Rakka operasyonu oynak dengelerin yeniden karılması anlamında yeni bir sürecin başlangıcı olmaya aday
Helin Adar
Suriye’de çok aktörlü güç mücadeleleri kapsamındaki gelişmeler, bir ay önceki okumaları dahi hızla eskitiyor. Aylardır emperyalistler ve gerici bölge devletleri arasında süren askeri diplomatik tehdit ve şantajlardan sonra “Kuzey Rakka’yı Özgürleştirme Operasyonu” 24 Mayıs’ta resmen başladı. Emperyalist blokların Rakka üzerinden raksı da bütün kıvraklığıyla hızlandı.
Arka resimdeki gelişmeler düşünüldüğünde Rakka operasyonu yeni ve stratejik bir dönemin, oynak dengelerin yeniden karılması anlamında yeni bir sürecin başlangıcı olmaya aday. Rakka çevresindeki köylerin IŞİD’den temizlenmesiyle birkaç koldan ilerleyen operasyon, Demokratik Suriye Güçleri-QSD tarafından yapılıyor. Koalisyon güçleri denilen emperyalist ülkeler ise havadan destek veriyor. Bu bir anlamda operasyona destek vermeye hazır olduğunu söyleyen Rusya’nın yaklaştırılmadığı, ABD emperyalizminin başını çektiği blok tarafından bir süre önce Cenevre görüşmelerinden dışlanan Kürt tarafının kara gücünü oluşturduğu bir aşama.
Bu anlamda ABD, Türk faşist devletine rağmen Rojava yönetimi, YPG ve YPJ savaşçılarıyla ilişkisini daha açıktan yürütmeye başladı. ABD Merkez Kuvvetler Komutanı general J. Votel’in Kobane’ye giderek QSD komutanları ve Rojava yönetimi ile görüşmesi, 250 ABD’li uzman askerin daha Rojava’ya geçmesi aleniyetin görünen kısımlarıydı.
Rakka’nın IŞİD çetesinden temizlenmesi ve en büyük destekçisi Türkiye ile bağlarının koparılması, emperyalistlerin hesap ve niyetleri bir yana, Rojava’nın nefes almasını sağlayacak, IŞİD’in Cerablus-Azez hattında ve Halep'te tutunmasını zorlaştıracaktır. QSD içersinde en büyük gücü oluşturan YPG ve YPJ’nin dünya halkları ve emekçileri gözündeki prestijini artıracaktır.
Rojava yönetimi, “Rakka’nın temizlenmesiyle bölgede yeni bir özerk yönetim oluşturulmasını” öneriyor. Yalnız bugüne kadar her iki emperyalist bloka da aynı mesafede kalmaya özen gösteren Rojava yönetiminin son gelişmelerden sonra bu tavırlarını sürdürmekte zorlanacakları bir gerçek.
Sahada hava desteği ve silah yardımı dışında bir kaç Avrupa başkentinde temsilcilikler açmaları, emperyalist ülkeler tarafından resmen tanınmaları, karşılığında emperyalist bloklardan birisine yakın durmaya zorlanma riskini de içinde barındırıyor.
Rojava için demokratik halkçı yönelimin derinleştirilerek sürdürülmesi ya da emperyalist bloklardan birine yanaşma, G.Kürdistan'da kurulan Barzani yönetiminin farklı bir versiyonu haline gelme tehlikesi hala sürüyor. Askeri alanda ileriye doğru atılan başarılı her adım, bu çelişkiyi (ve riskleri) de büyütüyor.
Bu noktada işin içine emperyalistler ve bölgedeki işbirlikçilerinin hesap ve yönelimleri giriyor.
Operasyon öncesi uzunca bir süre, yüz yıl önce çizilen sınırların bugün yeniden çizilmesi ve Suriye’nin “nüfuz alanlarına bölünmesi” tartışmalarının yaşanması, Rakka’nın IŞİD’den temizlenmesi ya da bölgedeki etkinliğinin zayıflatılması sonrasına dair planların da ipuçlarını veriyor.
Emperyalist güçler, çıkarları söz konusu olduğunda ülkelerin bölünmesi için ellerinden geleni elbette yaparlar. Fakat ABD, bölünme tehdidini şimdilik Rusya’ya karşı pazarlık kartı olarak kullanıyor. Bölünmeden kasıt, klasik anlamda küçük devletlere ayrışma değil, her bir emperyalist blokun sömürü alanı olarak bir parçaya sahip olması. O yüzden, bugünkü haliyle sınırların yeniden çizilmesi ya da bölünme tartışmaları, emperyalistlerin birbirlerini tehdit etmek için gündeme getirdiği bir tartışma. Kaldı ki bugün sadece Suriye'de değil Irak'ta da adı konmamış fiili bir bölünme zaten yaşanıyor.
Suriye'deki fiili bölünme, Kuzey-batı ve Kuzey-doğu hattı olarak şekillendi.
Rusya, İran, Suriye, Irak ve Lübnan Hizbullahı’ndan oluşan cephe, Kuzey-batı hattında etkin. Rusya’nın havadan, rejim ordusu, Hizbullah ve İran askerlerinin karadan yüklendiği Şam-Halep Cephesi. Rusya, Halep, Hama, Humus ve Şam’ı da içerecek şekilde ülkenin Akdeniz’e yakın batı bölgesini kapsayan bölgeyi elde tutmak istiyor. Şam ile stratejik işbirliği yaparak bu bölgeyi kaptırmamaya, Halep'i de içine alacak şekilde genişletmenin yollarını arıyor.
Başını ABD’nin çektiği diğer kamp ise Kuzeydoğu-güney hattına hakim. ABD’nin önceliği, Rakka, Deyr-ez-Zor, Haseke, Kamışlı gibi kentleri de içeren zengin petrol yataklarının sahip bölge.
ABD ve Rusya’nın öncülük ettiği her iki cephe de kendi hakimiyet alanlarını elde tutmanın peşinde. Taraflar şimdilik birbirlerinin alanlarına girmemeye, denge durumunda kalmaya çaba sarf ediyor. Rakka’nın IŞİD çetelerinden temizlenmesi durumunda ABD, emperyalist hegomonya yarışında, burun farkı ile öne geçmeyi, hakimiyetini sağlamlaştırmayı planlıyor.
Gelinen aşamada, Rojava’da olduğu gibi halkların kendi geleceklerini kendilerinin belirleyeceği, halkların ve bölge emekçilerinin birleşik mücadelesi gelişmedikçe, bölge, emperyalistler ve bölge gericilikleri arasındaki hegemonya çekişmelerine sahne olmaktan kurtulamayacaktır. Bunun faturasını, kan ve gözyaşı olarak halklar ödeyecektir.