İnşaat İşçileri Sendikası , bir hafta önce başlattığı Kürt halkıyla dayanışma kampanyasını bugün sonlandırdı
İnşaat İşçileri Sendikası, bir hafta önce başlattığı Kürt halkıyla dayanışma kampanyasını bugün sonlandırdı.
İnşaat-İş Kadıköy İskele Meydanı'nda saat 13:00'de gerçekleştirdiği basın açıklamasıyla kampanyayı sonlandırdığını duyurarak, saat 16:00'da Amed'e hareket edeceğini açıkladı.
Sendikanın basın açıklamasına Ankara katliamında yaşamını yitiren üye ve kurucularının aileleri, dostları, işçiler, emekçiler katılım sağladılar.
Basın açıklaması öncesinde sloganlarla Kürdistan halkının direnişi selamlandı, Kürt halkınıın yalnız olmadığı haykırıldı. Açıklama sırasında da sık sık "Amed halkı yalnız değildir!" , "Yaşasın halkların kardeşliği!", "Kürdistan faşizme mezar olacak!", "Cizire Halkı yalnız değildir!", "Yaşasın işçilerin birliği, halkların kardeşliği!" sloganları atıldı. Sloganlar atılırken İskele Meydanı'nda bulunan kadınların, gençlerin, işçilerin de eşlik ettiği görüldü.
Daha sonra İnşaat İşçileri Sendikası adına kısa bir konuşma yapıldı. Bu konuşmada Kürdistan'da yapılmaya çalışılan katliamlara karşı Kürt halkının muazzam bir direniş sergilediği vurgulandı. Bu imha harekatına tutum almanın tarihsel anlamına değinilerek, Kürt halkının başeğmez direngenliği selamlandı.
Bu kısa konuşmanın ardından basın açıklamasını İnşaat İş Sendikası adına, Sendika Başkanı Mustafa Adnan Akyol okudu.

Akyol basın açıklamasında şunları belirtti:
Kürt illeri aylardır sürdürülen imha ve insansızlaştırma politikası altında kan gölüne çevrilmiş durumda… Günlerce süren sokağa çıkma yasaklarıyla bölge nefes alamaz hale geldi. Ülke iç savaş kıskacı altında eziliyor.
Cizirê, Sur, Gever, Silopi, Kerboran ve Nusaybin, devletin girdiği her yerden her gün ölüm haberleri geliyor. Gencecik bedenler, 80’lik dedeler, analar, kundakta bebeler asker ve polis kurşunlarıyla katlediliyor. Ölmeyenlerin evlerine tanklardan bombalar yağdırılıyor. Çocukların cenazeleri evlerin harabelerinin altından çıkarılıyor. Kürt halkına yaşam hakkı tanımayanlar, harabeye çevirdikleri evleri talan ediyor, eşyalarını yağmalıyor. Cenazeler günlerce sokak ortasında bekletiliyor. Ölülerini almak isteyen insanlara kurşun yağdırılıyor. Yararlılara müdahale etmek isteyen onurlu sağlık çalışanları ise katlediliyor. Okulları boşaltan devlet, buraları askeri üst haline getirmiş durumda. Hastane ve okullara yerleşen keskin nişancılar Kürt halkı üstüne ölüm kusuyor.
Kürt halkı ise kendisine karşı yürütülen bu katliamlara karşı sokak sokak direniyor. Kendi öz savunma güçleriyle tanklara, toplara, keskin nişancılara karşı koyuyor. Kendilerini yok etmek isteyenlere karşı yaşam haklarını savunan bir halk var karşımızda. Bize her koşulda direnmeyi ve umudu aşılayan bir halk.. Yaşlı anaları, küçücük çocuklarıyla barikat başında kurşunlara karşı yürekleriyle savaşıyorlar.. Aç, susuz, hırpalanmış bedenleri, acılarını, tuttukları yasları gömdükleri yürekleri ve dünyayı yakan öfkeleriyle ölüme ve zulme karşı insanı ve insanca olan her şeyi savunan ateşin ve güneşin çocukları onlar.. Kürt illeri, devlet terörüne, imha politikasına teslim olmuyor. Dağlarda yakılan ateş, şimdi hendek artlarında, barikat başlarında tutuşturuluyor. Ve Kürt halkı bizden bir ses bekliyor!
Durun ve düşünün!
Çocuklarınızın bedenini derin dondurucularda saklamak zorunda kaldığınızı düşünün… Annenizin ekmek almaya giderken bir kuşunla öldüğünü ve cenazesini günlerce sokakta bırakmak zorunda kaldığınızı düşünün… Sığındığınız karanlık odada atılan topların gürültüsünde kucağınızda çocuğunuzu uyutmaya çalıştığınızı, hamile ablanızın karnındaki çocukla katledildiğini, her gün bir komşunuzun, bir akrabanızın ölüm haberini aldığınızı, yıllarca emek vererek yaptığınız evinizin bir gecede toplarla nasılda harabeye çevrildiğini, aç, susuz, elektriksiz yaşamaya mecbur bırakıldığınızı düşünün. Nefes alabildiğiniz tek yerin kazdığınız hendeklerin ardı olduğunu düşünün… Şimdi rahatça koltuklarınızda oturabilecek misiniz? Güvenli evlerinizde tasasız yaşayabilecek misiniz? Hala kulaklarınız sağır, gözleriniz kör mü?..

Kendine insanım diyen hiç kimse bu zulme sesiz kalamaz. Kendine insanım diyen hiç kimse yaşam haklarını savunan ve hendeklerde direnen bu insanlara sırtını çeviremez. Savaştan uzakta yaşayanlar bilmiyor ki, o bölgeler yenilirse, orda ki yaşam sönerse, kurşunların ve tankların sonra ki hedefi bizler olacağız. Evlerinde rahatça oturanlar bilmiyor ki, bugün bu katliama dur demezsek, yarın faşizm, canlı bombalarla öldüremediklerini, iş cinayetlerinde yok edemediklerini, açlıkla terbiye edemediklerini yok etmek için gözlerini güvende olduğumuzu düşündüğümüz yerlere de çevirecek. Kürt halkının haklı mücadelesine destek vermek ve devlet katliamına karşı durmak için bekleyecek zaman artık yok! Kürt halkına destek vermek, kendi geleceğimize sahip çıkmak anlamına geliyor. Artık geleceğimize sahip çıkma zamanı! Kürt halkı için herkesin elinden geleni yapma zamanı!
Bizler de sermayenin “iş kazası” adı altında katlettiği, iliklerine kadar sömürdüğü ve bu sömürüye karşı örgütlü mücadele veren inşaat işçileri olarak, geleceğimize sahip çıkıyoruz! Devletin katliamlarına karşı özgürlük mücadelesi veren Kürt halkı ile dayanışmayı inşa ediyoruz. İnşaat İşçileri Sendikası olarak İstanbul’dan dayanışma ile topladığımız yaşamsal anlamda önemli gündelik ihtiyaçlar ile Amed’e gidiyoruz. Kürt kardeşlerimizle içtiğimiz bir bardak suyu, yediğimiz bir somun ekmeği paylaşmaya, onlara güç vermeye ve onlardan güç almaya gidiyoruz.