Üniversitelerdeki devrimci-demokrat-yurtsever öğrenciler ülke genelinde yükselen şovenist dalgadan nasiplerini bıçaklı-satırlı-silahlı faşist pusular/saldırılar, gözaltı-tutuklama-soruşturma terörü ile alıyor.
İstanbul Üniversitesi‘nde öğrenciler kendi fakülteleri dışındaki fakültelere dahi giremezken, sayısı 80 bulan okul dışından faşistler, satırlarla üniversite içine girip devrimci avına çıkıyorlar. 8 Haziran Çarşamba günü Fen-Edebiyat Fakütesi’ne giren faşistler direnişle karşılandılar ve çevik kuvvetin arkasına saklandılar. 16 Haziran günüde faşistler Edebiyat Fakültesi önünde toplanarak slogan atmaya başladılar. Devrimci-demokrat-yurtsever öğrenciler bu duruma müdahale etti: Kaçmaya çalışan faşistler, anti-faşist gençler tarafından kovalandılar. Bunun üzerine çevik kuvvet, satırlı faşistleri korumak amacıyla gaz bombalarıyla devrimci öğrencilere saldırdı. Polis saldırısı üzerine anti-faşist öğrenciler Eğitim Fakültesi Dekanlığı’na girdiler. Gençler burada 30 dakika boyunca sloganlarla polis saldırısına direndi. Çevik kuvvet gaz bombalarıyla dekanlığa girerek 13 kişiyi göz altına aldı. Öğrenciler göz altına alındıktan iki saat sonra üniversitede kalan devrimci-demokrat-yurtsever öğrenciler faşistlere tek yakalanmamak için okuldan toplu halde çıktı. Bir sonraki durukta faşistlerin beklediğinden habersiz olan öğrenciler, okulun önündeki duraktan tramvaya bindiler. Tramvayın bir sonraki durağa gelip kapılarını açmasıyla durakta bekleyen faşisler içeriye soda şişesi ve taşlarla saldırdılar. Satırlı faşistlerin tramvay içine girmesi devrimciler tarafından engellendi. Saldırı sonucu tramvayın camları kırıldı. Tramvay içindeki özellikle kadın ve çocuklar büyük bir panik ve korku yaşadılar. Göz altına öğrenciler ise 17 Haziran’da savcının tutuklama ve 3-5 yıl arası hapis istemi ile nöbetçi mahkemeye çıkarıldılar. Mahkeme tutuksuz yargılama kararı verdi fakat yeni CMK’da yer alan “adli kontrol” uygulamasına göre serbest bırakılan gençler, bu soruşturma kapanana kadar haftada 1 gün karakola giderek belirttikleri adreste olduklarını doğrulayan ifadelere imza atacaklar.
Ankara Üniversitesi Dil Tarih Çoğrafya Fakültesi’nde de, 14 Haziran’da, bir devrimci öğrencinin okul içinde bıçaklanmasıyla sonuçlanan faşist bir saldırı yaşandı. Saldırıyı gerçekleştiren Mehmet Çetin isimli faşist reis ertesi gün salınmak üzere göz altına alındı. Mehmet Çetin bıçaklı saldırdan iki, göz altına alındıktan bir gün sonra fakülteye tekrar elinde satırı ile döndü. O gün (16 Haziran) 30 kişilik faşist güruh, satırlar ve beyzbol sopalarıyla 5 öğrenciye saldırdı. Bir öğrenci kafasından ve omzundan aldığı satır darbeleri sonucu ağır yaralanarak hafıza kaybına uğradı, iki öğrenci ise hafif yaralandı. Daha sonra toplanan devrimci ve demokrat öğrenciler faşistlere taş ve sopalarla müdehale etti: Faşistler arka bahçeye sürüldü. Bu sırada Çevik Kuvvet bahçeye girerek faşistleri koruma altına aldı. Devrimci ve demokrat öğrenciler, faşistler okuldan çıkmadan kendilerinin de okulu terk etmeyeceklerini söyleyerek, faşist sürüsünün okuldan çıkarılması ve basının okula girerek öğrencilerin açıklamalarını dinlemesine izin verilmesi taleplerinde bulundu. Talepler kabul edildi. Faşistler arka kapıdan çıkarılırken, devrimci ve demokrat öğrenciler yeniden saldırıya geçtiler, polis barikatı ve arkadaki faşistler taşlandı, bu sırada bir yurtsever öğrenci gözaltına alındı. Polis biber gazı ve gaz bombalarıyla saldırken faşistler arka kapıdan metroya kaçırıldı. Daha sonra üniversiteden çıkan öğrenciler, Ankara’nın diğer üniversitelerinden gelip, içeri giremediği için dışarıda toplanan öğrencilerle birleşti. Önce hastaneyedeki arkadaşlarını ziyaret eden kitle, sonra yürüyüşle Sakarya Caddesi’ne gidip burada bir basın açıklaması yaptı. 18 Haziran Cumartesi günü ise, Dil-Tarih’te faşist saldırıya uğrayan ve o an için halen yoğun bakımda olan bir yaralının “öldüğü” söylentisi yayılınca, çeşitli yerlerden anti-faşist gençler öğlen saatlerinde Cebeci’de toplandılar. Burada söylentinin doğru olmadığı anlaşıldı. Ancak bu esnada oradan geçen bir faşist, anti-faşistler tarafından cezalandırdı. Daha sonra cezalandırılan faşistin ülkü ocağına gidip adam topladığı ve Cebeci’ye gelmekte oldukları şeklinde bir haber geldi. Bunun üzerine 100′ü aşkın antifaşist genç Cebeci’de hazırlık yaparak beklemeye başladı. Ancak faşistler gelmeyince gençler Yüksel Caddesi’ne gidip burada bir basın açıklaması yaptı. Basın açıklamasında Dersim’de katledilen 17 MKP’li ve Kürdistan’da sürdürülen kirli savaştan bahsedildi.
Üniversitelerde yaşanan bu saldırılar kendinden menkul değildir. Yeni TCK-CİK-CMK’dan Eğitim-Sen’in kapatılmasına, bayrak provakasyonundan 1 Mayıs sonrası bir çok ilde yaşanan tutuklamalara, Kürdistan’da tekrar hortlayan yargısız infaz ve türlü baskılardan Ermeni soykırımı ve Kıbrıs gibi rejimin kırmızı çizgilerinde tuttululan kudurganlığa kadar tüm bu şovenist dalga tek merkezli ve planlıdır. Yapılan BOP planı doğrultusunda Türkiye’ye biçilen etkin işbirlikçilik rolü ve GATS Antlaşması dolayımında sağlıktan eğitime herşeyin emperyalizmin çıkarlarına terk edildiği bu şüreçte ülkenin emperyalizmin çıkarlarına en uygun hale getirilmesi ve tüm bir muhalif kesimin sesinin kısılması isteğidir.