Dün akşam sınır ticareti yapan 40 kişilik köylü grubunu tanklarla vurdular, bir kişiyi katlettiler, 16 yaşındaydı
Dün akşam saat 21:30 sıralarında ikinci bir Roboski yaşandı. Sınır ticaretinden dönen 40 kişilik bir grup köylü tam sınıra yaklaştıkları noktada Becûh Alay Komutanlığı’na bağlı askeri üsse konuşlandırılmış tanklardan açılan ateşle vuruldu. 16 yaşındaki Vedat Encü bu katliam saldırısında hayatını kaybederken; Yılmaz, Suvar, İbrahim ve Özgür Encü de yaralandı. Yaralılardan Yılmaz Encü’nün durumu ağır.
Haber bombardımandan sağ kurtularak sınırın öteki tarafına geçen köylülerin durumu telefonla bildirmesiyle öğrenildi. Hiçbir uyarı yapılmadan tanklar ateşlenmişti!..
Roboski ve Becûh köylüleri cenaze ve yaralılarını almak üzere sınıra akın etti. Roboski, göğü delen ağıtlara bir kez daha tanık oldu. Bir kez daha tüm tarihsel acıların da ifadesi olan o sınır kana ve ağıda kesti.
Vedat Encü’yü katledenler onun 2011 28 Aralığı’nda savaş uçaklarıyla vurdukları 35 Roboskili’nin yanına gömülmesine izin vermiyorlar. Renginin tarifi olmayan kinlerini bir de ölülerimizi nereye gömeceğimize karar vererek kusuyorlar.
Vedat’ın evinde annesinin göğü delen ağıtlarında söylediği gibi, yoksul Kürt köylülerinin sınır ticaretinden başka çareleri yok. Bunun karşılığı da ölüm oluyor.
Roboski’yle verilen bu mesaj, zorbaca yöntemlerle yapay bir şekilde çizilen o sınırların Kürt halkı nezdinde giderek anlamsızlaştırılmasına duyulan hıncın olduğu kadar, tarihsel korkunun da ifadesi. “Hangi biçimde olursa olsun sınırın aşıldığı her durumda karşılığı ölüm olacaktır” deniliyor. Hele toplu geçişlerde…
28 Aralık 2011’de sınır ticareti yapan onlarca yoksul Kürt, savaş uçaklarıyla bombalanmış, çoğu çocuk ve genç, 35 insan paramparça edilmişti. O zamanki katliama “aralarında teröristler olduğu istihbaratı aldık” gibi bir kılıf geçirmişlerdi. Sanki bu, bir grup insanın savaş uçaklarıyla vurulmasını meşrulaştıracakmış gibi!..
Fakat o zaman da asıl dertleri başkaydı. Cumhurbaşkanı’ndan Başbakanı ve Genelkurmay’ına kadar hemen hepsi zihinlere kazınan düşmanca açıklamalarla bunu itiraf ve ilan da etmişlerdi. Esas olarak Kürt halkına dönük kanlı bir mesajla “sınır” hatırlatması yapmak istemişlerdi. Bir de “barış”, “masa” derken bile aslında “nefesimiz ensenizde” mesajı vermek... Dün akşam olduğu gibi.
Tek fark, artık “barış”tan, “süreç”ten, “masa”dan bahsedilmemesidir. Tüm düşmanca kartların açıkça ortaya konulması ve insan cenazelerine bile harfiyat muamelesi yapan o gözüdönmüşlüğün altını bir de Roboski köylüleri üzerinden konuşturarak çizmektir.
Ne de olsa Kürt de, işçi de, kadın da, genç de... kısacası emekçi ve ezilen insanlar onlar için herhangi bir nesneden daha değersizdi. 40 kişilik bir grubun savaş oyunlarındaki gibi tanklarla vurulması bunun ifadesi değil mi?!.