, 3 gün boyunca kaba dayağa maruz kaldığını söyledi. Gürgün, “Bana ‘Sen teröristsin’ dediler. Küfürler sayıyorlardı. 7 kişiydik hepimize yalnızca bir ekmek veriliyordu” dedi.Ateşe verilen ahırda ineğinin öldüğünü vurgulayan Ali Gürgün ise, şunları aktardı: “Ahırı yakmışlar ineğim nefessizlikten ölmüş. Şimdi kim kalmış, kim ölmüş bilmiyorum. Ne telefonumuz kaldı ne köye girebiliyoruz. 7 çocuğum ve eşim köyde. Köyde bütün ailemizdekilerin telefonlarına el konulmuş.”‘Akşam saat 20.00’de evinin basıldığını belirten Şükrü Gürgün de önce kadınları ve çocukları dışarıya çıkardıklarını ardından da evin içinde işkenceye maruz kaldıklarını ifade ederek, işkenceden sonra gözaltına alındıklarını belirtti.



 



‘ABDİ AYKUT YÜRÜYECEK DURUMDA DEĞİLDİ’



Gözaltında bulundukları zaman yanlarına Abdi Aykut’un getirildiğini kaydeden Şükrü Gürgün, “Durumu çok kötüydü. Biz sesimizi çıkarttık hep birlikte Abdi Aykut’u hastaneye götürmeleri için. Biz hepimiz bağırınca götürdüler onu. Zaten yürüyebilecek durumda değildi” diye ifade etti.



90’lardaki ajanlık teklifleriyle, ev yakmalarıyla bugün bir kez daha karşı karşıya kaldıklarını dile getiren Şükrü Gürgün, şunları söyledi: “Hayvanlarımız orada sahipsiz kaldı, belki de hayvan kalmamıştır. Tek gelirimiz hayvanlardı zaten. Köyde yaşam onlarla idame ettiriliyor. Eşim hastalanmıştı, onu da Nusaybin’e getirmişler. İki kızım da köydeki komşularımızın yanında kalıyor. Telefonumuz da gitti konuşamıyoruz.”



 



2 KİŞİ TUTUKLANDI 



Gözaltına alınan ve dün akşam adliyeye sevk edilenlerden Şükrü Gürgün serbest bırakılırken, Behçet Koçhan ve Hatip Tunç, örgüt üyeliği” iddiasıyla tutuklandı. Öte yandan Büyükkardeş köyünden gözaltına alınan Ekrem Altuğrul savcılık ifadesi ardından serbest bırakıldı.



 



artıgerçek