Bütün acımıza rağmen “barış” diyoruz

Cizre'de öldürülen 35 günlük bebek M. Tahir Yaramış’ın annesi Susin Yaramış ve babası Abdullah Yaramış ile konuştuk

AGÎRE JÎYAN
Çarşamba, 30 Eylül 2015 (10 yıl 6 ay önce)

Cizre ablukasında öldürülen 35 günlük bebek M. Tahir Yaramuş’un annesi Susin Yaramış ve babası Abdullah Yaramış ile konuştuk.



 



Alınteri: Bebeğiniz nasıl öldürüldü?



SY: Olaylar çatışmalarla başladı. Çatışmalardan 1-2 saat önce elektrik, telefon, sular kesildi. Çatışmalar başladığında bu bahçede oturuyorduk. Silah sesleriyle içeri girerken çocuk elimden düştü. Ambulansı aradı eşim. “Gelmemize izin vermiyorlar” dediler. Sokağın başında da keskin nişancılar vardı. Eğer hastalara ulaşırsanız, “sizi de öldürürüz” diye ambulans şoförlerini tehdit etmişler.



 



Alınteri: Çocuk düştükten hemen sonra mı öldü?



SY: Hayır, gece kustu, ertesi gün kusması devam ederken ateşi de çıktı. O akşam tekrar aradık, ambulans aynı cevabı verdi “Bizleri tehdit ediyorlar...” Gece yarısı çocuğumu kaybettim. Hala silah sesleri geliyordu. O gece bebeğimin cesedi koynumda kaldı. 7 saat sonra eşim duvarlar arasından nasıl götürdüyse camiye götürdü. Bebeği götürdükten sonra da camide eşim 30 saat kaldı. Çünkü geri gelemiyordu. Camideyken eşim tekrar arıyor ambulansı, hastane morguna koysunlar diye... Eşime “Biz Botan’ı buraya getirin morga koyalım” demişler. Eşim de, “Gelebilsem zaten hastaneye, kendim de morga koyarım” demiş. Camiden sonra neler yaşandı? Nasıl götürdüler? Hiç bilmiyorum.



 



Alınteri: Nasıl götürdünüz? Anlatabilir misiniz?



AY: Sabah saat 8 gibiydi. Annesi daha fazla üzülmesin diye her şeyi göze alarak götürdüm. Telefonla ambulansla görüştüğümde “Camide başka cenazeler de var, getirin morga hepsini götürelim” dediler. Komşuların yardımıyla, mahalle aralarında, kırdığımız duvarların arasından camiye yetiştirdim. O esnada Sait Çağdavut’un cenazesi de camideydi. 30 saat orada kaldık. Hiçbir şekilde nakil aracı göndermediler. Ne de bize izin verdiler kendimiz götürelim... En son cenazeler kokmaya başladı. Milletvekilleri aracılığıyla “Ya bize araç gönderin ya da biz kendimiz ölümü göze alıp morga götüreceğiz” dedik. Yarı yola kadar sırtımızda götürdük. Yanımızda, Diyarbakır HDP milletvekili Sibel Yiğitalp, Antep milletvekili Mahmut Toğrul, Şırnak milletvekilleri Leyla Birlik, Ferhat Encü vardı. Onların yardımıyla Cizre nakil aracı geldi ve morga kaldırdık. Sokağa çıkma yasağı kaldırıldı, ben gittim morga sordum. Cizre Devlet Hastanesi’nde, böyle bir cenaze yok dediler. Şırnak’a gittim. Otopsi için buraya getirmişler. Oradan alıp getirdim ve defnettik bebeği.



 



Alınteri: Kaç çocuğunuz var ve onlar ne yaşadılar?



SY: Yedi kız çocuğum daha var. Ne yaşayacaklar? Hepsinin psikolojileri bozuldu. Bizim psikolojimiz bozuldu ki çocuklar daha beter durumdalar. Hala kardeşlerini soruyorlar. Sanki hastanedeymiş ve gidip alıp getireceğiz diye düşünüyorlar.



 



Aınteri: Bir anne olarak ne diyeceksin?



SY: Bir anne olarak acımız yüreğimizi dağlıyor. Başka annelerin de yüreği dağlanmasın diye bu savaş dursun artık. Daha ne istiyorlar bizden. Biz hala şu acımızla barış diyoruz. Bu çağrımızı duysunlar bu savaşı bitirsinler. Çünkü bu böyle gitmez. Daha ne kadar kan dökecekler? Yazık değil mi? Bunlar hiç mi insanlıktan nasibini almamışlar? Erdoğan’ın da, Davutoğlu’nun da evlatları var. Onlar kazandıklarında niye biz böyle tepki vermiyoruz? Biz kazandığımız da bize bunları yapıyorlar? Neden yani?



 



Alınteri: Sizce Kürt sorunu nasıl çözülür?



AY: Masada çözülür. Başka bir çözümü yoktur. Kanla çözülecek bir durumu yoktur. 40 senedir bu katliamlar devam ediyor. Bu şekilde de devam ederse çözülmez. Bu sorunu çözmek istiyoruz ve o masanın tekrar kurulmasını istiyoruz.



 



Oğlun Ölmeden