Tüm maskeler düştükten sonra

‘Size Müthiş Bir Yemek Hazırladım’, 1984 doğumlu yazar Melida Tüzünoğlu'nun üçüncü kitabı

KÜLTÜR-SANAT
Perşembe, 28 Ağustos 2014 (11 yıl 10 ay önce)

Tüm maskeler düştükten, tüm boyalar aktıktan, tüm o parlak giysiler çıktıktan sonra, çıplak kalan kadının gerçekliği, hem kapitalist sistem hem de erkek tarafından gördüğü şiddet...



 




... İçinden ‘harikayım’ diyor Fatoş. Daha fazla, daha yakından görülmek istiyor. Avizenin tam altında duruyor. Avize tüm gücüyle çalışıyor. 75 voltluk 12 ampul sadece Fatoş için uğraşıyor. Nikola Tesla, New Yorker otelde Fatoş için borç içinde ölüyor.




 



‘Size Müthiş Bir Yemek Hazırladım’, 1984 doğumlu yazar Melida Tüzünoğlu'nun 3. kitabı. Kitabın ismi yanıltmasın. ‘Size Müthiş Bir Yemek Hazırladım’, insanın iştahını açan tariflerle dolu bir yemek kitabı değil. Tam aksine okuduğunuzda midenize bir yumruk yemiş gibi insanı sarsan, hafiften sürrealist ve akıcı diline rağmen acımasız bir gerçekliği tüm çıplaklığıyla insanın önüne seren bir kitap.



 



Kitabın kahramanları kadınlar, lüks plazalarda çalışan, rezidanslarda oturan, yaşından en az 10 yaş genç görünmek için bilimin ve teknolojinin her “nimet”inden yararlanan, yaptırdıkları botokslarla yüz ifadelerini kaybetmiş, giydikleri 10 cm'lik yüksek topuklar yüzünden ciddi sağlık sorunları olan ve tüm ekonomik güçlerine ve dışardan çizdikleri özgüvenli imaja rağmen erkeklerden şiddet gören kadınlar.



 



Kitabı okurken aslında karşımıza çıkan iki ucu keskin bir bıçak gibi çift taraflı bir şiddet olgusu. Kapitalist sistemin vaad ettiği tüm boyalı ve şatafatlı yaşamın içinde, bizlere sınıf atlarsak sahip olacağımız vaat edilen tüm o görkemin içinde var olan bir şiddet. Kadının hem sistem hem erkek tarafından gördüğü şiddet… Kendisine, insan olma gerçekliğine ve bu gerçekliği yaşamaya yabancılaşmış kadın kahramanlar bir güven, güç ve ihtişam maskesine bürünürler. Yüksek topukların verdiği güçlü olma hissi, parlak boyaların verdiği güzellik, paranın verdiği güç.



 



Kitabın kahramanı olan kadınlar tüm güçlerine rağmen şiddete uğrayan olmanın acizliğiyle, tüm insani acılarına rağmen o maskeri takma ısrarları yüzünden yaşadıkları tüm yozlaşma ve tahribatlarıyla tamamiyle gerçek, tamamiyle paranın ve eril olanın egemen olduğu kapitalist sistemin insanları.



 



Maskeler var ama insani gerçeklik yok, şiddet var ama direniş yok... direnişin olmadığı yerde de insan olmaktan uzaklaşma, yozlaşma ve aynı fasit daire içinde sürekli dönme hali var.



 



Kitabın gerçeküstü anlatımı, insana sunduğu çıplak ve sert gerçeklikle birleşiyor. Vaat edilen müthiş yemek, insan olan kadının maruz kaldığı çift taraflı şiddetle deforme olan kimliğini midemize bir yumruk indirir gibi sarsarak dağılıyor. Özenilen, kıskanılan bir dünyanın pulları dökülüyor. Ortaya çıkan kadın ise direnmediği sürece insan olmaktan uaklaşmaya mahkum.