Ankara'da dün gerçekleşen 8 Mart etkinliğimizde 'Sınıf mücadelesinde kadının yeri ve önemi' konuşuldu
Ankara'da dün gerçekleşen 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü etkinliğimizde 'Sınıf mücadelesinde kadının yeri ve önemi' konuşuldu. Etkinlik, saat 14:00'de A Şiirevi'nde 1857'de yakılarak katledilen 126 emekçi kadın şahsında ölümsüzleşen tüm işçi-emekçi-devrimci-komünist kadınlar anısına yapılan bir dakikalık saygı duruşuyla başladı.
Saygı duruşunun ardından 'Ekmek ve Gül' şiiri okundu.
Ekmek ve Gül şiirinin okunmasından sonra kapatılma kararı verilen 10 Ekim Barış ve Dayanışma Derneği Başkanı ve avukat Mehtap Sakinci Coşgun söz aldı.
Coşgun konuşmasında kadın mücadelesinin hukuki boyutları ve 10 Ekim özelinde kadının mücadele içindeki yerinin önemine vurgu yaptı.
Diğer konuşmacı Ulus Defterdarlık direnişçisi olan Zeynep Yerli’ydi. Fakat Yerli sağlık sorunları nedeniyle etkinliğe katılamadı.

Alınteri adına yapılan konuşmada 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nün 14 Şubat Sevgililer Günü ya da Anneler Günü gibi onun ruhuyla ilişkisi olmayan günlerle aynılaştırma çabasına vurgu yapılarak, bu çarpık yaklaşım teşhir edildi.
8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nün burjuvazi tarafından bahşedilen bir gün olmadığı vurgulanarak, bu günün işçi kadınların sınıf mücadelesinde “biz de varız” demeye başlamalarının simgesi olduğu anlatıldı. Çıkış noktasında 1857'de ABD’deki tekstil fabrikasında kölelik koşullarında çalışan kadınların 16 saatlik iş gününü 10 saate düşürmek, insanca çalışma ve insanca yaşayabilecek ücret talebiyle başlattıkları grev ve direnişin olduğu belirtildi. Burjuvazinin bu grev ve direnişe karşı nasıl bir kinle hareket ettiği, polisin yapılan yürüyüşe saldırması üzerine kendilerini fabrikaya kapatarak direnişi burada sürdürmeye başlayan kadınların “sebebi belli olmayan” bir yangınla katledildikleri, bu yangında 126 kadın, 24 erkek işçinin hayatını kaybettiği anlatıldı.

Bu tarihsel anlatımdan sonra 8 Mart’ın bu nedenle bir kutlama değil, anma ve mücadele günü olduğunun altı çizildi.
Burjuvazinin 8 Mart'ı bu içeriğinden uzaklaştırmak için nasıl bir çaba harcadığına değinilen konuşma, kadın sorununun tarihsel köklerine yapılan vurgularla devam etti. Erkek egemen bir sistem olan kapitalizme karşı mücadelenin önemli bir parçası olan kadın sorununun günümüzde kazandığı niteliğin çeşitli örneklerle anlatıldığı konuşmada, kadın mücadelesinin tek başına erkek cinsine karşı mücadele olarak kavranmasının sakatlıklarına ve yaratabileceği çarpık sonuçlara işaret edildi.

Kadının kurtuluşunun sınıf mücadelesinin bir parçası olduğuna vurgu yapılan konuşmada, soruna karşı mücadelenin “devrim olursa her şey çözülür” sığlığında da ele alınmayacağına vurgu yapılan konuşmada, “Bu mümkün değil, kadın sorunu toplumsal bir sorundur ve bununla mücadeleyi de bugünden başlatmak ve ileriye taşımak gerekir. Çünkü devrimi gerçekleştirecek olan bizler, kitleler yüzyıllardır aktarılan rolleri, pislikleri bir anda üzerimizden atamayız. Bu pisliklerden temizlenebilmek için büyük bir çaba vermemiz gerekiyor” denildi.

Konuşmaların ardından 10 Ekim Barış ve Dayanışma Derneği Başkanı Mehtap Sakinci Coşgun'a ve işçi direnişlerinde, sokak eylemlerinde, etkinliklerde, Gezi ve 10 Ekim süreçlerinde hiç karşılık beklemeden hep yanımızda olan video-eylemci-belgeselci Sibel Tekin'e birer buket çiçek verildi.
Tüm konuklarımıza da birer karanfil dağıtıldı. Ardından da İlayda Aydoğdu'nun müzik dinletisiyle etkinliğimiz sonlandırıldı.