Otomotiv işçilerinden sınır ötesi toplantı

Dünya çapından katılımla 5. Uluslararası Otomotiv İşçileri Toplantısı Almanya Stuttgart'da gerçekleştiriliyor.

DÜNYA
Cumartesi, 19 Mayıs 2007 (18 yıl 10 ay önce)

İlk gün her ülke temsilcisi kısaca kendisini tanıttı. Yer yer kendi ülkesinden işçi şarkıları söyledi. Devrimci Sendikal Birlik temsilcisinin kendisini tanıtma konuşmasında; arkadaşına vize verilmediği için gelemediğini, kendisinin ve arkadaşının geliş hazırlıkları sırasında işten atıldığını söylemesi üzerine salondan protesto ve yuhlama sesleri yükseldi.

Daha toplantının yapılacağı şehre otobüslerle giderken bu durum sık sık anons edildi. Ve iki günlük etkinlikler sırasında neler yapılabileceği tartışıldı. Yarınki atelye çalışmalarında son şekli verilecek fakat bütün ülkelerden işçilerin protesto faks ve mailleri yollaması, avukatlar tutulması, buradan daha etkili eylemlere geçerek arkadaşların mutlaka işe yeniden aldırtılması doğrultusunda mücadele hattı belirlenmesi, hemen hemen herkes tarafından onay gördü.

Otobüs yolculuğu esnasında Taksim 1 Mayıs'ı ve önemi de değişik ülkelerden otomotiv işçilerine anlatıldı.

İkinci gün sunumlara geçildi. Katılan ülkeler Amerika‘dan Şikago otomotiv işçileri, Arjantin, Brezilya, Meksika, Güney Afrika, Türkiye, Filipinler, Hindistan, Rusya, Çin; İspanya, Belçika, Sırbistan, Macaristan, Almanya, Fransa işçileri oldu.

Özellikle direnişten kısmi kazanımlarla çıkan Citroen işçileri pankartlı sloganlı salonda dolaşmaktan, gitarlarıyla salonu inletmeye varıncaya dek canlılıkları ile dikkat çekiciydi.

Başka bir coşku aşılayıcıları Ford işçileri oldu. Aynı zamanda Yaşanacak Dünya çalışanı da olan Ford işçisi iki Alman arkadaşıyla birlikte Almanya’nın otomotiv sektörünün genel panoromasını çıkartan bir sunum yaptı. Sözlerini yaşasın "Proletarya Enternasyonalizmi" sloganı ile bitirdiler. Salonda bulunan 400'ü aşkın işçi de hep bir ağızdan sloganı yumruklar havada haykırdı.

Aşağıda DSB temsilcisinin Söz Alınterinin Kurultayı görüntüleri eşliğinde yaptığı konuşmaya yer veriyoruz:

Merhaba;

Sizlere Türkiye işçi sınıfından selam getirdim.

Otomotiv ve tüm dünya işçi sınıfının enternasyonal dayanışma ve mücadelesinin önemli olduğu bir dünya da yaşıyoruz. Dünkü tanışma toplantımızda bu toplantıya katılmak istemem gerekeçesiyle işten atıldığımı, benimle beraber gelecek arkadaşıma da, hem vize verilmediğini ve onun da işten atıldığını söylemiştim. Neden olarak üretim fazlalığı gibi komik bir gerekçe gösterildi.

Ben buraya Türkiye’den sosyalist, öncü bir işçi olarak katılıyorum. Uzun yıllardan beri bir çok sektörde işçi olarak çalıştım. "Yazaki Otomotiv" isimli otomotiv sektörüne bağlı bir fabrika da 4 yıl çalışmışlığım var. Japon sermayesi ile kurulan fabrikada, işyeri temsilciliği ve sendikal çalışma yapan öncü işçilerden biriyim. Çünkü, Türkiye’de bir çok işyerinde olduğu gibi bu işyerinde de sendika yoktu. Patronlar fabrikayı başka bir serbest bölgeye taşıyarak hepimizi işten attılar. Hem sendika kurma faaliyetimizi engellemiş oldular, hemde bundan çok fazla kar ettiler. Buradan sonra, en son buraya gelmek istediğim için atıldığım Fresh’n soft isimli fabrikada işçiydim.

Türkiye‘de var olan sendikalar ise; içlerinde tek tek tutarlı sendikacıları dışında, sınıfa ihanet içersindeler. Bundan dolayı sürekli olarak üye kaybetmektedirler. Geçmişte ücret sendikacılığı yapıyorlardı fakat bu gün bunu dahi yapmamaktadırlar. İkinci olarak devletin özelleştirme politikalarından dolayı, sendikalar hızlı bir şekilde çözülmüş dağılmış etkisizleşmişlerdir.

Geçmişte iş kolu düzeyinde, şube, bölge olarak örgütlenme modeli vardı. Bugün üretim fabrika içinde ve dışında olmak üzere daha parçalı hale geldiği için, yan sanayi ve bağlı sektörler oluştu. Ürün tasarım ve bilgi daha fazla önem kazandı. Üretim süreci içersindeki teknolojik gelişkinlik, kol ve beden işçiliğinin ağırlıkta olduğu üretim içerisinde alternatif çözümlerle kolaylıkla yapılır hale getirildi. Üretimin yeniden yapılandırılması sonucu, sınıf içerisinde rekabet, güvensizlik arttı. Ek olarak insanca çalışma koşullarının olmaması gibi köklü değişiklikler sendikaları ve sınıf hareketini çözen başlıca faktörlerdir. Buda yeni bir temelde örgütlenmenin zorunluluğunu ortaya koymaktadır.

Varolan sendikal hareket dağılmıştır ve biz işçilerin özlemlerini ve talaplerini karşılamamaktadır. Biz Türkiye’de öncü, sınıf bilinçli işçiler olarak, bu durum karşısında sendikal muhalefet faaliyetleri başlattık. 11-12 Mart 2006 yılında Söz Alınterinin Kurultayı'nı düzenledik. Ülkenin dört bir yanından otomotiv, metal, CAD/CAM, CNC metal, plastik, ilaç, cam, kağıt, tekstil, havayolları, liman, hizmet sektörü, sağlık, eğitim, işsizler, Kürt ve göçmen işçiler, mühendisler olarak biraraya geldik. Kurultayımıza uluslararsı temsilciler de katıldı. Değişik konularda tebliğler sunuldu, 60'dan fazla işçi serbest kürsüde söz aldı, konuşma yaptı. Kurultayımız büyük bir coşku ve motivasyon yaratarak, "Kölece yaşamaya, kölece çalışmaya hayır" kampanyası adıyla çalışma faaliyet yürüttük. Kurultay’da Öncü İşçi Kurullarını oluşturma kararı aldık. İşçilerin sadece fiziksel çürütülmesine karşı değil sosyal, kültürel, ahlaki yozlaşma ve çürümeye karşı her işçinin Öncü İşçi Kurulları‘nda yer almasını hedefledik. Bu hedefler doğrultusunda sanayi bölgelerinde işçi platformları, işçi kurulları oluşturduk. Yeni bir devrimci, altarnatif sınıf sendikasının ön çalışmaları yapıldı.

Amacımız; kendi sınıf örgütlenmelerimizi yaratmak. Sınıfa yabancı bürokratik sendikalardan farklı olarak, mücadele içinde sınanmış, devrimci, sınıf bilinçli, öncü işçi örgütlülüklerini oluşturmak istiyoruz. Taban inisiyatifi ve katılımının olduğu yeni bir Devrimci Sendikal Birlik oluşturma kararı aldık.

Bugün sermaye gitgide daha az emperyalist kapitalist tekelin elinde toplanıyor. Üretim ve emeği de toplumsallaştırıyor. Ülkelerin sınırlarını aşarak tüm dünyayı bir ağ gibi sarıyor. Dünya proletaryası bu ağla birbirine bağlanıyor. Bu durum, işçi sınıfını hiçbir zaman olmadığı kadar kolektif emekçi haline getiriyor. Biz olmasak, kapitalistler var olamaz! Ama biz toplumsal emeğimizin üzerine çöreklenmiş sermaye düzeni olmadan var olabiliriz. Bir kez bunun bilincine vardığımızda yer yerinden oynayacaktır! İşte o zaman, “yaratan ve kahreden ellerimizle” dünyayı bir kez daha baştan başa kendimiz ve insanlık için yaratacağız.

Biliyoruzki emeğin gerçek kurtuluşu enternasyonal proletarya hareketi oluşturmakta ve sosyalizmdedir.
Kahrolsun ücretli kölelik düzeni
Yaşasın proletarya enternasyonalizmi