Kabataş İskelesi ve Meydanı rant ve talan için bugünden itibaren 3 yıl boyunca kapatıldı
Halkın çeşitli noktalara ulaşımını kolaylaştıran Kabataş İskelesi ve Meydanı, devasa bir beton yığını ve rant anlamına gelen "Martı Projesi" kapsamında bugün itibariyle kapatıldı. Adalar'a, Kadıköy ve diğer şehirlere vapurla geçmek üzere Kabataş'a gelen çok sayıda insan, seferlerin başka iskelelere kaydırıldığını anlatan uyarı yazılarıyla karşılaştı.
İstanbul'un iki yakasına, sahili bulunan çevre illere ve Adalar'a vapur seferleri yapılan bir tarnsfer merkezi olan bu bölge, aynı zamanda zengin tarihsel dokusuyla da İstanbul'un kişiliğini oluşturan önemli merkezlerden biri. Mimar Sinan’ın Molla Çelebi Camisi, Valide Sultan Cami ve Dolmabahçe Sarayı'na kadar uzanan tarihi şerit, projeyle birlikte 83 bin metrekarelik bir beton yığınının gölgesinde kalacak.

İstanbul halkının nefes aldığı, sahilinde oturup soluklandığı, piknik sofraları kurduğu bu şerit 3 yıl boyunca halka kapatılacağı gibi, 3 yıl sonra da açılmayacak. Keza proje, plazalar, otoparklar, AVM'lerle şeridin dokusunu tümüyle değiştirip, o beton yığınlarıyla ekosistemini de bozacak niteliklere sahip.
Proje kapsamında deprem riski bulunan bir yerde deniz doldurulacak, trafik yeraltına alınacak, meydana kanat çırpan martı şeklinde transfer merkezi yapılacak.
Devasa bir yapı ve inşaat anlamına gelen projeyle transfer mezkezi oluşturulacağı, daha nitelikli bir hizmet sunulacağı iddia ediliyor. Emekçilere sorulmadan alınan bu kararın esas derdinin rant ve talan olduğuysa içerik ve kapsamına bakıldığında rahatça anlaşılıyor. Dahası Kabataş bugünkü haliyle de bir transfer merkezi işlevi görüyor. Gerçek dertleri daha düzenli ve nitelikli bir hizmet vermek olsaydı bugünkü haline uygun bir restorasyonla bu sağlanabilirdi.
Projeyle birlikte milyonlarca insanın kullandığı geçiş güzergahı, Taksim Finiküler ve Tramvay hattını da kapsayacak şekilde 3 yıl boyunca kapatılacak. İstanbul'un kalbi anlamına gelen noktalara geçişlerde ciddi sıkıntılar yaşanacak.
ÇED raporlarının olmadığı, gerekli izinlerin alınmadığı ve dahası "kamu yararı" adına aslında "kamuya" hiçbir şekilde danışılmadığı bu proje; İstanbul'un nefesinin biraz daha kesilmesi, kimliğini daha fazla kaybetmesi ve inşaat baronlarının biraz daha rant elde etmesi dışında bir anlam taşımıyor.
Keza dert "kamu yararı" olsaydı mevcut haliyle Kabataş, parça parça ve dokusu bozulmadan da restore edilebilirdi.

Kent ve çevre duyarlılığına sahip toplumsal kesimler, Gezi direnişiyle daha somut bir ifade kazanan kent forum-savunma ve dayanışma ağları bir rant projesi olan Martı'ya karşı şimdiye kadar imza kampanyaları, forumlar, çeşitli teşhir çalışmaları yürüttüler.
Bugünden itibaren de bu çalışmalarını nöbet ve başka biçimlerle sürdürecekler. İstanbullu işçi ve emekçileri de bu tutumu büyütmeye çağırıyorlar.