Cola’da direniş büyüyor

Coca Cola direnişi mevzilerini büyüterek yol alıyor. Örgütlendikleri için işten atılan Coca Cola’nın dağıtım işçileri 20 Mayıs’ta Dudullu’daki ana depo önünde direnişe geçmişti. 17 Haziran tarihinde de direnişe Coca Cola’nın Yenibosna’daki deposunda bir cephe daha açıldı.

GÜNCEL
Salı, 28 Haziran 2005 (20 yıl 11 ay önce)

Coca Cola direnişi mevzilerini büyüterek yol alıyor. Örgütlendikleri için işten atılan Coca Cola’nın dağıtım işçileri 20 Mayıs’ta Dudullu’daki ana depo önünde direnişe geçmişti. 17 Haziran tarihinde de direnişe Coca Cola’nın Yenibosna’daki deposunda bir cephe daha açıldı.

Sendikal örgütlenmeden haberdar olan Coca Cola, 19 Mayıs’ta Dudulu’da 5 işçiyi kovdu. Arkadaşlarının kapı önüne konulmasına sessiz kalmayan işçiler o gün işbırakatılar. Ertesi gün işyerine geldiklerinde ise hep beraber çıkartıldıklarını öğrendiler. Bunun üzerine 55 işçi direniş bayrağını çekti. Direniş çadırı kuran işçiler, dövizlerin yanında çadırlarını “Coca Cola’da sendikalı çalışmak suç mu? / İnsanca yaşamak bizimde hakkımız / Hani biz bir aileydik. Niçin sokaktayız” yazılı pankart ile de süslediler.

Direnişi duyan Yenibosna’daki işçiler ise iş yavaşlatarak destek verdiler. Coca Cola idarecileri, Yenibosna’daki işçileri, istifaya etmeye, olmadı, direnişe çıkmaya zorladılar, fakat işçiler, yasal düzlemde haksız çıkacaklarını bildikleri için dayandılar. Yenibosna’daki işçiler, Dudullu direnişe çıktıktan sonra, 20 gün boyunca çallıştılar ama kendi deyimleriyle öylesine çalıştılar. Bu durum üzerine Coca Cola idarecileri 30 Mayıs tarihinde taşeron firma olan Trakya Nakliyat’la sözleşmesini fesh ettiğini açıkladı. Fakat gayet kurnaz olan Coca Cola, hem işçilerin direnişe çıkmasını engellemek hem de ihbar tazminatı vermemek için işçilerin çıkışlarını 2 Temmuz’dan itibaren geçerli kıldı. Coca Cola, işçileri, 2 Temmuz’a kadar depoya 3 km. mesafade bulunan taşeron firma Trakya Nakliyat’ın da bulunduğu tır deposunda bekletmeyi planlıyordu. İşçiler 15 gün boyunca o depoda beklediler. Fakat, depodaki diğer 18 firma bu durumdan rahatsız oldu ve Trakya Nakliyat’a baskı yaptı. Bunun üzerine Coca Cola, işçileri, 2 Temmuz’a kadar ücretli izne çıkarmak zorunda kaldı. Coca Cola, işçilere, evlerine gitmelerini salık versede, 52 işçi depo önüne kurdukları çadırla direnişe başladı. İşçiler direnişi iş elbiseleri ile sürdürüyorlar. Bu durumdan rahatsız olan Coca Cola, gönderdiği bir taşeron firma yetkilisi ile, “Coca Cola işçisi olmadıkları bu yüzden o elbiseleri çıkartmaları gerektiği” yönünde baskı yaptı. Fakat işçiler yıllar boyunca bu elbise ile çalıştıklarını direnişi de bu elbiseyle sürdüreceklerini söylediler. Her ne kadar Coca Cola, işçileri kendi işçisi olarak kabul etmese de işçiler bu duruma, “Coca Cola arabası ve elbiseleri ile mal dağıtılken Coca Cola işçisi oluyordukta şimdi mi Cola işçisi olmuyoruz” diye cevap veriyorlar. Nitekim 13 Temmuz’da Kartal İş Mahkemesi’nde ilk duruşması görürecek olan işe iade davası hem alt işveren olan taşeron firma, hem de üst işveren olan Coca Cola alehine açıldı.

Dudullu’da direnişin ilk günü işçiler mal çıkışını engellemişti. Coca Cola idarecileri direnişin diri ruh hali içinde hergün kalşılaşabilecekleri bu durum karşısında mal sevkiyatını bir süre ara bayiler üzerinden sürdürdükten sonra yeni bir depo ve taşeron tuttu. 3 Haziran günü işçiler Ferhatpaşa son duraktaki depoya örgütlenme haklarını savunmak ve kazanmak için engelleme yapmaya gittiler. İşçiler kamyonların çıkışını jandarmalar gelene kadar engelledi. Jandarma robokopları kamyonların çıkışını sağladı fakat işçiler jandarmaya 3.5 tonajlık kamyonlara 7 ton mal yüklendiğini şikayet ettiler. Daha önce trafik polislerinin dikkate almadığı bu şikayete ne hikmetse jandarma kayıtsız kalmadı ve 4 kamyonu çevirip kantara götürdü. Fazla mal yüklendiğinin ortaya çıkması üzerine kamyon başına 2 milyar ceza kesildi.

Sultanahmet adliyesi önünde basın açıklaması ve sonrasında suç duyurusu, Coca Cola’nın Altunizade’deki merkezi önünde ve Taksim Meydanı’nda basın açıklamaları yapan ve DİSK’in örgütlediği 15-16 Haziran yürüyüşüne katılan direnişçi Coca Cola işçileri, 23 Haziran’da da Yenibosna’daki depo önünde de bir eylem yaptı. İşçiler en sık, “Kahrolsun ABD Emperyalizmi”, “İşçilerin Birliği Sermayeyi Yenecek”, “İşçi Düşmanı Coca Cola”, “Colaya Sendika Girecek Başka Yolu Yok” sloganlarını atıyor. İşçiler her eylemlerine olduğu gibi Yenibosna’daki eylemede ailelerini kattılar. Bu eylemde aileler ve işçilerle röportaj yaptık:

Onlar utansın


Alınteri: Sendikalaşma nasıl başladı?
-Gizli olarak arkadaşlarımızla birlik beraberliğimizle başladı. Karşı tarafla birlikte gidip konuşuldu her kesin fikirleri ortak oldu, bir olduk. Böyle oluncada kenetlendik.

A: Sendikalaşmaya niçin ihtiyaç duydunuz?
-380 milyon maaşla çalışıyorsun. Birde geliyorsun burada görevini işini yaptığın halde bir isteğin olduğu zaman hemen kapıyı gösteriyorlar. Emeğin karşılığı bu mu olması lazım, alacağımız cevap bu mu olması lazım?

A: Karşı tarafın direnişe geçtiğini duyduğunuz zaman neler yaptınız?
-Duyduğumuz zaman bizde burda elimizden geldiği kadar yapabileceğimiz kadar bir şeyler yaptık. İşi yaptık ama öylesine yaptık. Karşı tarafın durumuna düşmemek için biz biraz daha tedbirli davrandık. İş yavaşlatma yaptık. Yinede yaptık. Onlar utansız biz değil.

Arkadaşların nereye gidiyorsa sende oraya git


Alınteri: Ne hissettiniz ilk defa bir eyleme geldiniz? Çocuğunuzla geldiniz…
-Ne hissedebiliriz, birden herşeyimizi yitirdik çocuğumuzun ekmeği, bütün masraflarını yitirdik. Sendikalaştıkları için bu hale getirdiler. Hiç beklemediğimiz bir şeydi. İki çocukla kapının önünde kalıcaz başka ne olabilir.

A: Ne düşünüyorsunuz şu an?
-Eşimize destek veriyoruz. O kadar mücadele ettiler. Geri alsınlar artık çıkardıkları işçileri. Herkesin çoluğu var çocuğu var. Evi olan var, kiracı olan var. Zaten yarı maaşımız kiraya gidiyordu. Şimdi o da yok.
-Faturalar hep öyle bekliyor. Evde bebeğimiz var, daha yeni iki buçuk aylık. Geri alınsınlar yani. Sonuna kadar mücadelemizi göstericez. Sırf sendikalı oldukları için işten atılmaları çok saçma birşey. Sonuna kadar desteğimiz vericez eşimize. Gerekirse burada doğuracaz.
-Ben bebeğimi orada büyütüyorum. Orada uyutuyorum.(Direniş çadırını gösteriyor)

A: Colanın işçi düşmanı yüzü sadece burayla sınırlı değil. Mesela Kolombiya’da sendikacıları öldürtüyor.
-Biliyoruz herşeye rağmen desteğimizi vericez.

A: Çevrenizden destek alabileceğinizi düşünüyormusunuz, bu konuda ilgi var değil mi?
-Evet, çok. Özellikle komşularımızı kolayı boykot ettirmeye çalışıyoruz.

A: Şu an siz güvencesiz bir durumdasınız. Özellikle sizin bebeğiniz de olacak. Bu durum sizde nasıl bir duygu yarattı?
-Çok kötü. Daha ilk günden ağladım yani. İlk söylediği zaman oturdum ağladım. Çocuğumuz olacak masraflarımız var, o yüzden.

A: İlk duyduğunuz da siz ne hissettiniz?
-Hiç tepki vermedim. Sonuçta bu hak arama olayı. Hakkını aradığı için sonuna kadar destek veriyoruz. Hiç sen şöyle yap demedim. Arkadaşları nereye gidiyorsa arkasından gitmesini söyledim.
-Her zaman hep beraber. Bir tek kişiyle olmaz bu. Sonuçta hep beraber bir şeye başlamışlar, sonuna kadar gidecekler. Sonuna kadar mücadele etmesini istedim.

A: Çok fazla buna benzer sendikalaşma olayları yaşanıyor. Çünkü herkes eşleriniz gibi asgari ücretle ve kölece çalışıyorlar.
-Bazen 11-12′lerde eve gelebiliyorlar. O saate kadar yalnız oturuyoruz.
-Başkanımıza da söyledi, köle olmak istemiyoruz. Sendikasız çalışılmasını istemiyoruz. Elimizden ne gelirse yapıcaz.

A: İsimleriniz ne?
-Emine Duman -Zarife Duman -Şirin Kısmet

Bu gidişe “dur” dedik


A: İki yakada aynı anda direniş yürütüyorsunuz. Bu pek rastlanan bir örnek değil. İşçilerin birliği açısından güzel bir örnek. Bu birliği nasıl sağladınız?
Ahmet Çakmak: Biz 3 yıldır bu taşeronda çalışıyoruz. Ki gün gittikçe yoksulluğa, sefalete itilmeye başladık. Bireysel, tek başına hak istediğimizde insanlara diyorlardı ki, “Sen beğenmiyorsan çık beğenen çalışsın”. Bu yüzden 5-6 arkadaşımız da atıldı. Bizde baktık ki bu böyle olmuyor. 3-4 arkadaşla “buna nasıl dur diyebiliriz” üzerine konuşmaya başladık. Bir sendikada örgütlenmeye karar verdik.

A: Sendikal tecrübeniz varmıydı?
Ahmet: Daha önceden burada Tez-koop vardı. Sendikayı değiştirmek için 5 yıl çalıştım. Tez-koop beni dışarı attı. İşveren burada, sendikayı yok etmek için üretimi kaldırdı. Çünkü buradaki sendika üretimin sendikasıydı, dağıtımın değil. Bize göre değildi. Sendikaya bu duruma karşı bir şeyler yapmasını, gidip Çorlu’yu örgütlemesini söyledik ama hiçbir şey yapmadılar. Ceplerini doldurup gittiler. Daha sonra personel müdürü bizi çağırıp “Arkadaşlar burada sendika yetkiniz yok. Sendika fesh oldu. İsteyen istifa eder, çalışır” dedi. İstifa etmeden nasıl çalışıcaz, sendika yok. 2000 yılında oldu bu. O zaman insanların maddi durumu iyiydi. Paraları da vardı. Hiç kimse sahip çıkmadı. 3 yıl çalıştık bırak kazandığımızı, hazır parada bitti. Burada emek ettik 3 yıl, ben günde 40 ton mal boşaltıyorum. 4.5 milyonluk yemek parasıyla karın doyar mı?

A: Herkes dibe gelindiğini anladı.
Ahmet: Bizde örgütlenmeye karar verdik. Sendika araştırdık. Coca colayı yıkacak hangi sendikayı bulabiriz dedik. DİSK’i gittik bulduk. Ve örgütlendik. Örgütlenmeden 15 gün sonra işveren duydu. Yinede duymayacaktı ama o karşıdaki arkadaşların hatasından duydu. Karşıda 5 arkadaşı çıkardılar bunlar 50 kişi de kapıya birikti. Coca Cola’nın genel müdürü beni çağırdı. “Siz nasıl böyle tecrübeli davranıyorsunuz? Karşıda 55 işçi kapıda siz niye bırakmıyorsunuz?” dedi. Bizde “Hayır, beni sen kapıya koyacaksın ben değil” dedik. Ben koyarsam beni şuçlu gösterecek. Ben o arkadaşlar direnişe çıktıktan sonra burada 20 gün mal taşıdım. En sonunda burada bizi içeri topladılar, imza attıracaklar. “Bizim avukatımız var, gelsin yazıyı okusun uygunsa imza atarız” dedik. İmza atmadık. Bizi çıkarttılar kapıya. Cuma günü çıkarttı, Pazartesi biz işe geldik. Gelmiyelim diye servisleri kaldırmışlar. Pazartesi buraya geldik. İşveren Trakya Nakliyat’ın bir tane kukla paralı adamını gönderdi, “Arkadaşlar sizin yaptığın yasal değil” dedi, Coca Cola’nın elbisesini giymemiz sebebiyle. Niye ben 15 yıl bu elbiseyi giydim. Onu çıkaracaksın sivil duracaksın dedi. Hayır dedik “Biz bu elbiseyle hak istiyoruz”. Sizin burada durmanız uygun değil dedi. Nerede duracaz? Şirketin adresi var, tır garajı dedi. 15 gün garajda kaldık. Ondan sonra size kahve tutalım dediler. “Biz işçiyiz bizi kahvede oturtamazsınız adresimiz nereyse orada bekleriz” dedik. Orada bekledik. Tır garajında 18 tane firma var, rahatsız oldular. Bizim taşerona baskı yaptılar. Bu adamların burada ne işi var dediler. Bu adamlar Coca Cola’nın işçisi tır garajında ne dolasıyor başı boş. Ve ayın 8′inde bizi ücretli izine çıkardılar. Bize dediler ki, izinlisiniz evinize gidebilirsiniz. Hayır bizim işyerimiz burası 15 yıl burada emek vermisiz burada bekleyeceğiz. Şimdi buradayız hakkımızı alana kadar -hakkımız derken para değil, sendikalı ve örgütlü olarak burada işçi olarak çalışıcağız. Kim alırsa alsın taşeron da alsa sendikalı olarak geri dönecez.

Umut saçıcaz…


A: Ekmeğin dışında bu direnişten en çok kazanmak istediğin şey nedir?
Hacı İbrahim: Onurumuzu ve bir yerde de işçi sınıfının birlik olduğunu göstermeyi.

A: Burada kendinden başka neye güveniyorsun?
H. İbrahim: İşçilere güveniyorum. İşçilerin birliğine güveniyorum. Türkiye’deki işçilerin desteğine güveniyorum.

A: Ama bugün Türkiye’de sınıf dayanışması biraz zayıf. Bu güvenini kırar mı?
H. İbrahim: Hayır, o zaman kendime güveniyorum.

A: Biz senin öfkeni çok iyi anlıyoruz…
H. İbrahim: Öfke değil. Öfkeyle beraber umut saçıcaz.

A: Sermeyenin en çok yaptığı şey süreyi uzatıp yıldırtmak çabasıdır…
H. İbrahim: Bizim bugün 34. günümüz. Yılmayacağımızı, umudumuz kırılmadığını, birlik olduğumuzu gösterdik onlara.

A: Direnişe başladıktan sonra kendinde değişiklikler olduğunu hissediyormusun? Senin için neler değişti.
H. İbrahim: Benim düşüncem birinci günde neyse bugünde aynı.

A: Eve gidiyorsun, yolda bir sürü fabrika görüyorsun, bu sana ne düşündürüyor.
H. İbrahim: Gücüm yetsede bütün işçilere tek tek anlatabilsem. Tabi benim fikrimde olmayan işçilerde var. Kendi fikirleri olan. Onlara da gücüm yettiğince, dilim döndüğünce anlatabilsem.