DİSK’in 15-16 Haziran yürüyüşü

Her sene 15-16 Haziran Direnişi’nin yıl dönümünde bu görkemli işçi hareketine atıfta bulunan eylem ve etkinlikler olur. Bunlardan biri de DİSK tarafından “Sendikal hak ve özgürlükler için yürüyoruz” şiarı ile İzmit‘ten İstanbul‘a yapılan yürüyüş oldu.

GÜNCEL
Pazartesi, 27 Haziran 2005 (20 yıl 9 ay önce)

Militan mücadeleleriyle kurdukları DİSK’i bir yasayla kapatmak istiyorlardı. Ama bu kadar basit olmayacaktı. İndi fabrikalarda şalterler. İşçiler sel olup yürüdüler. İstanbul İstanbul olalı böyle bir gün görememişti. Engelleri ve barikatları parça parça ederek yürüdüler ve kazandılar. 15-16 Haziran Direnişi Türkiye işçi sınıfı tarihine kitleselliği ve militanlığı ile aşılamamış bir eşiği miras bıraktı.

Her sene 15-16 Haziran Direnişi’nin yıl dönümünde bu görkemli işçi hareketine atıfta bulunan eylem ve etkinlikler olur. Bunlardan biri de DİSK tarafından “Sendikal hak ve özgürlükler için yürüyoruz” şiarı ile İzmit‘ten İstanbul‘a yapılan yürüyüş oldu. Yaklaşık 40 kişiden oluşan yürüyüş kolunda DİSK Başkanlar Kurulu üyeleri ve İzmit Saraçhane Belediyesi‘ne ait İZAYDAŞ, Coca-Cola, Baysan Radyotörleri ve Ümraniye Taşdelen Belediyesi‘nde sendikalı oldukları için işten atılan işçilerden temsilciler yer aldı.

Yürüyüş 15 Haziran sabahı İzmit Perşembe pazarından başladı. Eyleme yürüşçülerin yanı sıra Baysan Radyatörleri işçileri, Genel-İş ve Lastik-İş üyeleri ve çeşitli siyasi grupların da yer aldığı 400 kişi katıldı. Kitle Saraybahçe Belediyesi’ne geldiğinde işten atılmaları protesto için alkış ve sloganlarla bir süre burada durdu. Beklenmedik bir durumla karşılaşan belediye bürokratları korkudan kapının önüne zabıtaları yığdı. İzmit’in merkezinde yaklaşık yarım saat süren yürüyüşün ardından küçük bir miting yapıldı. Konuşmaların bitmesiyle 40 kişilik yürüş kafilesi 7 kilometrelik yolu yürüdü. Çoğunlukla çevre yolu üzerinde ilerleyen yürüyüşçülere geleneksel CHP‘nin de tabanını oluşturan orta sınıftan kesimlerin oturduğu yerlerde kimisi cam ve balkonlardan alkışlayarak kimisi de eline aldıkları Cumhuriyet gazetesini sallıyarak destek verdi. Daha sonra araçlarla Dilovası‘na hareket edildi.

Sanayi ve yaşam alanının nerdeyse iç içe geçtiği, büyük fabrikaların bulunduğu Dilovası’nda yürüşçüler çoğunluğu Kürt olan 30 kadar belediye işçisi tarafından karşılandı. Eylem süresince buradaki Kürt varlığı kendini iyiden iyiye hissettirdi. Yolun kenarından inadına iki eliyle zafer işareti yaparak yürüyüşçüleri selamlıyan gençler, hiç yanımızdan eksik olmayan çocuklar… Özellikle beldenin içine girildiğinde nerdeyse her evden dışarı bakan, kimisi alkışlayan kimisi de anlamaya çalışan kişiler kapitalizmin ve kirli savaşın yok edemediği insan sıcaklığı ve saflığını yansıtıyorlardı. Tabi bu küçük mahallelerinde belki de böyle bir eylem görmemelerinin de etkisi vardır. Belediyenin önünde yapılan konuşmaların ardından çevreden insanların da katılımıyla hep birlikte halaylar çekildi. Belediye işçilerinin ikram ettiği yemek ve çayın ardından belediye işçileri bütün yürüyüşçülerin elini sıkarak uğurladı.

Günün üçüncü ve son durak yeri Gebze‘ydi. Gebze girişinde araçlardan inildi. Ses aracından sürekli müzik yayını ve yürüyüşün amacına dönük konuşmalar yapıldı. Durakta sağda solda bekleyen insanlar olsa da, nerdeyse kimse tepki vermiyor, istifini dahi bozmuyor. Dilovası’ndan sonra bu soğukluk artık metropole girdiğimizin habercisiydi! İnsanların yüzülerinden “bunlar da kim”, “gene ne yapıyorlar” ifadesi ve güvensizliği okunuyordu. Fabrikaların olduğu bölgeye gidildiginde yürüyüşçüleri Gebze Birleşik Metal-İş üyeleri karşıladı. Hep birlikte, yürüyüşe Gebze’den destek veren Çelik-İş ve Eğitim-Sen üyeleriyle buluşmak üzere hareket edildi. Fabrikaların arasından geçilirken, tek tek fabrikaların isimleri sayılarak, bu fabrika işçilerine dönük sendikal mücadeleyle ilgili konuşmalar yapıldı. Ortalıkta pek işçinin görünmediği sanayi böygesinde özellikle iki işçinin fabrikadan çıkıp demir parmaklıklara yapışarak yürüyüş kolu gözden kayboluncaya kadar seyretmesi dikkat çekiciydi. Çelik-İş ve Eğitim-Sen üyelerinin de katılımıyla yürüyüş kolu Gebze içinde bir süre daha yürüdü. Bu sırada çevredeki insanlar hemen hemen hiç ilgi göstermedi. Gebze merkezinde 15-16 Haziran Direnişi’nin anlatıldığı, bugünki saldırılardan bahseden bir konuşmanın ardından yürüyüşün ilk günü bitirildi. Gebze’deki eylem sırasında Eğitim-Sen üyeleri yürüyüşçülere ve çevredeki insanlara sürekli sendikanın kapatılmasıyla ilgili bildiri dağıttı.

İkinci gün Gebze ve Tuzla bölgesindeki bir kaç fabrikaya daha uğrandıktan sonra sabah iş cinayetlerine karşı kitlesel ve kararlı bir eylemin yapıldığı Tuzla tersanelerine gidildi. Yürüyüş koluna 60 Limter-İş üyesinin katılımıyla tersanelerde yürüyüşe geçildi. Çevik kuvvet polisi de yürüyüş kolunun yanında yürüdü! Ses aracından tersanelerdeki çalışma koşulları, iş kazaları ve sendikal haklarla ilgili kısa konuşmalar yapıldı. Bütün tersanelerde işçiler o an işlerinin bırakarak konuşmaları dinlemeye başladı. Her tersanenin önünde de patron kılıklı elinde telefon hararetli konuşmalar yapan kişiler vardı.

Tuzla’nın ardından 15-16 Haziran yürüyüşünün mitingle sonlandırılacağı Kartal Meydanı‘na hareket edildi. Miting boyunca coşku ve kararlılığıyla Coco-Cola işçileri dikkat çekiciydi. Ayrıca mitingde direnişte olan Petrol-İş üyesi Tibet işçileri de yer aldı. Yaklaşık 1000 kişinin katıldığı miting konuşmaların ardından bitirildi.