Rojava Devrimi'nin 5. yılı YPG öncülüğündeki DSG'nin IŞİD'in Menbiç’teki karargahını almasıyla karşılandı
Rojava Devrimi'nin 5. yıldönümü YPG öncülüğündeki Demokratik Suriye Güçleri’nin (DSG) Menbiç’teki IŞİD karargahının ele geçirilmesiyla karşılandı.
DSG’nin emperyalist koalisyonun da desteğiyle 1 Haziran’da başlattığı Menbiç operasyonunda ilk aşamanın tamamlandığı daha önce açıklanmıştı. En son Menbiç’in merkezine girildiği ve şehir savaşının başladığı duyurulmuştu. IŞİD kontrolündeki bölge ikiye bölünerek aralarındaki bağlantı koparılmıştı.
Hafta sonu da daha önce hastaneyken IŞİD karargahı yapılan merkezin ele geçirildiği duyuruldu. Bu hamlenin üzerine şehir merkezine sıkışan IŞİD'in ardı ardına saldırılar düzenlediği, fakat hepsinin püskürtüldüğü öğrenildi.
Suriye'de iç çatışmaların başladığı ve giderek IŞİD gibi cihatçı çetelerin de sürecin aktif bir parçası haline geldiği tam bir kaosa dönüştüğü koşullarda Rojava'daki Kürtler 19 Temmuz 2012'de kendi özyönetimlerinin ilk adımını attılar. Bu, Kobanê Halk Meclisi'nin kentin yönetimini üstlenmesiydi...
Kürt halkının rejim güçlerinin çekilmesiyle ortaya çıkan boşluğu devrimci bir tarzda doldurma yönelimine girmesi, Türkiye başta olmak üzere tüm bölge gericiliklerini rahatsız etti. Bu ilandan sonra Rajava'ya dönük sayısız saldırı düzenlendi, bölge gericiliklerinin destekledikleri cihatçı savaş çeteleri hemen tüm kantonlara dönük katliam düzeyinde saldırılar gerçekleştirdi.
Halen sürmekte olan Rojava Devrimi de bu saldırlar karşısında verilen savaş içinde gelişerek, ekonomik-siyasi-askeri-hukuki bütünlük arzetmeye başladı.
Emperyalist kampların ve bölge gericiliklerinin desteklediği IŞİD, en son Musul'dan başlayarak Erbil önlerine kadar ulaştı, Şengal'de büyük bir Ezidi kıyımı gerçekleştirerek, Kobanê'ye yöneldi. YPG bu saldırganlık karşısında kendisine dönük saldırıları da hiçe sayarak Şengal'in yardımına koştu. Dünya halklarına unutulmuş pekçok değeri hatırlatıp, haklı bir sevgi ve saygı kazandı.
Kendi üslerini de oluşturarak ilerleyen IŞİD, Kobanê'yi ezip Rojava'nın tümünü denetim altına almak için var gücüyle saldırdı. Devasa silah gücü, parası ve durmadan büyüyen sayısıyla IŞİD'in Kobanê'ye dönük saldırısı karşısında tüm dünya YPG için "ha ezildi ha ezilecek" beklentisine girdi. Hatta bu çeteleri silah ve başka olanaklarla destekleyen Türkiye burjuva devletinin başındaki Tayyip Erdoğan, "Kobanê bugün yarın düştü düşecek" diye tarihe geçecek bir "varsayımda" bile bulundu.
Fakat Kürt halkı, savaşçıları, enternasyonal dayanışma amacıyla savaşa katılan güçler, başeğmez bir direngenlik sergileyerek tüm dünyaya şapka çıkardılar, Koba'e düşmedi! Tersine oradaki başeğmez mücadele, Rojava Devrimi'ni pekiştirdi; IŞİD gibi bir bela açısından da, kırılma noktası oldu.
Rojava Devrimi bugün Türkiye'deki faşist rejim başta olmak üzere tüm bölge gericiliklerini ve bu haliyle emperyalist güçleri rahatsız etmeyi sürdürüyor. Türkiye sırf tarihsel Kürt fobisinin bu devrimle ayaklanması nedeniyle (elbette ki yayılmacılık hesaplarını ve diğer nedenleri yabana atmamak şartıyla) bölgesel politikalarında burnuna kadar çamura battı.
Halen de tüm bölgesel politikalarının merkezinde bu haliyle bir Rojava'nın ezilmesi vardır. Gerek yaptığı ittifaklar gerek imzaladığı anlaşmalar gerekse çizdiği politik zigzaklar bu konuda manevra alanını genişletmek içindir. Çünkü Rojava "bu haliyle" kaldıkça Kürt halkının tümü için olduğu gibi-geliştiği oranda- bölge halkaları için de başka bir yolun adresi olmaya devam edecektir.
Önünde çok sayıda tehlike, tehdit ve tuzak olmasına rağmen Rojava Devrimi 5. yılında ilerlemeyi sürdürüyor...