Urfa Valiliği Suruç Belediyesi'nin kurmak istediği 6'ıncı çadırkente "güvenlik" gerekçesiyle izin vermiyor!
Başta Türkiye olmak üzere uluslararası gericiliğin desteklediği IŞİD'in yeni bir hayatın filizlendiği Rojava'nın Kobanê Kantonu'na ağır silahlarla 3 koldan başlattığı saldırı ve karşısında gelişen görkemli direniş bugün 89'uncu gününde. 6 Ekim'den beri kent savaşı biçiminde süren direniş, gelinen noktada IŞİD'in hem köylerden hem de kentin ele geçirdiği bölgelerinden temizlenmeye başlandığı bir aşamada.
Kobanê'nin hızla ezileceğini düşünen gerici cephe şimdi büyük anlamlar yüklediği ve her açıdan desteklediği IŞİD'in yaşadığı hezimeti seyretmekle meşgul. Fakat özellikle Türkiye'nin Kobanê'nin ezilmesi hayali sadece askeri bir yenilginin yaşanmasıyla sınırlı değil. Bu işin önemli bir boyutunu oluştururken, diğer boyutunu da Kobanê halkının savaşın etkisiyle yaşayacağı toplumsal çözülme ve dejenerasyon oluşturuyor. IŞİD saldırılarından sonra köylerden ve Kobanê kent merkezinden kaçarak Türkiye sınırına yığılan on binlerce Kobanêli'ye yaşatılanlar bu hedefle doğrudan ilintilidir. Burjuva devlet savaştan kaçıp gelen çoğunluğu kadın ve çocuklardan oluşan sivil halka her türlü kolaylığı sağladığını, her açıdan desteklediğini söylese de bunların sadece küçük bir kısmının ihtiyaçlarını, denetimli bir şekilde karşıladığı biliniyor. Geriye kalan yüz binlerce insanı ya sokaklarda dilenmeye ya her türlü onursuzlaşmaya rıza gösterecek bir ilişkiye zorlamakta, kısacası düşürülemeyen Kobanê, halkının düşürülmesiyle içerden teslim alınmaya çalışılmaktadır.

Kobanêli emekçilere her açıdan sahip çıkmak bu noktadan bakınca tarihsel bir anlam taşıyor. Kürt siyasi hareketinin tüm olanaksızlıklara rağmen halkın öz gücü ve desteğiyle sınırda oluşturduğu çadırkentler bu savaşa yüklenen anlamlara baktığımızda bambaşka bir önem kazanıyor.
Topraklarının IŞİD çetelerinden temizleneceği günü, halkın olanaklarıyla oluşturulan o çadırkentlerde karşılamayı tercih eden on binlerce Kobanêli, şimdi oldukça ağır koşullarda yaşam mücadelesi veriyor. Devletin tek bir kuruşluk desteğinin olmadığı çadırkentler gerek altyapı sorunları, gerekse yaşamsal ihtiyaçların karşılanması açısından ciddi handikaplarla karşı karşıya.

Suruç Belediyesi'nin sınırlı olanakları ve halkın desteğiyle kurulan 5 çadırkent ihtiyacın karşılanmasına yetmiyor. Bu nedenle belediye koşulları biraz daha rahatlatmak için yeni bir çadırkent oluşturmak istiyor. Fakat Urfa Valiliği, tam da sözünü ettiğimiz nedenlerle 6'ıncı çadırkentin kurulmasını "güvenlik" gerekçesiyle engelliyor, izin vermiyor. Çünkü savaş ve zulümle teslim alınmayan bir halkı, kelimenin gerçek anlamıyla cehennemi yaşam koşullarına mahkum ederek teslim almak istiyor.
Kobanê'nin sayısız bedel ödemiş halkının, şimdi, Kobanê IŞİD çetelerinden temizlenmek üzereyken bu koşullara teslim olmayacağı açık. Fakat yeni bir çadırkentin kurulmasına bile mani olmaya kalkanların esas niyetini anlamak ve savaşın bundan sonraki etaplarında Kobanêli göçmenlerle daha güçlü bir dayanışma ağını örmenin taşıdığı anlam ve önemi görmek de bir o kadar zorunlu!..
Urfa Valiliği'nin yasakçı tutumu bu gerçeği tüm yakıcılıyla hissettiriyor...