Komünistler ve itaat etmeyen kadınlar

Kayyum rektör: 'Komünist olmanın cezası ölümdür. Erkeğe itaat etmeyen kadın ise Allah'a isyan etmiştir.'

GÜNCEL
Salı, 27 Mart 2018 (8 yıl 2 ay önce)

Daha önce; etkinlikte ikram edeceği çiğköfteler için ihale açan, Arap şeyhi gibi giyinip kendisini İslam alimi olarak tanıtan, “Rektör ve akademisyenler için kep değil sarık daha uygundur” diyen Mardin Artuklu Üniversitesi kayyum rektörü Prof. Dr. Ahmet Ağırakça, yine dinci-gerici-faşist söylemleriyle gündeme geldi.



 



Bahsi geçen kayyum rektör, temsil ettiği çürümüş gerici zihniyet ile bir ansiklopedi kaleme alıyor ve bu ‘ansiklopedi’ sıfatlı çöpün içine türlü iğrençlikler dolduruyor. Hazırlanan müsveddede komünist olmanın cezasının öldürülmek olduğu ve erkeğin istediğini yapmayan kadının Allah'a isyan etmiş sayıldığı ibareleri yer alıyor.



 



Ağırakça’nın yayına hazırladığı bu ansiklopedide komünistler ve sosyal demokratlar için “mürted” ifadesi kullanılıyor, “mürted” olan kişinin cezası ise “eğer tevbe etmezse öldürülmek. Hazırlanan çöpün içerisinde “erkeğin isteğini yerine getirmeyen kadın Allah'a isyan etmiş sayılır" cümlesi de geçiyor.



 



Üniversiteler



 



Hükümetin, kendi maddi ve manevi çıkarlarına hizmet etmesi için yetiştirmek istediği dindar-kindar nesil projesinin önemli bir ayağını oluşturan üniversitelerde durum her geçen gün vahametini arttırıyor. Atanan Ağırakça ve türevi kayyumlar ile başlatılan eğitim reformu projesi, okullardaki muhalif görüşlü öğrencilerin bizzat ülkenin cumhurbaşkanı tarafından hakarete uğrayıp tehdit edilmesiyle devam ediyor.



 



Her geçen gün daha ayan beyan yapılan saldırılar, okullardaki faşist öğrenci gruplara bırakılmadan devlet eliyle gerçekleştiriliyor. Özellikle coğrafyanın başarılı okullarındaki yine bir o kadar başarılı öğrencilerin hedef tahtasına çakılması, üniversitelerin ‘ilim yuvaları’ndan ‘itaat yuvaları’na dönüştürülmek istendiğini adeta gözümüze sokuyor.



 



Ağırakça’nın karikatürize ettiği kayyum rektörler ise oluşturulmaya çalışılan dinci-gerici ‘itaat yuvaları’nın can suyu.



 



Kadınlar



 



İtaat etmeyen kadın düşmanlığıyla da, kadının erkeğin istediklerini yapmasının ‘Allah’ın emri’ olduğu söylemiyle de ilk kez karşılaşmıyoruz maalesef.



 



Kafasına sarık sırtına cüppe geçiren herkesin diline pelesenk ettiği ‘kadın erkek için yaratılmıştır’ ve türevi cümleler, kişilere daraltılarak değerlendirilmemeli. Bu kokuşmuş zihniyetin kustuğu cümleleri sıklıkla işitiyor olmamızın sebebi, toplumun kısmi olarak dönüştürüldüğü ve kalanının da dönüştürülmesinin planlandığı formdur.



 



Öyleyse; üniversiteleri, kadınları, aslında hepimizi ortak kesen bir nihai sonuç var. Bu nihai sonuca giden yolların hepsi birbiriyle iç içe geçmiş durumda. Dolayısıyla lokal müdahalelerden ziyade genel bir müdahalenin şart olduğu malum.