25 Kasım'da sınırdayız (II)

"Bugünleri gördük, IŞİD bugün yenilmiş durumda. Kobanê’de etten duvar örüp diz çöktürdük, hep birlikte"

AGÎRE JÎYAN
Perşembe, 27 Kasım 2014 (11 yıl 4 ay önce)

25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Dayanışma ve Mücadele Günü için DÖKH'ın çağrısıyla sınıra gelen ezici çoğunluğu kadın, binlerce insan; coşkunun, heyecanın dorukta olduğu görkemli etkinlikler gerçekleştirdiler. Rengarenk yöresel giysileriyle Kürt kadınları; ellerindeki tefler- erbaneler, dillerindeki sloganlar, zılgıtlar ve halaylarla Kobanê'yi adeta kucakladılar.



 



Planlanan eylemler bittikten sonra geldikleri illere dönecek olanlar yola çıkarken; biz kalanlarsa bir süre dinlenmek üzere kadınların kalması için köy camisi içinde hazırlanan bölüme geçtik. Mehser köylüleri, yaklaşık yüz kadının bir arada kaldığı bu salonu; Roboski Anaları'nı, gerilla analarını, ilk defa ya da bizim gibi birkaç kez gelenlerin hepsini bir arada ağırlayacak bir mekana dönüştürmüş.



 





 



Kaldığımız yer deyim yerindeyse arı kovanına benziyor. Her taraftan yükselen sohbet sesleri gecenin bir yarısına kadar aralıksız devam etti. Bu ortamlarda insan, bundan sonra Kürtçe öğrenmenin şart olduğunu bir kez daha hissediyor. Çünkü bu kadar sık bir araya geldiğimiz halde, konuşmaları anlamak için her seferinde gülümseyerek Kürtçe bilmediğimizi söylemek biraz ayıp oluyor.



 





 



Biz bu süre içinde Roboski Anaları'yla sohbet ettik. Yüreklerinin bir parçası toprak altında olan bu analardan birinin bir oğlu da kelepçelenerek askere götürülmüş, 9 milyar ceza kesilmesi de cabası!.. Ana tüm bu olup bitenlere isyan ederken, yüreğinin bir parçasını da Kobanê'ye gönderdiğini anlatıyor.  17 yaşındaki evladının eğitimini bırakarak Kobanê’ye geçtiğini... Yüreği adeta 3 parçaya bölünmüş.



 



Konuşurken gözyaşlarını tutamayan, "bizim çocuklarımız hırsız değildi ki" sözleriyle başlayan ana devamında,



 





 




Sadece bir kilo çay, bir ekmek için devletin de bilgisi dahilinde sınır geçişleri yapıyorlardı. Esrar-eroin-uyuşturucu yoktu asla. Bire bir katleden askerler biliyorlar, kişi olarak tanıyorlardı. Sadece Kürt oldukları için katlettiler. Birisi askerden yeni gelmişti ve düğününü yapmaya bir ayı kalmıştı. Kapımıza karalar bağladılar. Daha sonra da gelip para teklif ettiler, biz bu devletin kirli, kana bulanmış parasını istemedik, istemeyeceğiz. Failleri bu katil devlettir, Erdoğan'dır. Roboski’de gencecik çocuklarımızın hayatlarını, hayallerini, ailelerimizin yaşamlarını toprağa gömdüler. Şimdi de Rojava’da, Şengal’de, Kobanê’de bunu yapmak istediler; ama başaramadılar. Şükür ki tüm dünya ve Türkiye halkları, devrimcileri sahip çıkıp zafere ulaştıracaklar. Buna inanıyoruz. 40 yıldır verilen mücadele sonunda tüm Kürtler için bir umut çığırı açtı, dünya ezilenleri için... Bugün buradayız çünkü, Roboski Kobanê ile bir bütündür. Bizler önderimizin özgürlüğünü, Kürtlerin özgürlüğünü istiyoruz. Artık kan dökülmesin, Türk-Kürt halkı el ele versin insanca yaşasın, baskılar bitsin istiyoruz.



 



Soma Katliamı gerçekleştiğinde oraya da gittik. Ama hiçbir kadından, anadan 'katliamlar dursun kardeşçe yaşayalım'ı duymadık. Başınız sağolsun dediğimizde, 'devletimizin başı sağolsun!' dediler. Katleden devlet, neden başı sağ oluyormuş ki?!



 



Soma Katliamı yaşandığında nasıl baskı uyguladıklarını, imamları nasıl ordu halinde gönderdiklerini, devletin askerini, polisini, zırhlı araçlarını oraya yığıp, sıkıyönetim ilan ettiklerini biliyoruz. Dışarıdan desteğe gelenleri nasıl engellediklerini, her şeyi biliyoruz.



 



Kobanê’de IŞİD katillerine katliam yaptırmaya başladıklarında da buraya destek vermek için gelmek isteyenlere daha fazla baskı ve saldırı geçekleştirdiler. Ama biz ve bizi sahiplenenler yılmadı, vazgeçmedi. Bugünleri gördük, IŞİD bugün yenilmiş durumda. Kobanê’de etten duvar örüp diz çöktürdük, hep birlikte. Artık ölsek de gözümüz açık gitmeyecek, sonunda Roboski’nin de hesabını soracağız. Hiç kimsenin kirli-kanlı paralarını ihtiyacımız yok, aç kalırız daha iyi




 



diyor. Gözlerinde, yüreğinin parçalanmışlığı ve tüm bu yaşadıklarına duyduğu öfkenin yalımları var.



 





 



Roboskili Analarımız bizi Roboski’nin yıl dönümünde köylerine davet ettiler.



 



Gecenin ilerleyen saatlerinde dışarı çıkıp sınırda neler oluyor, bakmak istedik. Yer yer ateşler yakılmış, halaylar kurulmuş, gerilla marşları söylenerek Kobanê'yle bütünleşilmişti. Bir taraftan da ilk günlerdeki kadar olmasa da top sesleri, çatışma sesleri geliyordu. Ama artık bu sesler Mesher köyündekileri telaşlandırmıyor, korkutmuyordu. Çünkü artık IŞID katliam çeteleri fiili olarak yenilmişti.



 





 



Artık dinlenme zamanı geldi, gecenin 02:00'si olmuş... Biraz uyumak ve sabah erken kalkmak gerekiyordu. Yatmaya gittik.



 



(Sürecek)