Halkların sesi olalım

Emperyalistler mi direnen halklar mı kazanacak? Bu biraz da bize bağlı...

DÜNYA
Çarşamba, 14 Mart 2007 (19 yıl 1 ay önce)

BÖLGESEL SAVAŞA KARŞI ULUSLARARASI DİRENİŞ

ABD-İngiltere emperyalist ittifakının İspanya desteği ile başlattığı Irak savaşı dördüncü yılını geride bırakıyor.

Emperyalist işgal başladığından bu yana işkencelerden geçirilen ve katledilen Irak halkının direnişini kırabilmek için 100 bini aşkın halktan insan katledildi.

İnsanın kanını donduran bu istatistik içerisinde, bu savaşla örtüşen Siyonist İsrail’in Lübnan saldırısı ve Filistin’deki vahşetin, yine savaşa paralel sergilenen Afganistan, Somali katliamlarının rakamları yok.

Burada, kullanılan silahların doğada yarattığı tahribat ve bunun insan yaşamı ve geleceği üzerindeki etkileri de yok.

Yine bu rakam içerisinde açlık, yoksulluk ve ilaçsızlığın ortaya çıkardığı sonuçlar da yok!

Bölge halklarının milliyetçi-mezhepsel temelde bir birine boğazlatılması ile de birleşen savaş bilançosunda halktan ölen insanlar ve onların gelecekleri üzerindeki etkiler işgalciler için önemli değil. Bu açıktan ilan ediliyor ve emperyalist egemenlik çatışmasının düzeyi, mali oligarşinin ihtiyaçları temelinde bölgenin yeniden yapılandırılması savaşımının doğal bir sonucu olarak savunuluyor.

Evet bu emperyalist-kapitalizmin doğasında var. Azami kar için azami egemenlik, azami egemenlik için azami kar kavgasının iç içe geçtiği ve onun savaş biçiminde yaşandığı bölgede, halkların kanının azami düzeyde akıtılması bu sisteme özgüdür. Çünkü kardan ve kandan beslenen, bunun önüne engel olabilecek bütün dinamikleri söküp atmaya soyunan bir sistem ile karşı karşıyayız.

Uzatılmış Bölgesel Savaş

Emperyalist işgal beşinci yılına girerken, savaşın tüm bölgeye yayılması ve gelecek on yılları belirleyecek olan bir bölgesel savaşın yaşanması tehlikesi bugün daha yakın hale geldi.

İran, Suriye gibi gerici-otokrat rejimlere sahip bölge ülkeleri üzerinden yeni savaş kapılarının açılması hazırlıkları yapılıyor. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi kararları vb ile bu süreç daha bir hızlandırılmış durumda.

Burada emperyalist saldırganlık için sorun tabi ki İran ya da Suriye’nin rejim yapısı değil. Öyle olsaydı Suudi Arabistan, Mısır gibi gerici-otokrat rejim yapısının simgesi konumunda olan devletler hedefte daha yakın olurdu. Burada sorun rejimin yapısından çok emperyalist burjuvazinin ihtiyaç ve yönelimlerine yanıt verip vermeme durumudur.

Dünün bir kısım işbirlikçi-otokrat rejimleri, bugün emperyalist savaşın yarattığı vahşetin karşı rüzgarını da arkasına alarak kendi etkinliklerini büyütmeye çalışıyorlar.

Bölge halklarının geleceği için ne bu gerici rejimler ve onların uzantıları ne de emperyalist saldırganlık sığınılacak bir daldır. Ezilen halklar ve emekçiler özgürlüklerini kendi mücadeleleri ile tayin edeceklerdir.

İşgal ve savaşın tüm bölgeye yayılmasının yanında, giderek artan ve yaygınlaşan direnişin kırılması için halkların bir birine boğazlatıldığı gerici iç savaş kışkırtması daha fazla boy göstermeye başladı.

Irak, Lübnan, Filistin başta olmak üzere hedef ülkeleri de içine alan kanlı iç savaş oyunu istihbarat örgütleri ve onların maşaları tarafından sahnelenmek isteniyor.

Sürekli kaos ve istikrarsızlık, emperyalist egemenlik çatışmasının ve halklara karşı savaş stratejisinin hedefleriyle bağdaşıktır.

Direniş Kazanacak

Emperyalist orduların bütün teknik donanımına, profesyonelliğine ve eşitsiz koşullara rağmen savaş başladığından bu yana sergilenen direniş sonucu 3 bin 500’e yakın işgalci asker öldü.

Açıklanan rakamların diliyle konuşacak olursak her gün ortalama 2.5’e yakın işgalci öldürülüyor. Yaralanan ABD askeri sayısı 18 bini aşmış durumda.

Asker sayısını artıracak olan ABD yeni paralı asker bulmakta zorlandığı için cezaevlerindeki katil, uyuşturucu, tecavüz suçlularını bölgeye gönderme hazırlıkları yapıyor.

Rusya, AB ülkeleri bölgedeki çatışmada daha fazla rol üstlenmeye soyunuyor. Pazarı paylaşım savaşı kızışıyor.

Girdikleri bataklıkta debelenen işgalciler, birbirleri ve bölge üzerindeki hegemonya kavgasını halkların yaşamı ve geleceği üzerine kuruyor. Bölgede ve uluslararası alanda gerilim hattı yaratan bu durum, halkların geleceğini öyle kolay teslim alamayacaklarına da işarettir.

Bir tarafta bölgede büyüyen öfkenin bilediği direnişin keskinleşmesi ve her geçen gün işgalcileri daha fazla vurması var. Diğer tarafta İngiltere örneğinde olduğu gibi işgalci ülkelerde savaş karşıtı hareketin kendisini büyütmesi, taleplerinin daha gür seslerle dillendirilmesi gündeme geliyor.

Emperyalist saldırganlığın önünün kesilmesi, bölgeden tümüyle sökülüp atılması, direnişin uluslararası alandaki etkinliğini artırmasıyla doğru orantılıdır. Gerici bölgesel savaşa karşı uluslararası direnişi geliştirmeliyiz.

Direnişin sesi soluğu olmalı, öfkeyi büyütmeliyiz!

Yaşasın Halkların Enternasyonal Mücadelesi!
Kahrolsun Emperyalist Savaş, Yaşasın Halkların Özgürlük Mücadelesi!
Tüm Emperyalistler Ortadoğu’dan Defolun!
Bütün Ülkelerin İşçileri ve Ezilen Halklar Birleşin!


YAŞANACAK DÜNYA GAZETESİ, ATİK, ADHK, AVEG-KON, BİRKAR