Kolektif yaşam iksiri

Yaşanacak Dünya okurlarından bireyselliğe izin yok! Tembellik hakkı da kolektifleştirildi

DÜNYA
Perşembe, 9 Ağustos 2007 (18 yıl 8 ay önce)

Yaşanacak Dünya okurları 28 Temmuz – 04 Ağustos arasında Fransa’nın Akdeniz kıyısında emeğin, dostluğun, üretimin ve kolektifin harmanında buluştu!..

Her yönüyle dolu dolu yaşanan bir haftalık emeğin, dostluğun, üretimin ve kolektifin harmanı olan kampımızı bir emekçi "Keşke bütün yaşamdaki ilişkiler böyle olsa..." diye tanımlıyordu. Ailesi ile birlikte uzun yıllar tatil yapmaktan yoksun kalmış bu emekçi, ilk akşamki toplantıda; “Günü birlikte geçirmeye ne gerek var. Akşamları karavana gelip, sabahları ayrılalım” diyordu. Ortak yapılan program dahilinde bir hafta boyunca paylaşımın, ortak üretimin tadına varmanın keyfiyle, kolektif yaşam iksirini içmişti. Bireysel, bencil algılayıştan toplumsal düşünmeye geçiş sağlanmıştı.

Çünkü bu bir haftada farklı işleyen bir toplumsal ilişkiler biçimi vardı. İnsana dair olan her şey özel mülkiyet ilişkilerinin tekelinden çıkartılmıştı. Bir hafta içerisinde paylaşılan yaşam, hiçbir karşılık beklemeksizin teklifsizce bir dayanışma içerisinde akıyordu.

Evet bu bir dinlence, tatil kampıydı. Fakat paranın bastırılıp her şeyin önüne yığıldığı bir tatil değil, olanaksızlıkların içerisinden türetilmiş, herkesin katılabileceği ve katacağı şeylerin olduğu bir dinlenceydi. Bu dinlenceden, yaşamın içerisindeki bıktırıcı sorunlara karşı koymak, bunların köklü değişimi ekseninde toplumsal savaşımı güçlendirmek için enerji ve güç biriktirerek çıktık. Ortak tatilin keyfi yarım kaldı ama hepimizi yaşamda birlikte olmanın keyfi sardı.

Avrupa’nın farklı ülke ve kentlerinden arabalarla yola çıktık. Herkes uzun ve zahmetli ama keyifli bir yolculuk sonrası kamp alanına ulaştı. Fransa’nın Akdeniz kıyısında buluşmuştuk, o kadarı da olacaktı. Dostça, yoldaşça kucaklaşmalar yol yorgunluğunu alıp götürdü.

Yaşanacak Dünya kampı

Kolektif çıkılan bir yolculuk


Altışar kişilik 9 karavan ve 1 çadır yeri kiralanmıştı. Karavanların iç dizaynı internet üzerinden bize yansıtılan gibi değildi. Yastık ve üstüne örtünecek bir şeyin olmaması da cabası. Sahil de söylenenden daha uzak bir yerdeydi. Ama ne gam...

Hep birlikte hazırlanıp yenilen akşam yemeği ve bir haftalık kamp programının tartışılıp zenginleştirildiği toplantıyla buradaki yaşam alanına yerleşmeye başladık. Bu ilk ortak toplantıyla organize edenler-katılanlar ayrımı ortadan kaldırılarak, buradaki bir haftalık yaşamın sorun ve güzellikleriyle birlikte göğüslenip örülmesi bilince yerleşmeye başlamıştı.

Keyifli ve üretken zamanlar


Hep bir arada Akdeniz’in tuzlu, temiz ve vücudu kendine getiren serin suyuna girmenin, su içinde ve plajda oynanan oyunların tadı bir başkaydı. Birkaç kişiyle ya da tek başına suya girip sonra kös kös güneşlenmenin ötesinde bir zenginlik taşımıştık Akdeniz kıyılarına. Fransa’nın en eski 3 köyünden biri olan, ta Roma döneminden kalan Agde ve sahili, tarihinde böylesi bir kesit yaşamamış olsa gerek. Sahilde voleybol, yakan top normaldi de su içinde çekilen halay sahil güvenliğini şaşırtmıştı. Yanımıza kadar gelip “Siz aile misiniz” sorusuna, hep bir ağızdan aldığı “evet” yanıtı, büyük bir ailenin Agde’yi saran sıcaklığını yansıtıyordu.

Altmış kişinin günde üç öğün yemek sorunu, her öğünde beş nöbetçinin görev almasıyla çözülüyordu. Bir haftalık yaşamda kolektif hareket etme ruhu o kadar içselleşmişti ki çeşitli nedenlerle geç kalan nöbetçinin, geride kalan işin yarattığı boşluk hemen bir başkası tarafından yükünmeksizin dolduruluyordu.

Kendini daimi nöbetçi olarak tayin edenimizde vardı. Bu işlerin organizasyonunda önceden belirlenmemiş doğal otorite haline geldi. Bu daimi nöbetçi neyin nerede olduğu ve nasıl çözüleceği konusunda bilir kişimizdi. Gönüllü olarak yaptığı bu işle kazandığı yetki ortak yaşamın özellikle tüketmeye dönük sorunlarında hiçbir karmaşanın yaşanmasına zemin sunmadı.

Sadece mideyi değil ruhu da doyuran nöbetçilerimiz oldu. Onlara sıra geldiğinde masalardan çiçek, fondan müzik eksik kalmıyordu.

Yaşanacak Dünya kampKıran kırana geçen satranç ve pinpon turnuvaları ayrı bir hava yarattı. Maçlar son güne yakın zamanda anca tamamlanabildi. Kazananlar mütevazı ödüllerinden mahrum kalmadı.

Kamp alanında oynanan mendil kapmaca, dışımızda yer alan karavanlarında büyük ilgisini çekti. Oyuna dahil olan Fransızlar ve çeşitli uluslardan insanlar kardeşleşmenin güzel örneklerini sergilediler.

Kamp alanında kendi başına getto bir grup değil, çevresiyle etkileşim içerisinde olan ve kaynaşan bir topluluk olduk. Yaratılan kaynaşma ile yemeğe davet edildik, yemeğe davet ettik. Bölgeye has midye yemeğini kampta dışımızdaki insanların yardımı ile yaptık. Sakat ve yaşlılar için çalışan Fransızlara ait bir derneğin yaptığı çekilişe katılarak hem onların faaliyetlerini güçlendirmiş hem her birimizde hatıra kalacak olan hediyeleri aldık. Hem de farklı düzeylerde ilişkiler geliştirmiş olduk.

Çocukların iki günlük durumu anlama halinden sonra kendi aralarında yakaladığı kaynaşma harikaydı. Birlikte oynadıkları oyunlar, yaptıkları resimler, hareket seyirleri ile geleceğin temsilcilerinin yetenek ve eğilimlerini ortaya sermeleri bir zenginlik yarattı. İşte bu kuşak geleceğimizi temsil ediyordu.

Kimi akşamları kamp alanına kurduğumuz açık hava sineması görmeye değerdi. Beynelmilel ve Cennetin Çocukları’nı bu açık hava sinemasında izledik.

Alınterimle Buradayım kampanyamızın nedenleri, içeriği ve seyrini tartıştık. Oldukça katılımcı ve canlı bir tartışma zemini oluştu. Etkinliklerimizde ilk kez yer alan arkadaşların sorunları, kendilerini ve kampanya bağlamında yapılabilecekleri ifade edişlerindeki etkinlik anlamlıydı. Daha ileri hedefleri vurmanın koşullarını gördük.

Renkli ve zengin sorularıyla gerçekleştirilen bilgi yarışmasını nokta ekibi kazandı. Kazanmanın faturasını bulaşık yıkamakla ödeseler de onları bekleyen hediyeleri de vardı.

Şehri keşfe çıktığımızda bu şirin yerin Fransa’nın en eski 3 köyünden biri olduğunu öğrendik. Mimari yapıda tarihi dokunun kendisini koruduğunu gördük. Roma zamanından kalmış daracık sokaklar, taş yapılar tarihte bir yolculuğa çıkardı bizi. Bu mimariyi ören elleri ve onların niyetlerini düşündük. Kim bilir hangi duyguları yaşadılar, akıllarından neler geçti… 840 yılında yapılmaya başlanıp 870 yılında tamamlanmış olan kiliseyi dolaşırken tarihin karanlık yüzüyle bir kez daha karşılaştık. Kilisenin altındaki zindanlar, baltayla kafa kesilen ağaç sehpa karşıladı bizi. Kan üzerine kurulan egemenliklerin iğrenç yüzünü bir kez daha gördük. Tarihsel ilerlemenin düzeyini, bugünün koşullarını ve insan yaşamının baskı ve sömürüden uzak nasıl kolaylaştırılabileceğini bilincimizde tartıştık.

Büyük bir istekle beklenen at çiftliğine gezide en büyük hazzı, iki üç defa ata binerek çocuklar aldı. At binmenin tadını çıkaran büyükler de vardı.

Yaşanacak Dünya kampı

Yeniden buluşmanın kapısı "ayrılık" vakti


Son akşam kültür komitesi mini bir gece hazırlamıştı. Köln gençliğinin kurduğu Radyo Komünya’nın tanıtımı yapıldı. Kampa gelemeyen gençlerin duygu dolu mesajı okundu. Orada oluşturulmuş şiir topluluğu çıktı sahneye. Bu işi bilenler ve daha önce yapmışlarda vardı içlerinde, hayatında ilk defa şiir okuyanlarda... Birlikte oldukça iyi bir şiir dinletisi sundular.

Ardından yine orada oluşan koro çıktı sahneye. Önce her biri halk türkülerinden, sanat müziğine geniş bir yelpaze de şarkılar söylediler. Bir de Almanca parça söylendi. Ardından birlikte marşlar okudular. Bayrak marşı söylenirken "Orak-Çekiç-Silah-Yıldız Bayrağımız" sloganı yankılandı kamp alanında.

Organizasyonu gerçekleştirenlere, emek katanlara ve turnuva ve yarışma birincilerine ödülleri verildi. Katılımcılardan birisinin önerisi ile cezaevleri için bağış toplandı. Bir ananın yaptığı uyarılar tutsak yoldaşlar için beklenenin üzerinde bir miktarın toplanmasını getirdi.

Mini gecenin sonunda son kez hep birlikte sahile inildi. Bir haftalık kamp süreci ve etkileşimler konuşuldu. Bu bir haftalık kesitten herkesin kendince çıkardığı anlamlı sonuçlar vardı. Özellikle kadınlar açısından bu topraklarda yaşanan yalnızlaşmanın boyutları, çevrede nitelikli ilişkilerin yoksunluğu, sıkışmışlık, bunun yarattığı buhran ve kamp alanında yaşamın yeniden keşfi de geldi dile. Tonlarca para döküp bireysel düzlemde yapılan tatillerle, burası kıyaslanarak böylesi bir ortamda olmanın yarattığı kıvançta dillendirildi.

İnsana dair şeylerin parayla yaşanmasının ve bunun satın alma ilişkisi üzerine kurulamayacağının üzerine kuruldu cümleler. Uzun zamandır böylesi ortamlardan uzak kalmış olmanın yarattığı burukluk ve kolektifle yeniden buluşmanın yarattığı haz da ifade edildi. Hemen herkes kamp süresinin kısalığından yakındı. Sonrakilerin iki haftaya çıkartılması dile getirildi.

Burada sağlanan etkileşimle yeniden buluşmak için sonraki kampların beklenilmemesi gerektiği, kampanya bağlamında yapılacak etkinlikler ve çeşitli aktivitelerde burada yakalanan ilişkinin güçlendirilmesinin altı çizildi. Toplanılan güç ve enerjinin yaşama taşınmasının önemi vurgulandı. Bir gencin “Burada birçok kardeş, abi, abla, ortak edindim bunun yaşamda sürmesini istiyorum. Benim için burada herkesten ayrılmak zor ama her şey tadında bırakılmalı, tatil için bir hafta yeter" çığlığı yeni buluşmalara dair zemini ele veriyordu.

Gece vakti Akdeniz sahilinde şarap kadehleri bu tür ortamları büyütmeye kaldırıldı. Söylenen türküler, çekilen halaylarla yeni buluşmalar için sözler verildi…

Kamp komitesi Agde hatırası olarak herkese kart dağıttı. Kartlarımızda şunlar yazıyordu:

"Her türlü bireyciliğe, yozlaşmaya, yoksunlaşmaya karşı; her zaman yaşamın zorluklarını birlikte aşmak, güzellikleri birlikte paylaşmak dileğiyle, emeğin, dostluğun, üretimin ve kolektifin harmanında buluştuk. Buradan aldığımız enerjiyi yaşama ve yarına taşıyacağız!..."