Politik göçmenler hedefte

Avrupa'da göçmenlere yönelik artan saldırılara karşı ortak bir açıklama yapıldı.

DÜNYA
Cuma, 13 Temmuz 2007 (18 yıl 9 ay önce)

Saldırılar karşısında birleşik mücadele!


Avrupa Birliği ülkelerinde işçi ve emekçilerin hak ve özgürlüklerine saldırı vites büyüttü. İş yasalarından, çalışma koşullarına, eğitimden, sağlığa birçok alanda büyük mücadeleler ve ağır bedellerle elde edilmiş emeğin tarihsel kazanımları budanıyor. Uluslararası alanda üretim organizasyonlarındaki farklılaşma neoliberal saldırganlığın vahşetine dayanak yapıldı. Bütün bu saldırganlığın altında azami kar ve azami egemenlik kavgası yatıyor. Günümüz dünyasında bu kavganın şiddeti, tüm emek güçleri ve bileşenlerinin hak ve özgürlüklerine saldırının şiddetini de belirliyor.

Bu saldırganlık en keskin biçimini göçmen emeği üzerinde gösteriyor. Ardı arkası kesilmeyen saldırı paketleri ile, bir yandan işçi ve emekçiler arasında kıyasıya bir rekabet ortamı yaratılmak istenirken, öte yandan, en iğrenç biçimiyle, göçmen işçi ve emekçilere dönük ırkçılık kışkırtılıyor.

Avrupa Birliği merkezli belirlenen yeni göçmen politikaları daha şimdiden sonuçlarını vermeye başladı. Nitelikli ve ucuz işgücü ölçülerine uymayan bütün kesimleri “istihdam dışı” bırakan ve bu “istihdam dışı” bırakılanlardan kurtulmayı içeren bir göçmen politikası uygulanıyor. Bu politikalar uzun yıllardır buralarda yaşayanları da burada doğmuş büyümüşleri de politik mültecileri de kesen bir hal aldı.

Bu politikaların ürünü olarak her yıl belirlenen sınır dışı kotası fahiş rakamlara ulaştı. Örneğin Fransa yıl sonuna kadar 26 bin göçmeni sınır dışı etmeyi belirlemiş durumda. Hollanda, Belçika gibi ülkeler de aynı hızda rakamlar belirliyor.

Kapitalist barbarlığın her biçimine tanık oluyoruz. Irkçı, ayrımcı politikalar, özgürlüklerin budanması “terör konsepti”ne dayanak yapılarak yürütülüyor. Avrupa devletlerinde sansasyonel saldırılar bahane edilerek göçmenler hedefe çakılıp yeni baskı yasaları işletiliyor. İngiltere’den başlayıp diğer AB ülkelerine doğru genişleyen “yeni anti terör yasaları” ve uygulamalar buna örnektir. Yine emperyalist G8 zirvesi öncesi ve zirve sırasındaki devlet terörü, tutuklama gerekçeleri, soruşturma biçimleri bu politikalardan beslenmektedir.

Politik mülteciler tehdit altında


Her ülkede öncelikler farklı olmakla birlikte Almanya’da bu saldırının birinci hedefinde Türk ve Kürt göçmen emekçiler var. İşbirlikçi faşist Türk devletiyle danışıklı bir biçimde uygulanan bu saldırılar politik mültecileri sınır dışı etme girişimi olarak yeni bir boyut kazandı. Türkiye’nin iade talebi var gerekçesiyle onlarca politik mülteci gözaltına alındı. Bu insanlar Türkiye’deki politik faaliyetlerinden dolayı devlet terörüne maruz kaldıkları, haklarında soruşturma ve ceza olduğu için buralara gelmek zorunda kalmışlardır.

Türk devletinin bu insanları cezalandırmak istemesi faşizmin mantığı açısından anlaşılırdır. Fakat bu talebin Alman devleti tarafından yerine getirilmek istenmesi altına imza attıkları BM Cenevre Sözleşmesi'ni bile hiçe sayan bir tutumdur. Bu tutum devletler arasında yapılan sözleşmelerin, tarafların çıkarları söz konusu olduğunda nasıl birer paçavraya dönüştürüldüğünün göstergesidir.

Onun için işçi ve emekçilerin güvencesi kendi sorunlarına sahip çıkma, saldırılar karşısında tutum alma olacaktır. Sene başından bu yana Yusuf Karaca, Süleyman Şahin, Zeynep Yeşil, Önder Dolutaş, Muzaffer Ayata, Erdoğan Elmas, Veysel Çınar, Mehmet Eşiyok adlı politik mülteciler haklarında “iade talebi var” gerekçesiyle gözaltına alındılar. Yakın zamanda ise İspanya’da Binali Yıldırım ve oturumunu uzatmak üzere Köln Yabancılar Dairesi’ne giden Binali Soydan sınır dışı edilmek üzere tutuklandılar.

İşçiler, emekçiler, ilericiler, devrimciler


Bu arada, Almanya’da, göçmenlere ait demokratik kurumlara dönük saldırılar iyiden iyiye artmış bulunuyor. Öyle ki, bu kurumlara dönük baskınlar ve bu kurumlara üye olanların gözaltına alınmaları, kimilerinin ise sudan gerekçelerle tutuklanması neredeyse günlük olaylar haline gelmiştir. Evrensel ve meşru bir hak olan iltica hakkı, kullanılmaz hale getirilmiştir. O kadar ki, savaşlardan ve yıkımlardan kaçıp gelenlerin iltica talepleri dahi geri çevrilmektedir.

Rejim muhalifi ilerici, devrimci bu insanların iade edilmesi demek, bu saldırının meşrulaştırılması ve buna yenilerinin eklenmesi demektir. Buna izin verilmemelidir. Yarın geç olabilir. Derhal harekete geçilmelidir.

Biz aşağıda imzası olan kurumlar olarak, işsizliğe, hak gasplarına, her türlü ırkçılığa, iltica hakkına ve iade istemi adı altında gündemleştirilen gayri insani ve faşizan saldırılara karşı, birleşik bir mücadele yükseltme kararı almış bulunuyoruz.

Tüm uluslardan ilerici ve devrimci kişi, kurum ve kuruluşları, bu mücadeleyi birlikte örgütlemeye, büyütmeye ve geleceğimize sahip çıkmaya çağırıyoruz.

-Yeni göç yasası çöpe!
-İltica haktır, gasp edilemez!
-Tüm sınır dışılar durdurulsun!
-Herkese koşulsuz oturum hakkı tanınsın!


12 Temmuz 2007
Yaşanacak Dünya Gazetesi
yasanacakdunya@yahoo.com
Avrupa Ezilen Göçmenler Konfederasyonu
aveg-kon@hotmail.com
Avrupa Türkiyeli İşçiler Konfederasyonu
konsey@atik-online.net
Avrupa Demokratik Haklar Konfederasyonu
info@adhk.de
İşçilerin Birliği Halkların Kardeşliği Platformu
birkar@msn.com
Anadolu Federasyonu
info@anadolufederasyonu.de