Zulme, sömürüye, her türlü tahakküme karşı isyan iradesidir Newroz. Bu iradenin kazanma gücü ve yenilmezliğinin ifadesi
Zulme, sömürüye, her türlü tahakküme karşı isyan iradesidir Newroz. Bu iradenin kazanma gücünün ve yenilmezliğinin ifadesidir…
Bir söylence değildir Newroz!..
İnsanlığın ezilen tarafının asırlar öncesinden başlayıp bugünü ve geleceği kesecek olan hikayesinin çarpıcı bir özetidir. Zalimle-zulüm gören, egemenle-ezilen, sömürenle-sömürülenin iki ayrı dünyayı, iki ayrı duruşu, çıkarı temsil ettiğini imler. Bu açıdan da mesajı, zulmün, sömürünün, çitlerin, eşitsizliğin, her türlü ayrımcılığın ortadan kalktığı bir dünya kurulana kadar dipdiridir. O, dünyanın kurulması için savaşacak olanların ruhunun kıvrımlarında daima yeniden üretilerek işçi ve emekçilerle, ezilen halklarla buluşan bu mesaj, onların bitimsiz yaratıcılıklarıyla yeni anlamlar kazanıp geleceğe doğru yol alır.
Çağlar değiştikçe Newroz’un anlamı değişmez ama kahramanları değişir. Zalim Dehak başka suretlerde, başka düzenlerde karşımıza çıkar; ona başkaldırının ateşini yakan Demirci Kawa başka suretlerde ve düzenlerde…
Kökleri kölecilik dönemine uzanan Newroz’un mesajı, feodal barbarlık döneminden süzülerek bugünkü durağı olan emperyalist kapitalist barbarlığa ulaşmıştır. Newroz’un kahramanı bir demircidir. Yani bir işçi. Onun gücü sadece kendi adalelerinde ve çekicinde yatmaz. O asıl gücünü arkasından gelen kitleler ve halklardan alır.
Doğanın canlanma anlarıyla insanın yaşamla/toplumla/dışındaki gelişmelerle kurduğu ilişkinin mükemmel bir uyuma ulaştığı eşsiz bir bütünlüğün ifadesidir Newroz. Bu bütünlük yeni bir hayatı, arayışları ve yaratımı simgeler. Newroz’un çağdaş mesajı, bu yeni hayatın tarihsel ve toplumsal olarak hangi zorunluluklar üzerinden yükseleceği, hangi temellere dayanacağı sorusunda saklıdır.
Bugünün Kawa’ları da bu barbarlık düzenine karşı isyana kalkışan işçiler, emekçiler, ezilen halklar ve onların bağırlarından çıkan “kahramanlar”dır!
Zamanı gelen bir isyanın kıvılcımını çakmanın yeterli olduğunu, ama o kıvılcımı çakmak için irade ve kararlılığın şart olduğunu anlatır.
Bir halklar denizi olan Ortadoğu’nun tüm ezilen halklarınca yaratılan bu destanın kahramanı Kürt halkının bir evladıdır. Onun bu bütünlüğü ve özünde saklı anlamlar bugün çıktığı topraklarla hiç bu kadar özdeşleşmemişti. Zengin yeraltı kaynaklarıyla fakirliğin birbiriyle yarıştığı, emperyalist akbabalar ve bölge gericiliklerince iliklerine kadar soğurulmak istenen/soğurulan kadim toprakların ezilen halklarının, işçi ve emekçilerinin bugün her zamankinden fazla ihtiyacı var Newroz ruhunda isyana. O isyanı yeni bir hayatla buluşturmaya…
Mısır’dan Tunus’a, Yemen’den, Bahreyn’e, Arabistan’dan Irak’a, İran’a, Suriye’ye uzanan devasa bir alanda yılların acılarının, ezilmişliklerinin, yokluk ve zulümlerin hıncıyla dolu halklar. Bu hıncı sokaklara da saldılar. Ama akbabalar kadar örgütlü olmadıkları, ne istediklerini henüz bilince çıkaramadıkları için şimdilik onu kınına soktular.
Emperyalist akbabalar ve bölge gericilikleri, çevirdikleri kirli işlerle halkların birbirine yabancılaşması, düşmanlaşması, birlikte hareket etmelerinin engellenmesi için ne gerekiyorsa onu yapıyorlar. Newroz’un bugünkü en önemli mesajı bu oyunların boşa çıkarılması ve ezilen halkların işçi ve emekçilerinin birleşik bir mücadeleyle zalimlere karşı isyana kalkmasıdır.
Mazlum Kürt halkının yeni bir hayat şiarıyla Rojava’da yaktığı ateşin Türkiye başta olmak üzere tüm Ortadoğu halkları tarafından sahiplenilmesi çağrısıdır. Bu ateşi yakan Kürt halkının onun sönmemesinin yegane garantisinin bölgede birikmiş isyan dinamikleriyle buluşması, o dinamiklerden aldığı güçle onlara güç vermesi olduğunu bilmesidir!
Kürt Kawa’ların sayısızca çoğaldığı bu çağda Newroz, Amed zindanında yakılan bir kibrit çöpünün kıvılcımının Kürt dağlarında on yıllardır hiç sönmeyen isyan ateşine dönüşmesiyle vücut bulmuş, anlam kazanmıştır. Amed zindanındaki de dağlardaki de halen yanmaktadır. Kobanê’de, Kürdistan sokaklarında…
21. yüzyılın bu ilk çeyreğinde o ateş şimdi daha gür yanıyor, ama söndürülmesi için çok daha ciddi saldırılar, tehlikelerle karşı karşıya. Tüm bölgede -ve aslında dünyada- dünle kıyaslanmayacak bir güç haline gelen Kürt hareketi bölgesel dinamiklerden destek aldığı ya da o dinamiklerin bir güç haline gelmesi için çaba harcadığı oranda 21. yüzyılın yeni Newroz’larını yaratabilecek. Bu coğrafyanın sayısız Dehak’ının en büyük Dehak’larla birlikte halklara cehennem ettikleri bu topraklar için yeni bir bayramın gerçekleşmesi mümkün olacak. Bunun yegane garantisiyse Newroz’un ilk yaratıcıları gibi bugünün ezilen, zulüm gören çağdaş proletaryası ve emekçi sınıflarına dayanılmasıdır.
Son Kürt isyanı yoksul Kürt köylülerinin taşıdığı meşalelerle sürekli harlandı. O ateş sönmesin diye binlerce Kürt genci gözünü kırpmadan bedenini sundu. Bu tutkulu özgürlük istemi en son Kobanê’de Arin’lerle ve sayısız Kürt genciyle tüm diriliğiyle açıkça hissedildi. Şimdi bu birikim, bu değerler asırlardır zulüm gören bir halkın ve bu kadim topraklardaki diğer halkların yeni bir yaşama ulaşmalarının güvencesi olmak zorunda.
Emperyalist canavarın ve onun yerli işbirlikçilerinin döne döne karıştırdıkları cadı kazanı şimdi bir kez daha patlamak ve tüm halkları karanlık bir cehenneme sürüklemek üzere. Sadece Irak’ta, Suriye’de olup bitenler yıllardır yaşanan acıların katlanarak büyüyeceğini, halklar arasında yeni husumet tohumlarının ekileceği bir tehlikeye işaret ediyor.
“Yeni bir gün, yeni bir yaşam” olan Newroz’un anlamı, Kürt halkının on binlerce evladını o özgürlük tutkusuna sunarak yarattığı değerlerin sahiplenilmesi ve sağlam bir sınıfsal eksenle buluşması dışında bir anlam taşımamaktadır. Türkiye proletaryasının ve emekçilerin birikmiş isyan dinamikleriyle Kürt halkının o yıllardır her daim yanan isyan ateşinin buluşması, tüm bir bölgeyi sarması/sarsması dışında bir seçenek yoktur.
Bölge düzeyinde oluşacak bir işçi emekçi gücünün yeni bir hayat yaratarak bu cehennemi bahar şenliğiyle aydınlatmaları dışında bir yol yok.
[Alınteri'nin 18 Mart 2015 tarihli 9. sayısından alınmıştır]