Anlamadığımız bu kadar sivilin ölmesine rağmen neden Türkiye kamuoyu bu kadar sessiz? Niye, niye, niye?!
Cizire’ye saat 11:00 gibi indik. Bir grup arkadaş bizi karşıladı. Önce HDP il binasına gittik. Arkasından Cizire katliamından en çok etkilenen ve direnen Nuh Mahallesi’ni dolaşmaya başladık. Bize Cizire ve Silopili halk eşlik etti. Özellikle katliama tanıklık eden Belediye Meclis üyesi bir arkadaş bize eşlik etti ve ve o gün yaşananları anlattı:
Hendekler sadece halkın kendini koruması için kazıldı. Eğer hendekler olmasaydı burada büyük bir katliam da gerçekleştirilirdi. Yirmi bir kişi öldürülmüş. Burada yapmak istedikleri büyük bir katliamdı aslında.
Saldırı öncesinde tutuklamalar oldu. Hendekler aslında bu saldırıların ve tutuklamaların olmaması için yapılıyordu. Bu tutuklamalar sonrasında hendekler kazıldı. Kendilerini korumak için...
İlk gün saat 18:30’da anons yapıldı. Sokağa çıkma yasağı konuldu. Hemen ertesinde de, saat 21:00-22:00 gibi saldırılar başladı. Bu yönelimlere karşı insanlar sokağa çıkıp zılgıt çekiyordu, teneke çalıyordu. Bu esnada dahi insanlar tepkisini zılgıt çekerek ve eline teneke alarak halay çekerek dile getiriyordu.
Şu görmüş olduğunuz Kültür Merkezi’nin çatısına ve birçok yüksek binanın üstüne keskin nişancılar yerleştirilmişti. Zaten ölenlerin çoğu keskin nişancılar tarafından öldürüldü; ama bizim anlamadığımız bu kadar sivilin ölmesine rağmen neden Türkiye kamuoyu bu kadar sessiz? Niye bu basın dediğiniz, ölen insanlara inatla terörist diyor? Bizim anlamadığımız, televizyonlarda, 15 günlük bebekten tut, 70 yaşında, 10 yaşında, 12 yaşında, 15 yaşında, 50 yaşında ölen insanların neden siviller olduğu söylenmiyor. Niye, niye, niye?!

Biz şunu gördük ve şunu biliyoruz gerçekten; varsa ekmeği ve suyu hepsiyle bölüşmek, paylaşmak. Bizim içimizde bu paylaşım vardır. Özellikle bu mahalleye yönelik büyük bir saldırı var. Halk tepki gösteriyor artık. Daha önce söyleniyordu ‘baskılar, tutuklamalar var, öldürmeler var, infazlar var diye’. O kadar inkar edilmesine rağmen bu şunu gösterdi, bunun izahı kalmadı, açıkça bir katliamın yapıldığını herkes kendi gözleriyle gördü, birebir yaşadı. Saklanacak bir tarafı kalmadı. Burada herkes gördü. Hepimiz gördük.
Dediğim gibi keskin nişancılar tarafından öldürüldüler. Otopsi yapıldığında da her şey ortada. Dünyanın neresine bakarsan bak savaşlar olmuş ama burada yapılan insanlık dışı muamele kadar muamele görülmemiştir. En çok incitildiğimiz en çok canımızı yakan cenazelerin dolaplara konulması.
O cenazeler… bir anne… 112 aranmasına rağmen ambulans gönderilmedi, müdahalede bulunulmadı. Kan kaybından öldü çoğunluğu… Özellikle bir ananın çocuğunun ölmesi ve iki gün yanında kalması, getirip kucağında yatırması, ertesinde onun buzdolabına konulması gerçekten de hepimizi derinden etkiledi. Savaşlar filan olur hani ama savaşın da bir ahlakı olur, bir vicdanı olur. Bu şekil hiç olmaz! Cenazeler olur, savaşa ara verilir ve o cenazeler defnedilir. Burada 8 gün hiç ezan okunmadı. Cizire’de 330 küsur cami var, 8 gün boyunca burada hiç ezan okunmadı. Tarihe bakınca Cizire‘de ezan okunmaması Cizire için görülmemiş bir durumdur. Müsaade etmediler, Müslümanlıkla geçinen özellikle bu iktidar! ‘Biz öldürmedik, sivil katliam yapılmadı’ diyen bu iktidar gelsinler görsünler hepsi de sivil, analarla konuşsunlar hepsi de Cizire’nin çocukları…
Burada 112 olsun öbür normal belediyenin ambulansı olsun kesinlikle izin vermiyorlardı gelmelerine, ama kendileri için de özel ambulans getirmişlerdi yemek için ve yaralıları için de kendileri için özel ambulans getirmişlerdi… Burada o ambulanstan yok, Avrupa’dan daha geniş tam donanımlı ambulansları getirtmişlerdi. ‘Belediye gelmemiş’ diyorlardı… Ama kimse gelemezdi ki, adamlar geliyordu ama Cizire’ye girince ambulansı hemen tarıyorlardı.
Bir çocuk yaralanmıştı. Ambulansı çağırmışlar, ambulans gelmiş önce ambulansı taramışlar. Çocuğun yarası ağır, ölümcül olmamasına rağmen panzer gelmiş ve bulunduğu yerde infaz etmiş. Yine burada çocuğun birini götürmüşler ilk önce kulağını kesmişler sonra kalbine sıkıp öldürmüşler. Pekçok yerde infazlar yapıldı. Hani diyorlar ya ‘siviller ölmemiştir’ diye, yaralı çocuğu taramışlar…
Millet susuz kaldı, pekçok yerin pekçok defa aranmasına, insanların susuz kalmasına rağmen izin vermediler 30 40 senedir kapatılan kullanılmayan kuyulardan sular çekildi. Bu kuyuların açılmasına dahi müsaade etmiyorlardı. Bütün trafoları patlattılar. Millet cereyansız kaldı; artı anons yapılıyor ve küfür ediliyordu. ‘Hepiniz Ermeni’siniz Ermeni döllerisiniz” diye küfürler ediliyordu. Zaten televizyonlarda da bu yayınlandı. Buranın halkı 8-9 gün boyunca elektriksiz kaldı.
Nur Mahallesi’ne girdiler. Her tarafta askeriye var. Yukarda da askeriye var.

Nur Mahallesi’ni dolaşırken evleri bombalanan halkla karşılaştık. Nur Mahallesi sakini bir kadın, evinin nasıl bombalandığını, canlarını zorla kurtardıklarını anlatırken gözlerindeki öfkeyi çok net görebiliyorduk. Sorguluyorlardı:
Bunları bize niye yaptılar? Bizden ne istiyorlar? Evimiz dört katlıydı. Evimizi paramparça ettiler. İki arabamız yandı. Ön tarafında dükkânımız vardı, direkt ateş açtılar ve dükkânımız yandı. Evin her tarafı delik deşik oldu. Canımızı, malımızı yok etmeye gelmişlerdi.

Aslında bu görüntüler her şeyi anlatıyor. Bu yönelim olduktan sonra bu halk ne yapar. Bu kum torbalarını doldurmayacaklar mı? Hendekler açmayıp da ne yapacaklar? Bu halk kendisini nasıl koruyacak. ‘Gülün bile dikeni vardır, kendisini koruması için.’ Bu halkın yapacak başka çaresi yoktur. Milletvekilleri sokulmadığı gibi tehdit bile edildiler.
Operasyondan önce o kadar panzer gelmesine rağmen 350 panzer daha söylendi. Paletleri getirttiler. Bu binalar paletlilerden yapılan ateşler sonucu yakıldı ve her tarafı delik deşik ettiler.
Evi paletlerden ateş edilip yakılan evin kadını anlatıyor:
Biz olayların olduğunu biliyorduk, fakat evi yakacaklarını hiç tahmin edemedik. Ancak çocukları içerden çıkartabildik. Bütün eşyalar yandı. Avluya çıkıp çocuklarımıza su dahi alamıyorduk. Keskin nişancılar habire ateş ediyorlardır. Su depomuzu deldiler. Yüksek binalara keskin nişancılar yerleştirilmişlerdi.
Yine evi yıkılan yaşlıca adam anlatıyor:
Yasak ilan edildikten yarım saat sonra baskın başladı. Şu karşıdaki un binasının üstüne keskin nişancılar yerleştirilmişti. 20 panzer, bir kepçe ilk etapta gördüğümdü. Bu evimiz duvarlarla çevriliydi. Kepçelerle evin duvarı yıkıldı. Arkadaki evimiz yeni yapıydı. Ön tarafta oturuyorduk. Gürültüyle yeni binaya geçtik ve oranın her tarafına da kurşunlar ve bombalarla saldırdılar. Hemen bahçe duvarındaki delikten komşuların evine geçtik. Canımızı öyle kurtardık.
Erdoğan seçimlerde yenilerek delirdi. Bu saldırı aslında Cizire şahsında tüm Kürt halkına yapılan bir saldırıdır. Cizire olsun, Diyarbakır, Sur, Varto olsun… Bütün bu olanlar Türkiye’de yaşayan tüm halklara yönelik yapılan bir saldırıdır. Çünkü zihniyetine baktığında tekçilik vardır. Kendinden başka hiç kimseyi kabul etmeyen, şoven, faşist ırkçı zihniyetin temsilcisidir. Aslında halkları bölme zihniyetidir. DAİŞ zihniyetinden farkı yoktur.
Biz aslında bütün insanlardan, maddiden çok manevi destek isteriz. Bütün insanların bu katliamı görmesi ve acımızı paylaşmasını isteriz.
Nur Mahallesi’ni gezdikten sonra bir arkadaşın evine gittik. Eve girer girmez, ortalığı gaz kokusu sardı. Cizireli arkadaşlar tepkisi “Bu normal, her zamanki gaz olayı” oldu.
Daha sonra HDP binasına geçtik.