Beyazıt'ta 16 Mart öfkesi

Beyazıt katliamı 29, Halepçe ise 19'uncu yıldönümünde bir kez daha lanetlendi.

GENÇLİK
Cuma, 16 Mart 2007 (19 yıl 1 ay önce)

Eylem, Beyazıt otobüs duraklarında toplanılmasıyla başladı. Yaklaşık 300 eylemci buradan "Beyazıt Faşizme Mezar Olacak", "Gençlik Gelecek Gelecek Sosyalizm", "YÖK Kalkacak Polis Gidecek Üniversiteler Bizimle Özgürleşecek" sloganlarıyla yürüyüşe geçti.

Eylemciler 16 Mart şehitlerinin resimleri dışında "Katil Polis Üniversiteden Defol", "Halepçe Katliamını Unutmadık, Unutturmayacağız", "16 Mart'tan Hrant Dink'e Katil Reşat Altay Görevde" yazılı dövizlerde taşıdılar.

İstanbul Üniversitesi ana kapı önünde Merkez kampüs öğrencileriyle birleşen kortej, yürüyüşü katliamın gerçekleştirildiği Eczacılık Fakültesi önüne doğru sürdürdü.

Burada, 16 Mart 1978'de katledilen Abdullah Şimşek, Baki Ekiz, Cemil Sönmez, Hamit Akıl, Hatice Özen, Murat Kurt ve Turan Ören şahsında tüm devrim şehitleri adına yapılan saygı duruşunun ardından basın açıklamasına geçildi.

Açıklamada, emperyalist kudurganlığın ve işbirlikçiliğin yükseltildiği içinden geçtiğimiz süreçte faşist saldırıların-katliamların artacağı belirtilerek, tüm bunlara karşı 60'larda 70'lerde olduğu gibi karanlığın üzerine gözü pek bir biçimde yürüneceği vurgulandı.

Açıklamanın ardından Grup Yorum 16 Mart ve Bize Ölüm Yok marşlarını söyledi. Eczacılık fakültesi önüne karanfillerin bırakılmasının ardından eylem Beyazıt marşı ile ana kapı önüne yürünerek bitirildi.

Eylemin sona ermesinin ardından çevrede faşistlerin olduğunun haberini alan öğrenciler, toplu bir biçimde dağılmadan yürüyüşe geçti.

Faşistleri ve yanlarından eksik olmayan sivil polisleri yürüyüş esnasında gören kitle, sloganlarını daha da gür haykırdı.

Otobüs duraklarına yapılan yürüyüş ile son bulan eylem Devrimci Proleter Gençlik (DPG), Ekim Gençliği, Öğrenci Kolektifleri, Gençlik Derneği Federasyonu, DGH, DSG, EHP Gençliği, ÖDP Gençliği ve Çağdaş Hukukçular Derneği tarafından örgütlendi.

16 MART KATLİAMI


70′li yıllarda yükselen hareketin halkçı karakteri, küçük burjuva devrimci örgütleri güçlendiren bir zemin yaratıyordu. Kimi örgütlerin kitlesel güçleri onbinlerle ifade edilir hale gelmişti. Kitlelerin değişik kesimlerinin eylemleri birbirlerini ileriye doğru etkileyerek ivmeleniyordu.

Grevler, boykotlar, toprak işgalleri yaygınlaşıyor, ulusal hareket güçleniyordu. 1977 1 Mayısı’na 500 bin kişi katılmıştı. Eylemciler tarandı. Mücadelenin yükselişi, karşıdevrimi de daha saldırgan hale getiriyordu.

Sivil faşist güçler, her alanda yükselen mücadelenin önüne dikilmeye, devlet eliyle palazlandırılıp güçlendirilmeye başlandı.

1970‘li yılların sonunda; Ordu Caddesi ve çevresinde yuvalanan faşistler, Beyazıt meydanını ele geçirmek için uzunca zaman uğraş verdiler. 1. Milli Cephe hükümeti zamanında polisin desteğiyle, meydan faşistlerin egemenliğine geçti.

Bir zamanlar devrimcilerle özdeş Beyazıt Meydanı, faşistlerin cirit attığı bir alan oldu. Üniversitelerdeki faşistlerle devrimciler arasındaki çatışma giderek tırmandı.

16 Mart 1978‘de polisin desteğiyle İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi‘nin çıkışında, sol görüşlü öğrencilere bombalı saldırı düzenleyen faşistler, 7 öğrenciyi katletti.

Fakat bu katliam da daha öncekiler gibi pankartların derlenip toparlanması için yeterli değildi! Katliamdan hemen sonra Beyazıt Meydanı’na gelen 2 bin civarında öğrenci İşletme Fakültesi'ni işgal etti.

Beyazıt Meydanı'na akın eden binlerce öğrenci, sloganlarla devrimci marşlarıyla faşist saldırıyı protesto etti. Polisin bombalarla saldırdığı eylem, İstanbul’un çeşitli meydanlarında devam etti. 16 Mart günü, Beyazıt’a çöken kara bulutlar, direniş duvarına çarparak dağıtıldı.

Katliamı protesto etmek için yapılan 20 Mart’taki 2 saatlik üretimi durdurma eylemine 1 milyon işçi ve emekçi katıldı.

Kaynak: KOMÜNARCA