Perşembe, 28 Haziran 2007 (19 yıl 3 hafta önce)
Ünzile
Ünzile insan dölü
On kardeş beşi ölü
Büyüdükçe unufak
Ve gelir de görücü
İnci gibi dişi
Görücü bilir işi
Söğüdüm ağlar gider
Olur hatun kişi
Varmadan sekizine
Ergin oldu Ünzile
Hem kadın hem de çocuk
Onikisinde ana
Bir gül gibi al ve narin
Bir su gibi saydam ve sakin
Susar kadın Ünzile
Yağmuru kim döküyor
Ünzile kaç koyun ediyor
Dayaktan uslanalı
Hiçbir şey sormuyor
Korkar durur gitmez
Köyün en son çitine
İnanır o sınırda
Dünyanın bittiğine
Ünzile insan dölü
Bilinmezlere gebe
Sırların mihnetini
Yükleyip de beline
Varmadan sekizine
Ergin oldu Ünzile
Hem kadın hem de çocuk
Onikisinde ana
Bir gül gibi al ve narin
Bir su gibi saydam ve sakin
Susar kadın Ünzile
Söz: Aysel Gürel
BUGÜN:
Ağrı’da 11 yaşındaki bir kız çocuğu intihar etti.
Diyadin ilçesinin Mutlu köyünde 11 yaşındaki Y.Y., evde bulunan ve amcasına ait olduğu belirtilen av tüfeği ile karnına ateş ederek intihar etti. Olay yerinde hayatını kaybeden küçük çocuk köyünde defnedildi.
DÜN:
Urfa, Şırnak ve Van'da 5'i kadın 6 genç intihara teşebbüs etti. Silopi'de 2 genç kız öldü.
Şırnak'ın Silopi ilçesinde bunalıma giren 19 yaşındaki S.K. isimli genç kız, tavana astığı iple intihar etti. Yakınları tarafından Silopi Devlet Hastanesi'ne kaldırılan genç kız, yapılan ilk müdahalenin ardından Diyarbakır Tıp Fakültesi Hastanesi'ne sevk edilirken yolda hayatını kaybetti.
Yine Silopi'ye bağlı Çalışkan beldesinde de 16 yaşındaki P.V. isimli genç kız, tavana astığı iple intihar etti. Nişanlı olduğu öğrenilen P.V.'nin Silopi Devlet Hastanesi morgunda yapılan otopsinin ardından cenazesi, defnedilmek üzere savcılık tarafından yakınlarına teslim edildi.
Silopi'de dün 3. intihar gece geç saatlerde ilçe merkezinde yaşandı. Girdiği bunalım sonucu tavana astığı iple intihar etmek isteyen E.Ö., ailesi tarafından son anda fark edilerek kurtarıldı. Kaldırıldığı Silopi Devlet Hastanesi'nde tedavi altına alındı.
Urfa'nın Birecik ilçesi Meydan Mahallesi'nde 21 yaşındaki M.K. isimli genç kız, evde bulunan çok sayıda sinir ilacını içerek intihara teşebbüs etti. Genç kız ailesi tarafından Birecik Devlet Hastanesi'ne kaldırılarak tedavi altına alındı.
Dün Urfa'da ikinci intihara teşebbüs olayı da Siverek ilçesinde meydana geldi. Eski Hayvan Mezatı Caddesi'nde ikamet eden 17 yaşındaki S.D. isimli genç kız, ailevi nedenlerden dolayı evde çok sayıda ilaç içerek intihara teşebbüs etti. Yerde baygın şekilde yatarken bulunan genç kız, ailesi tarafından Siverek Devlet Hastanesi'ne kaldırılarak tedavi altına alındı.
Van'da, bir genç kız girdiği Öğrenci Seçme Sınavı (ÖSS) iyi geçmediği için intihara kalkıştı. Olay, merkeze bağlı Kalecik köyünde meydana geldi. Ş.B. sınavı iyi geçmediği için bunalıma girerek annesinin kullandığı tansiyon ilaçlarını içerek intihar ölmek istedi. Hastaneye kaldırılan Ş.B.'nin hayati tehlikesi bulunuyor.
ÖNCEKİ GÜN:
Siirt'te 17 yaşındaki genç kız intihar etti.
Siirt'in Kurtalan ilçesinde yaşayan 17 yaşındaki M.D adlı genç kızın oturduğu evin odasında kendini asarak intihar ettiği öne sürüldü. D.'nin annesiyle evde yalnız bulunduğu sırada yaşamına son verdiği öğrenildi. Olayla ilgili soruşturma başlatılırken, D.'nin cenazesi otopsi yapılmak üzere Diyarbakır Adli Tıp Kurumu'na kaldırıldı.
KADINLAR SUSARKEN...
I.
Aile içi şiddetle ilgili bir yazı yazmak istiyordum. Yabancısı olmadığımız tanıdık aile içi şiddetten ensesti... Babasının tecavüzüne uğrayan on dörtlük bir kızın, bu trajediden kurtulma çırpınışlarını yazacaktım. Taze bedenini kendisinden önce fark eden babanın iştahının kabarıvermesiyle başlayan kapalı kutulardaki yaşamların trajedilerini. Neler olurdu acaba? Bir göz atalım yine de;
Küçük kız, yaşanan bu trajediye ses çıkaramazdı. Çünkü yaşadığı kısa zaman diliminde büyüklere karşı koyma cesareti gösterebilecek bir eğitim almamıştı. Çünkü kutsal ailede kendisine verilen tek eğitim itaatti. O yüzden de olanları olduğu ölçüde kabul edip kaderine boyun eğerdi, tıpkı bugüne kadar başlarına aynı şeyler gelen diğerleri gibi. Zamanı geldiğinde gelinliğiyle girdiği yeni ailesinde, kara kaderini ağır bir pranga gibi boynunda taşıyarak. Bedelini ömrünün sonuna kadar ödemek üzere...
II.
Olayın hemen ilk gününde bağırarak sokağa fırlardı. Tüm köyü veya kasabayı ya da her neresi ise ora ahalisini ayağa kaldırırdı. Ancak hukuki ve toplumsal olarak reşit olmayan bir çocuğa kimse inanmazdı ve gözler anneye çevrilirdi ve annenin yaklaşımları birinci durumdaki kaderini değiştiremezdi. Neden mi? Çünkü;
III.
Küçük kız, ailenin tepe noktasındaki bu otoriteye sesini çıkaramazdı ancak annesine hissettirmeyi de başarırdı. Sadece hissettirebilirdi, çünkü kimse annesine -ve diğer hiçbir anneye- baba suç işliyor dedirtemezdi. Çünkü annelerin varlığı babaların varlığına bağlıydı. Çünkü o onların ekmek kapısıydı.
'Babam bana tuhaf şeyler yapıyor' da kalan çocukça hissettirmeler, annenin gerçeği anaçça hissetmesiyle kalırdı ve anaçça çözümler geliştirilirdi kısa zamanda. Daha geniş soy-sülale kütüğünden uygun birine bilet kesilir ve çocuklara kaşla göz arasında nikah kıyılırdı. Yapılacakların ahlaki ve hukuki kılıfı da uydurulur, 'bilmez'lerin yaptığı bir çocukça kaçamak sonucu geçilmiş ırz, sonuçta aynı sülale erkeklerinden başka birine teslim edilirdi. Yani kısaca; aynı sülaleden suçu işlemeyen bir erkek, el altından suçu üstlenir; ancak genel ayrıntılarıyla iyi çocuk olduğu için el üstünden suçu bağışlanır; tüm olarak da soy sülale adına yaptığı fedakarlığa karşılık, ömrü boyunca istediği şekilde oynayabileceği, sıkılınca da kırıp parçalayabileceği bir oyuncak kazanırdı.
IV.
Buraya kadar çizilen tabloda her şeye rağmen suçu kabullenmeye gönüllü bulunamazsa, ailenin birlik ve beraberliği uğruna yeni bir düşman yaratmak zor olmazdı. Bunun için yenilgisi kestirilebilecek en zayıf ailelerden uygun bir üyenin adının bir kez telaffuz edilmesi yeterdi. Ailenin başındaki mevcut otorite, adı telafuz edilen mevcut düşmanı öldürerek namusunu temizler, ailesinin kutsallığına kutsallık katar, bir kez daha ailenin de tek sahibi olduğunu ailesine de çevresine de gösterirdi. İşte bunun sonucunda artık aile içinde çıkan ve çıkabilecek tüm diğer şiddetler bir kez daha görmezden gelinirdi. Çünkü, yeni mağdur, haksız mağduriyetini gidermek üzere hakkı olan kadınları sokakta aramaya devam eder, yeni bir düşman kazandırılmış kadınlar ise bir kez daha dört duvar arasına hapsolurdu. Ve kadınlar, başkaları tarafından bir kez daha yeniden tanımlanarak, namusu bir kez daha üretirlerdi.
Evet, bunları yazacaktım. Ancak yazamayacağım artık. Çünkü öyle bir tehlike sarmış ki etrafımızı, dört duvar arasındaki şiddeti konuşmak abes kalacak, yarın bir kez daha kan gölüne dönünce dışarısı. Dört duvar arasındaki ayrıntıları yazamayacağız, o kadar büyük şiddetler yaşanırken dışarıda. Bir kez daha görmezden geleceğiz her şeyi ve dört duvar arasına çekileceğiz, dışarıda bir kez daha sadece savaş ganimetleri olarak tanımlanacağımızdan. Ve eski kutsallıklara yeni kutsallıklar katacak her yeni savaşta, bir kez daha yiğitlik destanları yazılacak, bir kez daha mağdur aşklarımız ve sevgilerimiz masallarda kalacak.
Çünkü savaş bir kez daha taraflar yaratacak ve taraflar netleşirken son köprüler de yıkılacak bir kez daha; tek yumruk, tek yürek olma pahasına. Hep birlikte susacak ve ağzımız kanla da dolsa dışarıya karşı tüküremeyecek, yutacağız bir kez daha.
Sadece bir şartla çıkacağız sokaklara ve o sokaklar bizi gözyaşı yarıştırmak üzere yeni mezar başlarına götürecek.
Güzel Baz, Özgür Gündem Kadın Eki, 18.03.2006