Kondudan durağa “kentsel dönüşüm”

Alibeyköy Güzeltepe'de, kentsel dönüşüm çerçevesinde yapılan gecekondu yıkımlarından sonra sokağa atılan altı aile, iki haftadır, otobüs durağında yaşıyor.

GÜNCEL
Salı, 9 Ağustos 2005 (20 yıl 8 ay önce)

Alibeyköy Güzeltepe'de, kentsel dönüşüm çerçevesinde yapılan gecekondu yıkımlarından sonra sokağa atılan altı aile, iki haftadır, otobüs durağında yaşıyor. Emekçilerin sığındığı durakların ön tarafı yıkılan kondulara, arka tarafı ise Çobançeşme Toplu Konutları'na bakıyor. İki aile ise yıkılan evlerin yerlerine kurdukları çadırlarda barınmakta.

Yıkım öncesi gecekondularda oturan kiracılar defalarca belediyeye gidip "mağduriyetlerini" beyan etmişlerdi. Fakat belediye kiracılara, “Biz sizinle muhattap olmayız!” diyerek gecekondu sahipleri ile görüşmüş, gecekondu sahiplerine sosyal konutlarda ev vererek, anlaşmıştı.

Hemen hepsi enformel sektörde çalışan işçi aileleri olan kiracılar ise yok sayıldılar ve sokağa atıldılar. 30 yıllık gecekondularda 80 ila 120 milyon arası değişen kira bedelleri ile oturan aileler, kiralık evlerin 400 milyon civarında olması ve zaten ailede çalışan bir kişinin de 450-500 milyon arası ücret alması sebebiyle bir ev tutamıyorlar.

[foto]durakkondu2.jpg[/foto]

6 aileden 4'ünde çalışan var; diğer ikisinde ise yok. Çalışanlardan biri Kağıthane'de bir fabrikada şöför, biri temizlik işçisi, biri Topkapı'da bir matbaada çalışıyor, bir diğeri ise konfeksiyon işçisi...

“Kira öder gibi konut sahibi olma” kampanyasına başvurup başvurmadıklarını sorduğumuzda ise; bize, durakta yaşamak zorunda olan ailelerin hiçbirinin ne 1 milyar peşinat ne de 200 milyon taksit ödeyemeyeceğini anlattılar.

Onlar, barınma haklarını istiyorlar. O da ücretsiz değil: İstedikleri sadece sosyal konutlarda ödeyebilecekleri bir fiyatla, kiralık bir ev. Siyasal iktidarın sosyal konutlardaki evleri mağdurlara değil yandaşlarına verdiğini anlatıyorlar. Okmeydanı'nda oturan bir emekçiyle yapdığımız sohbette, Okmeydanı'nda yaşanan yıkım sonrası bir kiracının sosyal konutlara 80 milyon kira ile yerleşirildiğini anlatması Güzeltepeli emekçileri doğrular nitelikte.

[foto]barinma_hakki.jpg[/foto]

Televizyonlara çok öfkeliler. Bu öfkenin sebebi televizyonların onları ya "terörist" ya da "dilenci" olarak yansıtması. Onlar ise dilenmediklerini ve kimseden de yardım beklemediklerini; tek istediklerinin barınma hakkı olduğunu söylüyorlar.

Yıkım gününü, kurulan barikatları ve medyanın en çok kullandığı şey olan maskeleri soruyoruz. “Beykoz halkı gibi etten duvar örüp dayak yiyeceğimize normal barikat kurup gaz bombası yemeyi tercih ettik diyorlar, gaz bombalarını biliyoruz maske takmayıp da ne yapacaktık.”

[foto]kentsel.jpg[/foto]

Birçok yıkımda kiracılar eşyalarının nereye götürüldüğünü dahi bilmez. Yok sayılan kiracıların eşyaları yıkılacak binadan çıkartılıp belediyenin depolarına götürülür ve kiracıların başlarının çaresine bakması istenir. Onlar eşyalarını bırakmadılar, başlarını ise buldukları bir otobüs durağına soktular. 2005 Türkiye'sinde kentsel dönüşüm saldırısının çarptığı 6 aile durakta yaşıyor. Çünkü bu sistemde “adalet”in de yok sayılmamanın da birinci şartı mülk sahipliğidir. Bugüne kadar İstanbul'da yaşanan tüm yıkımlarda, yıkım kapsamında olan işçilerin tümü gibi kendi deyimleriyle mağdur oldular; ama onların “Şeriatın kestiği parmak acımaz” ve “kader” deyip çekip gidecek "lüksleri" bile yok...