19 Aralık katliamıyla F tiplerine atıldılar. Beş yıldır tecrit/izalasyonla “islah” edilmeye çalışılıyorlar. Ama herşeye rağmen teslim alınamıyorlar. Onlar direndikçe, örgütlü kişiliklerinden ödün vermeyip devrimci yaşamı sürekli geliştirdikçe daha bir kuduruyor faşist namlular. Kanlı bir operasyonla geldikleri Tekirdağ F Tipi'nden, devrimci tutsaklar yine operasyonla Bolu F Tipi ve Tekirdağ 2 No'lu F Tipi'ne sürgün edildi.
Saldırının amacı açık: Örgütlü duruşu parçalamak, tecriti daha da arttırmak hücreler arası mesafeleri açıp her türlü “etkileşimi” minimalize etmek...
Operasyonla ilgili tutsakların ortak basın açılamasını yayınlıyoruz:
“Basına ve kamuoyuna:
30.07.2005 günü sabah saat 05:30 – 06:00'da kaldığımız hücrelere baskın yapılarak 29 arkadaşımız başka hapishanelere sürgün gönderilmiştir.
Diğer katliam ve operasyonlardan da gayet iyi tanıdığımız faşizm, aynı katliamcı tarzını devam ettiriyor. Konulduğumuz bir ve üç kişilik hücrelere sabah 05:30 – 06:00'da, henüz insanlar uykudayken kalabalık bir şekilde asker ve gardiyanlar baskın yapıp, don – gömlek bir şekilde arkadaşlarımız dayak ve işkence eşliğinde kaçılırıp götürülmüşlerdir.
Götürülen 29 arkadaşımız; Nurettin Erenler, Mehmet Kulaksız, Kenan Günyel, Celal Yayla, Tekin Tangün, Ercan Kutlu, Erdal Koç, Aslan Bahar, Mustafa Tosun, Serdar Karaçelik, Barış Ateş, İnan Gök, Taylan Aydoğdu, Hüseyin Özen, Ercan Gökoğlu, Cemal Ağırman, Ali Koca, Kaan Kurtuluş, Bülent Kemal Yıldırım, Veli Canik, Ali Baba Arı, Hüseyin Çevik, Selahattin Gedik, Memik Horuz, Taylan Baltacı, Halil Gündoğan, Baysal Demirhan, Baki Yaş, Osman Nuri Ocaklı'dır.
Ayrıca aynı gün aynı saatlerde Muzaffer Öztürk arkadaşımızıda baskın operasyonla tekli hücreye götürülmüştür.
Baskın operasyon sonrasında saldırıya uğrayıp yaralanan arkadaşlarımız: Ali Rıza Eren, Sinan Yıldırım, Kemal Ayhan, Erdoğan Kaldi, Cengiz Temel, Mustafa Çapardaşa, İnan Doğan, Fırat Özçelik, Şükrü Duman ve Ramazan Aydın. Yapılan operasyonda sırtlarında, ellerinde, bacaklarında, kafalarında ve gözlerinde şişlikler, morluklar oluşmuştur. Kimi arkadaşımız hapishane revir doktorundan rapor almışlardır.
F tipi hapishanelerde beş yıldır devam eden tecrit/izalasyon yeni yasal düzenlemelerle daha bir katmerlenmiştir. Daha önce birkaç örnekle sınırlı kalan sürgün sevk uygulaması yeni Ceza İnfaz Kanunu ile birlikte direnişimize, örgütlülüğümüze yönelik olağan bir saldırı silahına dönüştürülmüştür.
Tecrite/izalasyona karşı süregelen direnişimiz başlangıcından bugüne kararlılığından hiçbir şey kaybetmemiştir. Direnişimiz, bu direnişimizin öznesi olan devrimci direnişçilerimiz ve halkımız eninde sonunda tecrit/izalasyon terörünü yenecektir. Buna hiç kuşkumuz yoktur.
Meşruiyeti olmayanlar ellerindeki güç ve olanaklarla biz devrimci tutsaklara boyun eğdirebileceklerini, irademizi kırabileceklerini sanıyorlar. Oysa biz haklı bir davanın savunucuları ve savaşçılarıyız. Bu yüzden meşruyuz ve güçlüyüz.
Şuçlular yaptıklarıyla tarihin ve halkın huzurunda şuçlu olduklarını biliyorlar. Gizli kapaklı iş çevirmeleri, alacakaranlık operasyonları, aile ve avukat görüşlerinin olmadığı günleri şeçmeleri bundandır. Ama boşuna! Sürgün sevklerle direnişimiz gücünden hiçbir şey kaybetmeyecektir. Bilakis götürüldüğümüz yer “cehennem”de olsa tecrit/izalasyon terörüne karşı direnişimizi oralara yayarak büyüteceğiz.
Yeni saldırılarla katmerleşmiş tecrit/izalasyonla bizi teslim alacaklarını sanan egemenlere bunun boşuna bir çaba olduğunu, bunun böyle olduğunu anlamak için tarihe bakmalarını hatırlatıyor; sürgün sevk uygulamasına tabi tutulan arkadaşlarımızın geri getirilmesini istiyor ve sürgün sevklere de son verilmesini istiyoruz.
Demokratik duyarlı kamuoyunu, tecrite ve sürgün sevklere karşı duyarlı olmaya ve haklı direnişimize destek vermeye çağırıyoruz.
Hasan Polat, Bayram Kama, Hasan Rüzgar, Aysel Güldoğan, Aytunç Altay, Murat Karayel, Tuncay Bozkurt”