Pazartesi, 26 Mart 2007 (19 yıl 3 hafta önce)
ABD devlet başkanı Bush bilindiği gibi Latin Amerika turuna çıktı.
Bush birden bire Latin Amerika'da "sosyal adalet için kaygılanmaya", "Latin Amerika’nın acılarını hissetmeğe" başladı.
Emperyalist politikalarda iflas ettikçe bu tür manevralara daha çoook başvuracak gibiler. Öyleki, seçimlerden önce daha düne kadar, ABD’nin en yakın işbirlikçisi olan Ekvador ve Kolombiya bile Uluslararası Ceza Mahkemesi'nde ABD’ye dokunulmazlık tanınmasını imzalamayı, ABD’nin ısrarına rağmen reddetti.
Bush dolaştıkça, hemen arkasından büyük mitinglerle Chavez protesto gösterileri için dolaştı.
Bölgede sermayenin, pazarların çeşitlenmesi için, Latin devletleri arasında bölgesel bütünleşmeye önderlik eden Venezuela devlet başkanı Chavez, Bush'u bu kezde siyasi kadavraya benzeterek şöyle konuştu:
ABD Başkanı, bugün gerçek bir siyasi kadavra. Artık sülfür bile kokmuyor... Kuzeyli küçük bey, siyasi ölümün kokusunu sızdırıyor, kısa bir zaman sonra kozmik bir toza dönüşecek ve sahneden yok olacak.
Bush'un uçağı
Uruguay'a iner inmez, Chavez,
Buenos Aires'te bir stadyumda yaklaşık 20 bin kişinin katıldığı protestodaydı. Geçmişte, ABD emperyalizminin desteklediği faşist cunta yıllarında çocuklarını kaybeden analar yine ön saflardaydı, yine gösterilere öncülük ettiler.
ABD Başkanı George Bush, Latin Amerika turuna
Brezilya'dan başladı. İki ülke, şeker kamışı ile mısırdan elde edilen ve biyolojik yakıt olarak kullanılan
etanol üretiminin geliştirilmesi konusunda anlaşma imzaladı.
Anlaşma, petrole alternatif olarak gösterilen etanol ve biyodizel yakıt üretiminin geliştirilmesini içeriyor. Anlaşmaya göre, şeker kamışı ile mısırdan elde edilen ve
biyolojik yakıt olarak kullanılan etanol üretimi geliştirilicek.
Diğer Latin Amerika ülkeleri de daha fazla
şeker kamışı üretme yolunda teşvik edilecek. Bilindiği gibi Etanol, dünyanın petrole olan bağımlılığını kırabilmek için en önemli alternatif olarak görülüyor. Tabi ormanları ve tarım alanlarını yok etme pahasına. Brezilya ise biyo-yakıt üretiminde en önde gelen üreticilerden. Ülkedeki otomobillerin büyük bölümü etanolle çalışıyor.
Sadece etanol mu?
Bush sadece etanol anlaşması için mi dolanıyor dersiniz? Biraz tarihe doğru uzanırsak bunun yeterli açıklama olmadığını görürüz. ABD emperyalizmi, emperyalist dış politikalarında her iflasında Latin Amerika'ya koşar. Bu kezde
Irak ve
Afganistan batağındaki ayağıyla, güç enerji toplamaya koştular.
ABD bunu ilk olarak
1929 bunalımı sırasında uyguladı.
Franklin Roosevelt, Latin Amerika’da
"İyi Komşuluk" politikasını uygulamaya başladı. Bu İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra ABD’nin emperyalist politikasının özünü oluşturdu.
1980’li yıllarda,
Reagan hükümeti döneminde, neoliberal ekonomik ve siyasi saldırganlığın labaratuarı olarak kullanıldı Latin Amerika.
ABD emperyalizmi yeniden bir dönüm noktasında. Ekonomik olarak krizin eşiğinde olduğunu kendi ekonomistleri itiraf ediyor. Askeri harcamalar bir başka deyimle vahşet harcamaları bu duruma tuz biber oldu. Bir kez daha gözlerini Latin Amerika'ya dikmelerinin gerçek nedeni budur.
Etanol bunda bir vesile. Petrol fiyatlarını artırarak, sermaya ve emperyalist pazarları çeşitlendirmeye çalışan, ABD'ye eli mahkumluktan sıyrılmaya başlayan Latin devletleri karşısında ekonomik siyasal seçenekler yaratmak peşindeler.
Soslarda bir yere kadar!
Öyle ya, Latin Amerika devletleri için artık, Asya'dan Rusya'ya, Avrupa'dan Ortadoğu'ya yaptığı anlaşmalarla Latin Amerika pazarı bir başka deyimle Latin emekçilerinin sömürü şekilleri çeşitlendi.
"Sosyalizm" sosuyla! Bu nedenle bu ülkeler artık geçmişte olduğu kadar, ABD sermayesine ve pazarına bağımlı değil.
Sömürünün ister emperyalistler tarafından sunulan en vahşi biçimi olsun, isterse Latin devletleri buna sosyallik, sosyalizm sosu eklesin, Latin emekçileri yüzyıllardır emperyalizme biriktirdiği öfkeyi, kapitalizmden esirgemeyecektir. Bu kehanet değil!