DPG, Cola işçisinin ziyaretindeydi

GÜNCEL
Pazar, 7 Ağustos 2005 (20 yıl 8 ay önce)

Devrimci Proleter Gençlik (DPG) olarak 4 Ağustos günü direnişte olan Coca Cola işçilerine destek olmak amacıyla Yenibosna’ya gittik. Hatırlanacağı üzere İstanbul’da 20 Mayıs tarihinde Dudullu deposunda başlayan direnişe 17 Haziran’da Yenibosna deposu da katılmıştı. Cola işçilerinin sendikalaşmalarına tahammül edemeyen patron 5 işçiyi işten atmış, diğer işçileri ise sendikadan istifaya zorlamıştı. Bunun üzerine diğer işçiler de atılan arkadaşlarına destek olmuş ve beraberce direnişe geçmişlerdi...

Sefaköy’ün içinden geçtikten sonra, uzun bir yokuştan inip Sefaköy’ü Yenibosna'dan ayıran derenin üzerine geliyoruz ve devam edip fabrikaya doğru ilerliyoruz. Güneşin sıcağını tenimizde nasıl hissediyorsak direnişin sıcaklığını da yüreklerimizde öyle hissetmeye başlıyoruz. Fabrikanın sokağına yaklaştığımızda sokağın köşesinde bizlere meraklı bakışlarla bakan işçileri görüyoruz. İçimizden bir yoldaşı tanıyan bir işçi hemen elini uzatıyor, ardından bir diğer işçi elini uzatıyor ve bir diğer, bir diğeri… Hepimiz bütün işçilerle tokalaşıyoruz. Mutlu gözler, kararlı yürekler, sıcacık eller birbirleriyle buluşuyor. Hemen sohbete koyuluyoruz. Direnişi nasıl ördüklerini soruyoruz onlara, bir diğerimiz işverenin tavrını soruyor, bir önceki gün yapılan saldırı hakkında konuşuyor, bir diğerimiz örgütlülüğün önemi hakkında sohbet ediyor, bir diğerimiz taşeron firmada nasıl örgütlülük yarattıklarının deneyimini soruyor.

“Önce 5′tik 10 olduk, 10′ken 20, 20 iken 30 olduk ve bu böyle gitti. Ama herşey gizli oldu, kimsenin kimseden haberi yoktu, fabrikanın patronu bile ‘ siz 2 kişi yanyana gelemiyordunuz nasıl oldu da bu kadar adam yanyana geldiniz?’ diye bize sordu.” Bu böylece devam ediyor.

İşçiler her gün saat 17:30′da fabrikadan çıkan servis araçlarını sloganlarla karşılıyor ve daha sonra tekrar beklemeye koyuluyorlar. Saatler 17:30′a yaklaştığında fabrikanın servis çıkışları olacağı için hemen yanıbaşımızda bekleyen polisler hareketleniyor. Bir gün önce işçilerle çatışan polislere duyulan öfke her bir işçinin gözlerinden okunabiliyor. Polisler sendika yöneticileri ile görüşüyorlar, “servis araçlarına zarar vermeyin, onlara laf atmayın” diyorlar.

İşçiler bizleri aralarına alıyorlar ve yolun ortasına geçiyoruz. Alkışlarımızı patlatıyoruz ve başlıyoruz sloganlara, “İş, Ekmek Yoksa Barış da Yok”, “Yaşasın Cola Direnişimiz”, “Zafer Direnen İşçilerin Olacak”, “İşçilerin Birliği Sermayeyi Yenecek”, “Direne Direne Kazanacağız”, “Sendika Hakkımız Söke Söke Alırız”... daha birçok slogan işçilerin kararlı yumrukları ve gür sesi ile buluşuyor. Fabrikadan çıkan servis araçları, çevredekiler, otobüsle yanımızdan geçenler bizleri ilgi ile izliyor. Kimisi kornasına basıyor, kimisi el sallıyor.

Sloganlar yaklaşık 15 dakika boyunca hiç susmuyor, coşku ve kararlılıkla yumruklar sıkılı bir biçimde patlıyor. Alkışlarla son bulan gösterinin ardından bir arkadaşımız işçilere Nazım’ın “Türkiye İşçi Sınıfına Selam” şiirini okuyor sonra bir diğer arkadaşımız Bülent Celal’den “Uzlaşma Yok” şiirini okuyor son olarak da bir arkadaşımız işçilere türkü söylüyor. Daha sonra sıcacık, kararlı ellerle vedalaşıyor, meydanlarda, alanlarda tekrar görüşmek yanyana olmak umuduyla oradan ayrılıyoruz.

DPG Okurları