Belgesel gösterimleri sona erdi

Yapı Film Günleri’nin Yapı Sanatevi’nde gösterime sunduğu Güz Belgesel Gösterimleri sona erdi

KÜLTÜR-SANAT
Cumartesi, 22 Kasım 2014 (11 yıl 7 ay önce)

17-21 Ekim tarihleri arasında Yapı Film Günleri’nin Yapı Sanatevi’nde gösterime sunduğu Güz Belgesel Gösterimleri “Yeryüzü Aşkın Yüzü Oluncaya Dek” gösterimiyle sona erdi.



 



İlk olarak 17 Ekim tarihinde yönetmenliğini Sevgi Türkmen, Kurgusunu Oktay İnce’nin yaptığı “Parça başı OSTİM” isimli belgeseli konuk ettik. 3 Şubat 2011 yılında aynı gün içerisinde 2 farklı imalathanede bulunan oksijen tüplerinin hatalı doldurulması yüzünden yirmi işçinin hayatını kaybetmesine neden olan OSTİM katliamını konu edinen belgesel sadece katliamı konu edinmiyor. Derinlikli olarak katliamda hayatını kaybeden ailelerin hukuk mücadelesini, yaşama tutunma çabalarını, kendi aralarında yaşadıkları örgütlülük deneyimlerini konu ediniyor. Bütün olarak ülke kapsamında uygulanan “cezasızlık” politikası, belgeselde dillere pelesenk edilen “adalet” kavramı tartışılıyor/tartıştıırılıyor.



 



Belgesel gösterimi sonrasında yapılan sıcak sohbette yönetmen Sevgi Türkmen belgeselin tek eksik kalan noktasının Ethem Sarısülük olduğunu söyledi. Ostim Katliamı’nın mahkemelerini takip ederken internet sitesinde yayınlanan bir haber üzerine İşçi Savunma Komiteleri’nden (İSK) haberdar olduklarını ve belgeselde İSK eylemini gerçekleştirenlere de yer vermek istediklerini ancak bu taleplerine yazılı olarak cevap verilebileceği haberini aldıklarını söyledi. Haziran Direnişi'nin ilk günlerinden polis kurşunuyla başından vurularak hayatını kaybeden Ethem Sarısülük için hazırlanan kitaptan Ethem’in de “İşçi Savunma Komiteleri” ne katılan ve cezalandırma eylemini yapan kişilerin arasında olduğunu öğrendiklerini ifade etti. Bundan kaynaklı belgeselde eksik kalan tek yanın Ethem Sarısülük olduğunu dinleyicilerle paylaştı.



 



Gösterimlerin ikinci gününe “mevsimlik tarım” işçilerinin bir kolu olan “ındık işçilerini konu edinen Yönetmenliğini Ömer Güneş’in yaptığı “45 Gün“ belgeseli konuk oldu. Belgeselde, Diyarbakırlı birkaç ailenin yaz günlerinde fındık tarlalarına çalışmak için gitmeleri, orada yaşadıkları zorluklar, gitmelerinin nedenleri işleniyordu. Gösterim sonrasında geçtiğimiz yaz fındık işinde çalışmaya giden Alınteri okurları deneyimlerini bizlerle paylaştılar. 3 yıl içerisinde yevmiyelerin ne kadar düştüğünün saptanması en çarpıcı sonuçtu. 2011 yılında 26 lira olan yevmiye 2014 yılında 50 lira olmuştu. Yudumlanan çaylar eşiliğinde aktarılan deneyimler yer yer anlatılan güzel anıların da paylaşılmasıyla yüzlerin ışıldamasına neden oldu.



 





 



3. gösterim Zonguldak maden işçilerini, çalışma konularını, yaşam şartlarını, madende taşeron, rödovans sistemlerinin nelere mal olduğunu gözler önüne seren, yönetmenliğini Gül Büyükbeşe’nin yaptığı “İnci Dişli Kardeşim” ile sürdürüldü. Gösterime Soma katliamında, katliam günü raporlu olduğu için hayatını kurtaran “Ercan Çetinkaya” da katıldı. Belgesel bir TRT yapımı olmasına rağmen verdiği bilgiler ve bu bilgileri madencilerin ağzından birebir aktarması itibariyle TRT sınırlarını olabildiğince aşan her yerde gösterime sunulabilecek eğitsel bir öneme sahipti. Belgeselin en çarpıcı iki noktası alt galerilere kadar inerek çalışma koşullarını gözler önüne sermesi ve madencilerin ağzından dökülen “kamu tarafından işletilen madenlerde hemen hemen hiç ölüm yaşanmazken, taşerona ya da redövans’a verilen madenlerin adeta bir mezar çukuruna dönüştüğü” gerçekliğiydi. Ercan abinin birebir SOMA’da yaşananları anlatması da bir o kadar önemliydi. SOMA’da yapılan ihmalkarlıklar, Türk-İş Sendikası’nın işveren yanlılığı, ocaklarda patronlar tarafından madencilerin şiddete maruz kalması... aktardıkları çarpıcı gerçeklikler arasındaydı. Geldikleri noktayla varolan sendikalardan umudu kestikleri ve “komite/konsey” modelinde örgütlenmeye çalıştıkları yakın bir zamanda da dernek kuracakları söylemesi umut verici haberlerdendi.



 



4. gün “Halkın Yoldaşı Ethem Sarısülük”, vurulması, hastane ve adli tıp süreci, bu süre zarfından annesi Sayfı ananın ağzından Ethem’in anlatılması, cenaze törenine onu katleden devletin saldırması ve bütün bu gerçekliğin sokakta olduğunun anlatıldığı “Gerçek Sokakta” isimli belgesel konuk oldu. Yönetmenliğini Gökhan Mezarcı’nın yaptığı belgeselin gösterimine yönetmen yardımcısı İpek KAYA ve Ethem yoldaşın kardeşi İkrar Sarısülük ve eniştesi Eray TÜMEN’de katıldı. Belgesel duygusal olarak acıların tazelenmesine neden olduğu için aile fertleri gösterim sonrası söyleşiye kalamadılar. Gösterim sonrasında Alınteri okurları belgesele konu olan zamanların perde arkasını ve duygu hallerini, İpek Kaya ise belgeseli çekerken yaşadıkları zorlukları anlattılar.



 





 



Gösterimlerin son gününde 51. Altın Portakal Film Festivali yöneticileri tarafından “Cumhurbaşkanına hakaret ettiği” gerekçesiyle sansürlenen Reyan Tuvi’nin yönetmenliğini yaptığı “Yeryüzü Aşkın Yüzü Oluncaya Dek” konuk oldu. Gezi parkı eylemlerini “Gezi Parkı’nın sınırları dahilinde” konu edinen, bu eksende insanların kaynaşmasını, farklı inanç, anlayış ve cinsiyetten olan insanların ortak bir noktada buluşmasını ve bu anları konu edinen belgesel genel olarak herkes tarafından beğenildi. Çoğu sahnede yüzleri gülümseten, çoğu zaman duygusal anlar yaşatan belgeselin, aslında sadece ‘Gezi Parkı’ içinden alındığı; Ankara’nın ve çoğu direniş şehrinin eksik kaldığıydı.



 



5 gün süren belgesel gösterimlerine, çağrıları okullarda ve sokakta yapılmış olmasına rağmen genel olarak katılım beklentinin altındaydı. Gösterilen belgeseller ve sonrasında yapılan söyleşiler katılım sağlayan herkes açısından geliştiriciydi.



 



Yapı Film Günleri olarak bundan sonra yapacağımız gösterimlerde buluşmak üzere şimdilik gösterimlere ara veriyoruz. Katılan ve bundan sonraki gösterimlere katılacak olan herkese “iyi seyirler” diliyoruz.