Pazartesi, 14 Mayıs 2007 (18 yıl 11 ay önce)
Pakistan’da ordunun darbe yaptığı
1999’dan bu yana
General Pervez Müşerref hem Cumhurbaşkanı hem de Genelkurmay Başkanı olarak ipleri elinde tutuyor.
Pervez’in
9 Mayıs günü, kendisi ile birlikte askeri rejimi eleştiren
Yüksek Mahkeme Başyargıcı İftihar Çavdri'yi görevden almasıyla kitle gösterileri patlak verdi. Ordu destekli kitlenin de sokağa dökülmesiyle yaşanan çatışmalarda bugüne kadar
41 kişinin öldüğü
150 kişinin de yaralandığı söyleniyor.
Başyargıcın görevden alınması ve ordunun kitle gösterilerine müdahalesi üzerine yaygın ve kitlesel grevler başladı. Grevlerin liman kenti
Karaçi başta olmak üzere bir çok ilde etkili olduğu bildiriliyor.
Bu daha çok iktidardaki
ABD kuklası ordu ve toplumsal hoşnutsuzluğa bugün için yön veren
gerici-dinci kesimler arasında yaşanan bir çatışma! İşçi sınıfının bağımsız bir hattından söz etmek ise mümkün görünmüyor.
Pakistan’da geçen yılda benzer olaylar yaşanmıştı.
Belucistan kentinde, eski bir vali olan, etkili aşiret liderlerinden
Nevab Ekber Bugti daha fazla özerklik talep ettiği için ordu güçleri tarafından öldürülmüştü. Bunun üzerine kitle gösterileri başlamış yaşamı felç eden genel grevler gerçekleşmişti.
Türkiye’de darbe ve ordu şakşakçıları bu tabloya iyi baksınlar. Baktıkları yerde rejim içi çekişmelerin işçi ve emekçileri vuran bir silaha nasıl dönüştüğünü görecekler.
Nereden besleniyor olurlarsa olsunlar sistem içi kliklerin iktidar kavgası, işçi ve emekçilerin ihtiyaç ve talepleri açısından bir anlam ifade etmezler.
Kavgamız emeğin kazanımlarını büyütmek, özgürlükler savaşımını geliştirmek ve sosyalizm mücadelesini başa yazmak olmalıdır. Aksi kapitalist barbarlığın kanatlarından birine yedeklenmeyi getirir!